GÜZEL GÜNLER BİTMESİN...
Zaman yine bildiğini okuyor, günler su gibi akıp geçiyor…
Daha dün gibiydi doğum günleri, sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz o neşeli anlar. Aynı sofranın etrafında toplanışımız, yükselen kahkahalar, demli çaylar eşliğinde uzayan sohbetler… Derken zaman, sessizce ama kararlı adımlarla ilerledi ve o güzel günlerin sonuna gelindi.
Kadriyeciğim, o bizim gurbet kuşumuz; annesine, kardeşlerine bakıp bakıp duruyordu.
“Bitsin istemiyorum…” diyordu. “Uyumayalım, günler bitmesin…”
Sonra içindeki o tarifsiz özlemi döküyordu kelimelere:
“Ben bu anlara doyamadan ayrılık vakti geliveriyor…”
Ne kadar da tanıdık bir cümle, değil mi?
Gurbet, bazen haritadaki kilometrelerden çok daha fazlasıdır. Sevdiklerinden uzakta yaşamak; kavuştuğunda zamanı durdurmak istemektir. Birlikte geçirilen birkaç günün, aylarca biriken özleme yetmemesidir. Tam doyamamışken o birlikteliklere, yapacak ve konuşacak çok şey varken vedanın kapıya dayanmasıdır.
Belki de sırf bu yüzden insan, sevdikleriyle geçirdiği her anın kıymetini gurbette daha iyi anlıyor. Birlikte içilen bir yudum kahvenin, uzayıp giden bir sohbetin, aynı sofrayı paylaşmanın, birlikte gülmenin… Hatta hiçbir şey söylemeden, sadece yan yana durmanın bile. Çünkü bilir ki her güzel kavuşmanın sonunda, kaçınılmaz bir ayrılık vardır.
Öyleyse haydi, güzel günleri biraz daha uzatalım!
Uykumuzdan değil belki ama gündelik telaşlarımızdan çalalım biraz. Telefonlarımızı bir kenara bırakalım, sofradan hemen kalkmayalım. Sohbetleri "Hadi artık" diyerek noktalamayalım. Sevdiklerimize sarıldığımızda, kollarımızı biraz daha geç gevşetelim.
Çünkü zaman durmuyor. Ve bazen insanın tüm kalbiyle istediği tek şey, yalnızca *"biraz daha"*dır…
Biraz daha sohbet…
Biraz daha gülüş…
Biraz daha sarılmak…
Biraz daha aynı çatının altında olabilmek…
Zamanı durduramayız belki ama bize verilen anları çok daha derin yaşayabiliriz. Daha çok sarılarak, daha çok gülerek ve daha çok severek…
Öyle yaşayalım ki ayrılık vakti geldiğinde içimizde o sitemli "Keşke biraz daha…" cümlesi değil, huzurlu bir "İyi ki doya doya yaşamışız" fısıltısı kalsın.
Haydi, güzel günleri uzatalım! Mutlu dakikaları çoğaltıp sevdiklerimize hak ettikleri zamanı verelim.
Çünkü hayatın en kıymetli tarafı; ne kadar uzun yaşadığımız değil, kimlerle ve nasıl anılar biriktirdiğimizdir.
Güzel günlerde, güzel sohbetlerde buluşmak üzere…
"Biz uyamaktan vazgeçelim
Gün bitmesin...
Yaş ilerleyince zaten çok çok uyuyacagiz"
Okurlarıma saygılarımla.