Yıl 1985…
Kadınlar koğuşu…
Ve ben, henüz 18’ine yeni basmış bir genç kız. Ergen miydim? Çocuk muydum? Yoksa çocukluğunu aceleyle geride bırakmak zorunda kalmış; boylu poslu görünüşünün ardında yüreği hâlâ ürkek yarı yetişkin bir kız çocuğu muydum.
Üniformanın içindeki dik duruşumla içimdeki ürkekliği gizlemeye çalışıyor, güçlü görünüyordum. Oysa kalbim boğazımda atıyordu; o kadar hızlı, o kadar telaşlı ki tarif edecek kelime bulamıyordum.
Hapishaneyi bana tanıtan mesai arkadaşım Ayfer Hanım’dı. Görünüşü tam bir disiplin kadınıydı; yüzünde yılların yerleştirdiği ciddi bir ifade, yürüyüşünde alışkanlığın verdiği kararlı bir ritim vardı. Onun yanında kendimi okuldan yeni mezun olmuş bir stajyer gibi hissediyordum. O gün, öğrencilerimden sonra karşılaştığım, tutuklu ve hükümlülerdi. Mesaimin de ilk günüydü. Hayatım ne kadardı ki "hayatımda ilk kez" bu kadar ciddi, bu kadar ağır bir görevin eşiğinde olduğumu düşünüyordum.
Yüksek, soğuk ve suskun duvarlara baka baka merdivenlerden ilerliyorduk. Kadınlar koğuşunun girişinde bir hamam vardı. Mermer kurnalardan yükselen o yoğun buharın yaydığı koku, daha ilk adımda içime dolmuştu. İlk gün, ilk koridor ve o koku... Zihnime kazınan bu ağır atmosfer, buranın gerçekliğini yüzüme çarpıyordu. Demir kapıların biri açılıyor, diğeri kapanıyordu. Her geçişte üzerime bir kapı kilitleniyor, anahtar sesleri koridorlarda yankılanıyordu. O kilit sesleri yankılanırken, bunca insanın arasında aslında sadece kendimle baş başa kalmanın hissiyle bir an öylece kalakalmıştım. O seslerle birlikte içimde bir cümle ağır ağır yerine oturuyordu: “Suçlu değildim ama kilitlerin arkasındaydım. Artık buradaydım.”
Nöbet yerine ulaştığımda içimde tuhaf bir ikilik vardı. Bir yanım hâlâ gülmek, neşelenmek istiyordu; diğer yanımla ciddiyetin koyu gölgesine bürünmüştüm. İçimdeki ses, “Büyüdün artık,” diyordu. Ben küçük kalamaz mıydım? Neşelenip gülemez miydim? Şimdi gerçekten büyümüş müydüm?
İşte o an anladım: Bazı insanlar doğum günleriyle değil, çocukluklarını askıya aldıkları gün büyürler. Hayat artık sizden hafiflik değil, ağırlık beklemeye başlar. Ve siz… Henüz kendiniz bile tam büyümemişken, başkalarının güvenliğinden sorumlu biri oluverirsiniz. Bugün dönüp baktığımda şunu çok net görüyorum: Hayat beni 18’imde, o koridorlarda sessizce büyütüvermişti. Ve ben, o gün orada, kendime güvenmeyi seçtim.
Akşam
sayımı ile devam edelim mi Allah kurtarsın
İçinizdeki büyümeyen çocukla , sevgiyle kalın.