Geçtiğimiz günlerde Çanakkale'den gelen bir haber hepimizi gururlandırdı. Bahçeşehir

Koleji Çanakkale Kampüsü öğrencisi Azra Özdemir, 2026 LGS'de 500 tam puan alarak Türkiye birincisi oldu.

Aslında dikkat çekici olan sadece bir Türkiye birinciliği değil.

Bahçeşehir Koleji'nin paylaştığı bilgilere göre Çanakkale Kampüsü son yıllarda üst üste üçüncü kez Türkiye birincileri çıkarmayı başarmış durumda.

Bu başarı öncelikle Azra'nın, ailesinin ve öğretmenlerinin emeğidir. Ancak aynı zamanda sistemli çalışmanın, doğru eğitim anlayışının ve sürdürülebilir bir eğitim modelinin de sonucudur.

Bu haberi gördüğümde aklıma şu soru geldi:

Çanakkale sadece tarımın, turizmin ve sanayinin şehri mi olacak, yoksa eğitimde de Türkiye'nin örnek şehirlerinden biri haline gelebilir mi?

Bence olabilir.

Hatta neden olmasın?

Yıllardır Çanakkale'de tarımı konuşuyoruz. Turizmi konuşuyoruz. Organize sanayi bölgelerini, yatırımları, fabrikaları ve istihdamı konuşuyoruz.

Bunların hepsi önemli.

Ancak hepsinin temelinde tek bir unsur var:

İnsan.

İyi yetişmiş insan olmadan ne tarımda verimlilik sağlanabilir ne sanayide rekabet gücü oluşturulabilir ne de turizmde kaliteli hizmet sunulabilir.

Bir şehrin gerçek kalkınması betonla değil, insanla başlar.

Aslında bu konu benim için yeni de değil.

Ezine Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde görev yaptığımız dönemde de sürekli aynı noktaya dikkat çekiyorduk. Sanayi yatırımından önce insan yatırımını yapmak zorundaydık.

O dönemde birçok toplantıya, seminere, projeye ve eğitim protokolüne imza attık. Çünkü biliyorduk ki fabrika yapmak kolaydır, ancak o fabrikalarda çalışacak nitelikli insan kaynağını yetiştirmek yıllar ister.

Mesleki eğitimin güçlendirilmesi, sanayinin ihtiyaç duyduğu ara elemanların yetiştirilmesi, okul-sanayi iş birliklerinin artırılması ve gençlerin üretimin bir parçası haline getirilmesi için ciddi çalışmalar yürütüldü.

Çünkü mesele sadece bina yapmak değildi.

Mesele o binanın içini dolduracak insanı yetiştirmekti.

Bugün aynı anlayışın eğitimin her alanında yaygınlaşması gerektiğini düşünüyorum.

İlkokuldan liseye...

Meslek liselerinden üniversitelere...

Devlet okullarından özel okullara kadar...

Her alanda eğitim kalitesini yükseltmek zorundayız.

Son yıllarda Çanakkale'de özel eğitim kurumlarının ortaya koyduğu başarılar da bunun mümkün olduğunu gösteriyor.

Özellikle yabancı dil eğitimi, uluslararası programlar ve yurt dışı üniversite hazırlıkları artık eğitimde yeni bir rekabet alanı oluşturuyor.

Benim en dikkat çekici bulduğum konulardan biri de bazı okulların öğrencilere ikinci lise diploması ve uluslararası eğitim imkanları sunabilmesi.

Bugün bir öğrencinin Çanakkale'de eğitim alırken aynı zamanda dünyanın farklı ülkelerindeki üniversitelere başvurabilecek donanıma sahip olması son derece değerli bir kazanımdır.

Çünkü artık rekabet sadece şehirler arasında değil, ülkeler arasında yaşanıyor.
Bir gencin Çanakkale'den çıkıp Milano'da, Londra'da, Berlin'de veya Toronto'da eğitim görebilecek seviyeye ulaşması, aslında şehrimizin eğitim başarısının da göstergesidir.
Belki de artık Çanakkale'nin önüne yeni bir hedef koymasının zamanı gelmiştir.

Tarım şehri olmak.

Turizm şehri olmak.

Sanayi şehri olmak.

Bunların yanına bir hedef daha eklemeliyiz:

Eğitim şehri olmak.

Bunun için güçlü devlet okulları gerekir.

Güçlü özel okullar gerekir.

Güçlü meslek liseleri gerekir.

Üniversite-sanayi iş birlikleri gerekir.

Ve bana göre gelecekte Çanakkale'ye değer katacak, ulusal ve uluslararası öğrencileri şehre çekebilecek güçlü bir vakıf üniversitesi de gerekir.

Düşünsenize...

Türkiye'nin dört bir yanından öğrencilerin okumak için geldiği bir Çanakkale...
Araştırma merkezleriyle, teknoparklarıyla, üniversiteleriyle, yabancı öğrencileriyle yaşayan bir eğitim kenti...

Bu hayal ulaşılmaz değil.

Çünkü Çanakkale'nin tarihî mirası var.

Yaşam kalitesi var.

Güvenli şehir yapısı var.

Doğası var.

Kültürü var.

Ve en önemlisi bunu başarabilecek insan kaynağı var.

Azra Özdemir'in elde ettiği başarı bu nedenle yalnızca bir sınav sonucu değildir.

Bu başarı bize şunu göstermektedir:

Çanakkale isterse eğitimde de Türkiye'ye örnek olabilir.

Bu tür başarıları sadece bir gün konuşup geçmemeliyiz.

Gündemde tutmalıyız.

Örnek göstermeliyiz.

Başarılı öğrencileri, öğretmenleri ve eğitim kurumlarını görünür kılmalıyız.

Çünkü başarı konuşuldukça çoğalır.

Başarı örnek oldukça yayılır.

Ve unutmayalım;

Bir ülkenin geleceği ne döviz kurunda, ne borsada, ne de günlük siyasi tartışmalardadır.

Bir ülkenin gerçek geleceği sınıflarında oturan çocuklarının eğitim seviyesindedir.

Tarım önemlidir.

Turizm önemlidir.

Sanayi önemlidir.

Ama hepsinin temelinde eğitim vardır.

Çünkü geleceği inşa eden beton değil, insandır.

Ve belki de bugün Çanakkale'nin önündeki en büyük fırsat, Türkiye birincisi çıkaran bir şehir olmaktan çıkıp, Türkiye'nin eğitimde örnek aldığı şehirlerden biri haline gelmektir.