Bugünü görmezden gelerek yaşıyoruz çoğu zaman… Fark etmeden, sessizce, yavaş yavaş eksilerek. Yarına saklıyoruz kendimizi. Sanki yarın garantiymiş gibi… Sanki zaman bize borçluymuş gibi…
Oysa en büyük yanılgımız bu: Yarın var sanmak.
Kıymetli hocamız İlber Ortaylı ne diyordu:
“Kendinizi geliştirmek için beklemeyin; ne imkânınız varsa onunla başlayın. İmkânın gelmesini bekleyen, ömür boyu bekler.”
Beklemek… İnsanın en tehlikeli alışkanlığıdır. Çünkü beklerken fark etmezsin; ömür geçer, sen yerinde kalırsın.
“Bir gün başlarım” dersin…
“Birazdan hazır olurum…”
“Yarın da var nasıl olsa…”
“Ömürden gün çok nasıl olsa…”
"Elbet bir gün" deriz ya; o gün geldiğinde kendimizi daha güçlü hissedeceğimizi sanırız. Ama o "gün" çoğu zaman hiç gelmez.
Hayat; mükemmel olduğumuzda değil, cesaret ettiğimizde başlar. Eksik olmak sorun değildir; hiç başlamamak, insanın kendine yaptığı en büyük haksızlıktır. Unutma; küçük bir adım, büyük bir hayalin başlangıcıdır. Nasıl ki merdivenleri çıkmak için o ilk basamağa basmak gerekiyorsa, işte başlangıç da o ilk adımdır.
Bugün… Tam da bugün…
Elinde ne varsa, ne kadarsa… Başla. Çünkü hayat sıfır iş, sıfır risk değildir. Yaşamak için mücadele gerekli...
Geç kalmadan, ertelemeden, mücadeleyi bırakmadan; karınca misali, disiplin ve düzen içinde yol alalım mı?
“Hayat, beklediğin gün değil; başladığın gün senindir.”
Güzel başlangıçlara…
Okurlarıma saygılar...