Bugün 4 Nisan… Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi durur belki ama bizim için bir hatıranın değil, bir emanetin günüdür.

Bugün, Alparslan Türkeş’in ardından geçen yılları değil; yüreğimizde büyüyen hasreti, omuzlarımızda ağırlaşan sorumluluğu hatırlarız.

Bazı adamlar vardır…

Adını söyleyince sesin titrer.

Çünkü o isim, sadece bir insan değildir; bir ömürdür, bir dava yüküdür, bir milletin alın yazısına düşülmüş imzadır.

Alparslan Türkeş…

Biz ona sadece isim demedik.

Başbuğ dedik.

Çünkü o, yürüyen bir fikirdi… susmayan bir haykırıştı… eğilmeyen bir iradeydi.

Onu anlamak için kitap okumaya gerek yoktu bazen…

Bir ülkücünün gözlerine bakmak yeterdi.

Orada bir hüzün görürdün… bir de inat.

İşte o hüzünle yoğrulmuş inat, Başbuğ’un mirasıydı.

Ve bir gerçek daha var ki…

O, sadece bir dava adamı değildi.

Bir nesle adını veren adamdı.

Onun adı, sadece nüfus cüzdanlarında değil;

Yüreklerde, karakterlerde, duruşlarda yankılandı.

Onun adıyla büyüyen çocuklar oldu,

Onun adıyla doğrulan gençler…

Bir nesil vardı…

Adını ondan alan…

Yürüyüşünü ondan öğrenen…

Duruşunu ondan alan…

O yüzden biz “Türkeş” dediğimizde

Bir kişiyi değil,

Bir nesli çağırırız aslında.

O, rahat zamanların adamı değildi.

Zor günlerin, karanlık gecelerin, puslu sabahların adamıydı.

Herkesin sustuğu yerde konuştu,

Herkesin döndüğü yerde dimdik durdu.

Ve bir şey daha yaptı…

Adam yetiştirdi.

Öyle kuru kalabalıklar değil…

İmanlı, iradeli, vefalı adamlar…

Sırtını değil, yüreğini ortaya koyan adamlar…

Bugün sokakta bir ülkücüye rastlasan,

Tanımazsın belki…

Ama bilirsin…

Bakışından anlarsın…

O bakışta bir adamın izi vardır.

Çünkü bazı izler silinmez.

Toprak unutur, zaman unutur… ama millet unutmaz.

Başbuğ’un kavgası bir koltuk kavgası değildi.

Onunki, “var olma” meselesiydi.

Onunki, bu bayrağın göklerden indirilmemesi davasıydı.

Biz de o yüzden diyoruz ki:

Onun adı bir hatıra değil… bir emanettir.

Omuzlarımızda…

Yüreğimizde…

Dilimizde değil, hayatımızda taşımamız gereken bir emanet…

“Kavgasının,sevdasının,adının, ülküsünün,yolunun, velhasıl Başbuğ Türkeş'e dair ne varsa takipçisi ve davacısıyız.”

Ruhu şad olsun…

Mekânı cennet olsun..