Altın olsa kesemize, bal olsa kâsemize koymayalım; hepsini istemeyelim…

​Altın olsa kesemize, bal olsa kâsemize koymayalım; hepsini istemeyelim…

​Gördüğümüz her güzelliğe sahip olmayı, sunulan her imkânı kendimize hak bilmeyi ve başkasının emeğinden pay çıkarmayı bırakmayı öğrenelim.

​Çünkü insanın asıl sınavı bazen mahrum kalmakla değil, alabilecek gücü varken almamakla başlar.

​Bir işin içinde birinin emeği varsa, ucunda birinin hakkı bulunuyorsa, sonunda birinin gönlü kırılacaksa… Altın da olsa elimizi uzatmayalım, bal da olsa kâsemizi doldurmayalım.

​Hayat, bize her erişebildiğimizi alma hakkı vermiyor. Bazen önümüze sunulanı değil, geride bırakmamız gerekeni seçebilmektir erdem. Biraz kanaat, biraz vicdan, biraz ölçü…

​Nitekim büyüklerimiz ne güzel söylemiş: “Altın olsa kesene, bal olsa kâsene; her gördüğünü alma, her duyduğunu söyleme.”

​Sözün özü; insanın gerçek zenginliği kesesindeki altınla ya da kâsesindeki balla değil, neyi alıp neyi bırakacağını bilmesiyle ölçülür. Her gördüğümüz bizim değildir, her duyduğumuz söylenecek söz değildir, her elde edebildiğimiz sahiplenilecek şey değildir.

​İnsanı gerçekten zengin kılan; heybesine topladıkları değil, teğet geçmeyi ve susmayı bildiği anlardır.

​Okurlarımı saygıyla selamlıyorum…

Gülüş'ün Düşünceleri