Çanakkale’nin tam ortasından geçen, yıllardır herkesin konuştuğu ama bir türlü gerçek anlamda sahip çıkılmayan büyük bir değer.

Bazı şehirlerin meydanları vardır. Bazılarının tarihi caddeleri. Bazılarının kuleleri ya da nehirleri.

Çanakkale’nin ise tam şehir merkezinden geçen çok önemli bir avantajı var, Sarıçay.

Ama ne yazık ki yıllardır bu avantajı değerlendiremeyen bir şehir görüntüsü veriyoruz.

Üstelik mesele sadece görüntü de değil. Sarıçay artık uzun süredir; pisliğiyle, bakımsızlığıyla, plansızlığıyla, ve çözülmeyen yetki karmaşasıyla gündeme geliyor.

Oysa benim çocukluğumda Sarıçay başka bir yerdi.

Barbaros Mahallesi’nde büyüyen biri olarak çok iyi hatırlıyorum.Balık tuttuğumuz yerdi. Karşıya yüzerek geçtiğimiz yerdi. Kenarında oturup saatler geçirdiğimiz yerdi.

Şimdi dönüp baktığımızda ise yıllardır aynı döngünün içinde sıkışıp kalmış bir görüntü görüyoruz.

Her seçim döneminde birkaç geçici çalışma, bir temizlik görüntüsü, kısa süreli düzenlemeler, sonra yine unutulan bir Sarıçay.

Halbuki mesele sadece temizlik yapmak değil. Mesele, şehir vizyonu ortaya koyabilmek.

Bugün Eskişehir denildiğinde insanların aklına sadece binalar gelmiyor. Porsuk Çayı geliyor. Gondollar geliyor. Yürüyüş yolları geliyor. Sosyal yaşam geliyor.

Çünkü orada şehir içinden geçen su yolu, şehrin yükü değil değeri haline getirildi.

Dünyada bunun onlarca örneği var.

Amsterdam kanallarıyla marka şehir oldu. Brugge su yollarıyla milyonlarca turisti çekiyor. Hamburg şehir içi su hatlarını ekonomik değere dönüştürdü. Copenhagen modern şehircilik anlayışını suyla bütünleştirdi.

Biz ise Çanakkale gibi tarihi, kültürü ve coğrafyasıyla dünyanın en özel şehirlerinden birinde, Sarıçay’ın ne olacağına hâlâ karar veremiyoruz.

Çünkü yıllardır çözülmeyen temel problem belli , Yetki karmaşası.

Belediye ayrı düşünüyor, kurumlar ayrı düşünüyor, sorumluluk dağılıyor, ama sonuçta ortaya çıkan tablo değişmiyor.

Vatandaş kurumların hangisinin yetkili olduğunu değil, neden sonuç alınamadığını sorguluyor.

Ve artık açık konuşmak gerekiyor,

Sarıçay günü kurtarma anlayışıyla yönetilemez.

Burada yapılması gereken şey; uzun vadeli, tek elden yürütülen gerçek bir şehir dönüşüm projesidir.

Öncelikle taşkın güvenliği tamamen çözülmeli. Dip temizliği düzenli hale getirilmeli. Düzensiz yapılaşma ve kötü görüntüler kaldırılmalı. Balıkçı barınağı modernize edilmeli. Yürüyüş ve bisiklet yolları yapılmalı. Çocuklar ve aileler için sosyal yaşam alanları oluşturulmalı.

Sarıçay’ın çevresi; çay bahçeleri, kafeler, restoranlar, seyir terasları, kültürel etkinlik alanlarıyla yaşayan bir merkeze dönüşmeli.

Ve artık T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bu konuya doğrudan el koymalıdır.

Yetki karmaşası sona ermeli, proje tek elden yürütülmeli ve Çanakkale’ye yakışan örnek bir dönüşüm kesin olarak hayata geçirilmelidir.

Millet Bahçesi konseptiyle hazırlanacak kapsamlı bir proje; Çanakkale’nin tarihine uygun mimarisi, modern sosyal alanları, ışıklandırılmış köprüleri, yürüyüş yolları ve turizme katkı sağlayacak yapısıyla Sarıçay’ı şehrin yeni vitrini haline getirebilir.

Çünkü Sarıçay sadece bir su yolu değil.

Şehrin hafızası. Çocukluğumuz. Hatıralarımız. Ve doğru değerlendirilirse Çanakkale’nin geleceği.

Artık seçimden seçime hatırlanan değil, gerçekten yaşayan bir Sarıçay görmek istiyoruz.

Çünkü Çanakkale’nin kalbinden geçen bu güzellik, yıllardır beklediği değeri fazlasıyla hak ediyor.