Bazen bakıyorum, insan aynaya bakıyor ama kendini görmüyor. Kendi yazdığı hikâyeye inanıyor. Bulunduğu konumu karakter zannediyor, gördüğü ilgiyi hak ediş. Oysa mesele oraya gelmek değil, orayı taşıyabilmek.
Herkes yükseldiğini zannedebilir.
Ama bazı yükselişler vardır ki aslında sessiz bir düşüştür. Hak etmeden gelinen her yer, insanın omzuna yük olur. Taşıyamayan ne yapar? Kibri büyütür. Gürültüyü artırır. Kendine daha çok inanır.
Şunu artık net görmek lazım;
Doğru gibi görünen her şey doğru değil.
Kimi anlatır, kimi saklar. Ama hayat ne anlatana bakar ne saklayana, hayatın tek baktığı şey gerçektir.
Zaman sessizdir ama adildir. Acele etmez ama unutmaz. Kim neyi sakladıysa, günü geldiğinde tam oradan ortaya çıkarır. Çünkü bazı hesaplar vardır; ne sözle kapanır ne de bulunduğun yerle.
O hesaplar sadece zamanla görülür.
Kendini büyüten çoktur, kendini bilen azdır. Ve herkes eninde sonunda kendi gerçeğiyle tanınır.
Geciken adalet yoktur! Sadece zamanı gelince konuşan gerçek vardır.
Bayramlar biraz da bunun içindir; insanın kendine dönmesi, vicdanıyla yüzleşmesi, kalbini tartması için.
Herkese nasip olmaz ama herkesin ihtiyacı vardır.
Ramazan Bayramı’nın; hak edene hakkın, sabredene karşılığın, kalbi temiz olana huzurun geldiği bir bayram olmasını diliyorum.
Bayramınız bayram ola...