Çanakkale destanı anlatılırken çoğu zaman paşaların isimlerini duyarız. Onları anarız, anmalıyız da. Ama bir gerçeği unutmamak gerekir: Bu destanın asıl yükünü taşıyanlar çoğu zaman adı tarih kitaplarında küçük harflerle geçen askerlerdir.
Tabyalarda top başında duran, mühimmat taşıyan, ateş altında mevzisini terk etmeyen o neferler… Çanakkale’yi geçilmez yapan esas güç işte onlardı.
18 Mart 1915, “tek dişi kalmış canavarın” tabyaların kustuğu ateş ve o tabyalarda görev yapan askerlerin kararlılığı sayesinde Boğaz’ın serin sularına gömüldüğü gündür. Bu destanın mimarları olan Cevat Çobanlı Paşa’yı, Esat Paşa’yı, Enver Paşa’yı ve kara savaşlarının kaderini değiştiren Mustafa Kemal Paşa’yı şükranla anıyoruz. Ancak bu zafer yalnızca komutanların değil, tabyalarda top başında duran askerlerin de destanıdır. Yaklaşık doksan asker o gün şehit düşerek bu zaferi kanlarıyla mühürlemiştir.
Bu kahramanların önemli bir kısmı Rumeli Mecidiye, Hamidiye, Namazgâh ve Dardanos tabyalarında şehadete yürümüştür. Boğaz’ın kilidi olan bu tabyalar o gün ateşten bir duvara dönmüş; gökyüzü barutla kararmış ama o askerler mevzilerini terk etmemiştir.
Bugün şehirde dolaşırken bu tarih aslında gözümüzün önündedir. Çimenlik çevresinde, Hamidiye Tabyası’nın bulunduğu bölgede ya da Dardanos’ta yürürken insanın aklına şu soru geliyor:
Bu tabyalarda savaşan ve 18 Mart günü şehit düşen askerlerin isimleri neden bu bölgelerdeki sokaklarda yaşamıyor?
Oysa mesele zor değildir. 18 Mart günü şehit düşen asker sayısı yaklaşık doksandır. Çanakkale gibi bir şehirde doksan sokağa bu kahramanların isimlerini vermek elbette imkânsız değildir.
İnsan şu soruyu sormadan edemiyor: Bugüne kadar neden verilmedi?
Bazen bir şehrin tarihine yapılacak en büyük katkı bir sokak tabelasıdır. Bir çocuğun adres sorarken bir şehidin adını söylemesi, o şehrin kendi tarihini yaşatması demektir.
Bu yüzden mesele yalnızca belediyelerin değil; üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bu şehirde yaşayan herkesin meselesidir.
Çanakkale Zaferi’ne her zaman büyük hassasiyet gösteren ve neredeyse her yıl anma törenlerine katılmak için Çanakkale’ye gelen Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu konudan haberdar edilmesi hâlinde meseleye duyarsız kalmayacağını düşünüyorum.
Çanakkale’yi geçilmez yapan yalnızca paşalar değildi.
Çanakkale’yi geçilmez yapan, tabyalarda can veren o Mehmetlerdi.
Ve belki de artık onların isimlerinin de Çanakkale sokaklarında yaşama zamanı gelmiştir.