Çanakkale’de zaman zaman öyle tartışmalar gündeme geliyor ki, meselenin özünü anlamak gerçekten güçleşiyor.

Bir yanda devletin şehre kazandıracağı yeni bir kamu kampüsü yatırımı bulunuyor. Diğer yanda ise yıllardır çözülemeyen trafik, otopark ve şehir planlaması sorunları yer alıyor. Dikkat çekici olan şu ki, bu sorunlara kalıcı çözümler üretemeyenler, bugün yeni yatırımın trafik oluşturacağını ileri sürüyor.

AK Parti İl Başkanı Abdurrahman Kuzu’nun yaptığı açıklama ise tam da bu noktada yerinde, doğru ve herkes tarafından okunması gereken bir gerçeği ortaya koyuyor. Çünkü meseleye duygusal değil, akılcı ve şehir yararını önceleyen bir bakışla yaklaşmak gerekiyor.

Bu noktada şu soruları sormak kaçınılmaz hale geliyor.

Madem mesele trafik!

Çanakkale Belediyesi hizmet binası neden şehrin tam merkezine inşa edildi?

Madem mesele trafik!

Yıllardır toplanan otopark bedellerine rağmen neden kalıcı çözümler üretilemedi?

Madem mesele trafik!

Şehrin merkezinde uzun süredir atıl durumda bulunan Belediye İş Merkezi neden hâlâ çözüme kavuşturulamadı?

Madem mesele trafik!

Yıllardır gündemde olan otopark projeleri neden tamamlanamıyor?

Bugün Kamu Kampüsü’nün yerini eleştirenler, sanki Çanakkale’nin trafik sorunu yeni ortaya çıkmış gibi bir yaklaşım sergiliyor.

Asıl dikkat çekici olan ise başka bir çelişkidir.

Yeni devlet hastanesinin şehir merkezine uzak bir noktada yapılmasına ciddi bir itiraz yükseltenlerin, bugün valilik binasının merkezi bir konumda olmasını eleştirmesi ne kadar tutarlıdır?

Üstelik mevcut valilik binasının da yıkılmayacağı, restore edilerek yeniden kullanıma açılacağı ortadadır.

Hastane, gün boyunca binlerce vatandaşın kullandığı bir yapıdır. Hasta gelir, hasta yakını gelir, ambulans gelir, sağlık personeli gelir. Trafik yükü açısından bakıldığında hastane ile valilik binasını aynı ölçekte değerlendirmek mümkün değildir.

Ancak burada başka bir gerçeği de görmek gerekiyor.

Yıllar önce yeni devlet hastanesi şehir merkezinin dışına taşındı. Ardından adliye binası yine merkezin dışında bir noktada hizmete açıldı. Peki trafik sorunu çözüldü mü? Şehir merkezindeki yoğunluk tamamen ortadan kalktı mı?

Aksine bugün hem şehir merkezi hem de bu yatırımların bulunduğu bölgeler sabah ve akşam saatlerinde yoğun trafik yüküyle karşı karşıya kalıyor. Çünkü mesele sadece bir binanın nereye yapıldığı meselesi değildir.

Asıl mesele, Çanakkale'nin artık eski Çanakkale olmamasıdır.

Nüfusu artan, araç sayısı her geçen yıl yükselen, yeni yerleşim alanları büyüyen bir şehirden söz ediyoruz. Ancak ne yazık ki bu büyümeye paralel olarak uzun vadeli ulaşım, otopark ve şehir planlaması çözümleri aynı hızla üretilemedi.

Bu nedenle bugün yaşanan sıkışıklığın sebebini tek bir yatırımda aramak gerçeği görmekten uzaklaşmaktır. Sorun bir binanın yeri değil, yıllardır biriken ve ertelenen şehirleşme problemleridir.

Aslında bugün sorulması gereken başka bir soru daha vardır.

Madem şehir adına bu kadar hassasiyet gösteriliyor, o halde neden hâlâ ikinci bir devlet hastanesi konusunda somut bir adım göremiyoruz?

Çünkü hükümet konağı da bir kamu yatırımıdır, hastane de bir kamu yatırımıdır. Üstelik ikisi de farklı bakanlıkların bütçeleriyle hayata geçirilecek projelerdir. Birinin yapılması diğerinin yapılmasına engel değildir.

Hatırlanacağı üzere ikinci hastane konusunda çeşitli açıklamalar yapılmış, müjdeler verilmiş ve konu uzun süre kamuoyunun gündeminde yer almıştı. Bugün eleştirilerin merkezine hükümet konağını koyanların, aynı kararlılıkla ikinci hastanenin akıbetini de sorması gerekmez mi?

Çünkü Çanakkale’nin ihtiyacı yatırımları birbirine rakip göstermek değil, ihtiyaç duyulan her yatırımın hayata geçirilmesini sağlamaktır.

Eğer gerçekten trafik üzerinden bir değerlendirme yapılacaksa, öncelikle bu gerçeklerin konuşulması gerekir.

Ancak görünen o ki mesele trafik değil.

Mesele, yatırımın kim tarafından yapıldığıdır.

Oysa şehir yönetimi duygusal tepkilerle değil, teknik verilerle şekillendirilmelidir. Şehir planlaması sloganlarla değil, uzman raporlarıyla yapılmalıdır. Kamu yatırımları siyasi polemiklerle değil, ihtiyaç analizleriyle belirlenmelidir.

Bir yatırımın doğru olup olmadığını ortaya koyacak olan şey sosyal medya açıklamaları değil; mühendislerin, şehir plancılarının ve ilgili kurumların hazırladığı teknik çalışmalardır.

Çanakkale’nin ihtiyacı, sürekli itiraz eden bir siyaset dili değil; sürekli çözüm üreten bir yönetim anlayışıdır.

Bu şehir artık “neden yapılmasın?” sorusundan çok, “nasıl daha iyi yapılır?” sorusunun cevabını bekliyor.

Çünkü Çanakkale’nin kaybedecek zamanı yok.

Ve Çanakkale halkı da artık kimin çözüm ürettiğini, kimin yalnızca eleştiri yaptığını açık biçimde görüyor.

Bazen mesele sessizlik değil, gürültüden ibarettir.

Yıllardır çözülemeyen sorunlar karşısında susup, yatırım gelince konuşanların sesi yüksek çıkabilir. Ama vatandaş artık sesin yüksekliğine değil, ortaya konulan işe bakıyor.

Çünkü boş lafın gürültüsü geçer...

Hizmetin izi kalır.

Kimin sessiz kaldığını değil, kimin ne zaman konuştuğunu herkes not ediyor.