Gençlik yıllarından beri Çanakkale’de ara sıra yanına gittiğimiz bir ağabey vardı. Allah uzun ömür versin. Ne diyorsa direkt söylerdi. Biz de susar, dikkat kesilirdik.
Bir gün yine öyle oturmuşuz, muhabbet dönüyor, konu siyaset, lafın arasında bana dönüp dedi ki:
“Unutma evlat… Kaosun içinde kaosun kuralları işler. Her şey yolunda gidiyormuş gibi görünür ama aslında hiçbir şey yolunda gitmiyordur.”
Ne sözdü öyle. Günlerce aklımdan çıkmadı. Kendi kendime tekrar edip durdum.
Hayat işte kitap gibi değil hemen öğretmiyor; yaşattıkça, dokundukça öğretiyor. O söz de öyle yavaş yavaş yerine oturdu.
Düşün bir kere; Bazen bakarsın, her şey yerli yerinde gibi durur. Kalabalık var, hareket var, konuşan çok. Ama biraz durup bakınca anlıyorsun; aynı işler dönüp duruyor, aynı hatalar tekrar ediyor.
Eskiden de görmedik mi ? Seçim öncesi meydan dolu, alkış bol. Herkes “bu iş bitti” havasında. Sonra sandık açılıyor, ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor.
Demek ki neymiş?
Görüntü başka, gerçek başka.
Bir mahalleyi düşün mesela;
Herkes aynı sorunu biliyor ama kimse açık açık konuşmuyor. “Aman şimdi sırası değil”, “idare edelim” deniyor…
Küçük sıkıntılar görmezden geliniyor, üstü kapatılıyor… Derken o küçük meseleler büyüyor, büyüyor…
Sonra bir gün patlıyor ve tabi herkes aynı soruyu sorar: “Nasıl buraya geldik?”
Cevap basit aslında:
Göz göre göre geldik.
İşte o ağabeyin dediği tam da buydu.
Kaos dediğin şey bir anda çıkmaz.
Yavaş yavaş gelir. alıştırarak gelir.
Önce bir şeyler görmezden gelinir.
Sonra “aman şimdi uğraşmayalım” denir.
Derken o yanlış büyür, alışkanlık olur.
İnsan alışır. Yanlışa alışır, eksik yaşamaya alışır, sonra da adına “düzen” der.
Ama düzen dediğin şey böyle olmaz.
Düzen dediğin, herkese aynı şekilde işler.
Bugün olmayan yarın da olmaz.
Birine olan, ötekine de olur.
Eğer bu yoksa ortada bir terslik vardır.
Mesele aslında büyük değil.
Gayet basit:
Aynı sorun tekrar ediyorsa, herkes biliyor ama kimse konuşmuyorsa, “Böyle gelmiş böyle gider” deniyorsa, ortada bir sıkıntı vardır.
İdealist dediğin adam da burada belli olur.
Kalabalığa bakıp yön değiştirmez.
Doğruyu nerede görüyorsa orada durur.
Gerekirse yalnız kalır, bilir ki; susarsan, o yanlışın ortağı olursun.
Ben o gün o sözü sadece dinledim sandım…
Meğer kulağıma değil, aklıma kazınmış.
Şimdi daha iyi anlıyorum:
Bazı insanlar uzun uzun nasihat etmez…
Bir cümle söyler, gerisini hayat tamamlar.