Bir varmış bir yokmuş…
Görgünün satıldığı dükkânlar yokmuş bu memlekette.
Ne vitrininde indirim yazarmış,
ne de kasasında fiş kesilirmiş.
Fabrikalarda da üretilmezmiş bu görgü;
kalıba dökülmez, paketlenmez,
etiketine fiyat yazılmazmış.
Ama gel gör ki,
en çok da gözle görülürmüş.
Bir selamda belli olurmuş;
kapıdan geçerken yüzündeki tebessümde, duruşunda…
Sözünü tartarak konuşanda,
susması gereken yerde susanda…
Bir varmış bir yokmuş…
Kimisi yüksek sesle haklı çıkmaya çalışırmış,
kimisi ise alçakgönüllülükle
haklı olmamayı seçermiş.
İşte görgü tam da burada çıkarırmış ortaya kendini.
Çünkü görgü;
insanın kendine duyduğu saygının,
başkasına uzanan en sessiz hâliymiş.
Öğretilirmiş bazen bir anne bakışıyla,
bazen bir baba suskunluğuyla…
Bazen de hayat, insanı inciterek öğretirmiş.
Masal bu ya…
Görgüsü olanın sözü az,
etkisi çok olurmuş.
Ve ne garip ki,
en çok da kaybolduğunda fark edilirmiş.
Bir varmış bir yokmuş…
Görgü varmış,
ama satın alınmazmış.
Masal da böyle devam edermiş...
Sevgiyle kalın