Son dönemde Çanakkale'de en çok duyduğum sorulardan biri şu: "Param olsa eve mi yatırsam, faize mi koysam?" Aslında bu sorunun tek bir doğru cevabı yok.
Çünkü bugün faiz hiç olmadığı kadar güçlü bir alternatif haline geldi.
Bankaya para koyuyorsunuz, her ay hesabınıza gelir geliyor. Üstelik kiracıyla uğraşmıyorsunuz, tadilatla uğraşmıyorsunuz, emlakçıyla uğraşmıyorsunuz.
Bu yüzden birçok kişi son iki yıldır mevduatı tercih ediyor.
Ama işin uzun vadeli tarafına baktığımızda tablo biraz değişiyor.
Özellikle Çanakkale gibi gelişmeye devam eden şehirlerde.
Önce mevcut durumu konuşalım.
Bugün piyasada ciddi bir nakit sıkışıklığı var.
Sanayici tahsilat yapamamaktan şikâyetçi.
Esnaf satış yapamamaktan şikâyetçi.
Müteahhit konut satamamaktan şikâyetçi.
Emlak sektöründe herkes aynı cümleyi kuruyor:
"Yaprak kıpırdamıyor."
Gerçekten de öyle.
Çünkü piyasadaki para önemli ölçüde bankalara park etmiş durumda.
Yüksek faiz ortamında insanlar risk almak yerine beklemeyi tercih ediyor.
Bu nedenle bugün Çanakkale'de birçok konut satılık ilanında uzun süre alıcı bekliyor.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var.
Bugün yaşanan durgunluk, konutun değerini kaybetmesinden değil, ekonomideki nakit sıkışıklığından kaynaklanıyor.
Çünkü rakamlar başka bir şey söylüyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre Balıkesir-Çanakkale bölgesinde konut fiyatları son bir yılda yüzde 26'nın üzerinde artış gösterdi. Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşen bu artış, Çanakkale'nin hâlâ güçlü bir yatırım bölgesi olduğunu ortaya koyuyor.
Üstelik Çanakkale sıradan bir şehir değil.
Bir tarafta 1915 Çanakkale Köprüsü.
Bir tarafta gelişen organize sanayi bölgeleri.
Bir tarafta büyüyen turizm.
Bir tarafta üniversite ve öğrenci nüfusu.
Bir tarafta sürekli göç alan yaşam kalitesi yüksek bir kent.
Bütün bunlar konuta olan ihtiyacın devam edeceğini gösteriyor.
Şimdi basit bir hesap yapalım.
Bugün 5 milyon liralık bir konut aldığınızı düşünün.
Bir yıl sonra konutun değeri yüzde 25 artsa yaklaşık 1 milyon 250 bin liralık bir değer artışı oluşuyor.
Bunun üzerine yıllık kira gelirini de eklediğinizde yatırımınız iki farklı kanaldan çalışmaya başlıyor.
Faizde ise durum farklı.
Faiz gelir sağlar.
Ama faiz düştüğü gün getiriniz de düşer.
Türkiye'de geçmişe baktığımızda yüksek faiz dönemlerinin kalıcı olmadığını görüyoruz.
Faizler gerilemeye başladığında ise mevduatta bekleyen para genellikle yeniden konuta, arsaya ve üretime yöneliyor.
Aslında bugün yaşadığımız durgunluk da biraz bunun sonucu.
Herkes bekliyor.
Satıcı bekliyor.
Alıcı bekliyor.
Yatırımcı bekliyor.
Fakat yatırım dünyasında ilginç bir gerçek vardır.
En rahat para genellikle herkesin koştuğu yerde değil, kimsenin bakmadığı dönemde kazanılır.
Bugün birçok kişi konut piyasasının durduğunu düşünüyor.
Belki de haklılar.
Ama aynı zamanda şunu da unutmamak gerekiyor:
Çanakkale'de konut fiyatları son yıllarda Türkiye'nin en değerli şehirleri arasına girmiş durumda. Bazı piyasa araştırmalarında Çanakkale, Türkiye'nin en yüksek konut değerine sahip ilk beş ili arasında gösteriliyor.
Elbette her ev yatırım değildir.
Yanlış yerden alınan ev de vardır.
Değerlenmeyen konut da vardır.
Ancak doğru lokasyonda alınmış bir gayrimenkul, Türkiye gibi enflasyonist ekonomilerde yalnızca yatırım değil aynı zamanda serveti koruma aracıdır.
Bu yüzden bana göre soru sadece "Faiz mi, konut mu?" sorusu değildir.
Asıl soru şudur:
Beş yıl sonra elinizde sadece bir banka dekontu mu olsun?
Yoksa değer kazanmış bir mülk ve düzenli kira geliriniz mi?
Benim gördüğüm şu:
Faiz para kazandırabilir.
Ama gayrimenkul, doğru yerde ve doğru zamanda alındığında servet oluşturur.