Son haftalarda balıkçı tezgâhlarında yaşanan ve uzun süredir hasret kaldığımız palamut bolluğu, hem tüketicinin hem de esnafın yüzünü güldürüyor. Çoğu zaman yalnızca bir "şans" ya da "doğa bereketi" olarak yorumlanıp geçiştirilen bu tablonun arkasında, aslında deniz ekosistemindeki sıcaklık dalgalanmalarından besin zinciri kırılımlarına kadar uzanan kesin bilimsel gerekçeler yatıyor.
Deniz biyologlarının ve hidrologların verileri, bu ani popülasyon patlamasının tesadüf olmadığını ortaya koyuyor. Peki, denizlerin bu hızlı ve hırçın göçmeninin bu yıl bu kadar baskın bir popülasyonla karşımıza çıkmasının arkasındaki biyolojik ve deniz mekanizmaları nelerdir?
Palamut balığının popülasyon büyüklüğünü belirleyen en kritik evre, ilkbahar ve erken yaz aylarında Karadeniz’de gerçekleşen havyar dökme dönemidir. Bu sene palamudun larva gelişim evresinde deniz suyu sıcaklıklarının ve akıntı rejimlerinin tam da bu türün hayatta kalma eşiğine (optimum seviyeye) uygun seyretmesi, üreme başarısını katladı. Ayrıca ilkbahar aylarındaki bol yağışlar, nehirlerden Karadeniz'e taşınan besin elementlerini artırarak deniz suyunu zenginleştirdi. Milyonlarca larvanın, deniz anası gibi yırtıcılar tarafından tüketilmeden erginliğe ulaşabilmesi, deniz termodinamiğinin bu yıl palamuda sunduğu en büyük bilimsel avantaj oldu.
Palamut, metabolizması son derece hızlı çalışan ve sürekli tüketmek zorunda olan yırtıcı (predatör) bir pelajik türdür. Bu sene göç yolları üzerinde ve özellikle Karadeniz havzasında, palamudun temel besin maddesi olan zooplanktonlar ve küçük yem balığı sürülerinin (çaça, hamsi yavruları vb.) popülasyonunda büyük bir zenginlik yaşandı. Besine kolay ulaşan palamut yavruları, akran ölüm oranlarını minimuma indirerek çok hızlı bir şekilde boylandı ve yağlandı. Ancak ekolojik dengenin bir kuralı olarak, palamudun bu denli baskın olduğu yıllarda hamsi popülasyonunun ciddi bir av baskısı altında kaldığını ve bu kış hamsiyi daha az görebileceğimizi de bilimsel bir dipnot olarak eklemek gerekiyor.
Deniz biyolojisinde balık stoklarının takibi, anlık verilerle değil döngüsel şablonlarla açıklanır. Palamut ve benzeri göçmen balıklar, ekosistemde 3 ila 5 yıllık tepe ve dip noktası döngülerine sahiptir. Geçtiğimiz yıllarda palamudun denizlerde daha az görünmesi, ekosistemin diğer bileşenlerinin baskınlaşmasına neden olmuştu. Bu yıl ise palamut stokları biyolojik döngünün zirve (tepe) noktasına ulaştı. Bilimsel olarak bu zirve, doğanın kendini dengeleme ve yenileme fazının mükemmel bir göstergesidir.
Bilim bize bu sene palamudun deniz ekosistemindeki doğru taşların yerine oturmasıyla bol olduğunu söylüyor. Ancak unutmamalıyız ki; bu ekolojik şölen sonsuz değildir. Henüz üreme olgunluğuna erişmemiş küçük boydaki (çingene palamudu evresindeki) balıkların aşırı ve denetimsiz avlanması, bu bilimsel mucizeyi bir sonraki sene kıtlığa dönüştürebilir. Doğanın bize sunduğu bu bilimsel bereketi korumak ve sürdürülebilir kılmak, deniz biyolojisinin kurallarına ve endüstriyel av yasaklarına harfiyen uymaktan geçiyor.