Karşılığında bir teşekkür bile beklemeden yapılan iyiliklere yardımlaşmalara hasret kaldık.

Hayatın telaşında fark etmeden edindiğimiz en sessiz alışkanlık, güzel olanı “sonra”ya bırakmak oldu. Bir de sık sık duyduğumuz o umursamaz “banane” sözü… Oysa bir teşekkür etmeyi, bir gönül almayı, bir selamı, hatta içten bir “iyi ki varsın” demeyi bile çoğu zaman söyleyemiyoruz.

Oysa “demiri tavında dövmeli.”

İçimizden geçen o ince duygular var ya… Tam zamanında söylendiğinde değer bulur. Bir telefon, bir gülümseme, bir nezaket cümlesi… Yerinde yapıldığında bir gönlü aydınlatır; ertelendiğinde ise etkisini yitirir. Çünkü hayat bize “yarın kesin gelir” demiyor. Bu yüzden hem iyiliğin hem de güzel sözün hakkını, tam vaktinde vermek gerekir.

İçinde iyilik taşıyan herkes bilir: Gönülden çıkan sözün bir vakti vardır. Bir özür, bir teşekkür, bir tebrik, bir selam… Hepsi yerinde ve zamanında söylendiğinde anlam kazanır. Bazen birine uzattığımız küçücük bir el bile, bir insanın hayatına dokunmanın tarifsiz mutluluğunu yaşatır. Bu duygudan mahrum kalmamak için çabalamak gerekir.

İyi insan olmak, güzel davranış sergilemek emek ister.

Empati yoksunu olmadan…

Küçücük bir nezaket cümlesini söylemekten kaçınmadan…

Bir teşekkür, bir iltifat, bir saygı sözü…

Bunların hiçbiri zor değil aslında.

Geç kalmadan.

Haydi bugün başlayalım

İçimizden geldiği gibi... güzel sözlere yol verelim..

Dünyayı iyilik kurtaracak

Nacizhane duygularım…

🌹 Sevgiyle kalın🌹