"Şiiri, güçsüzün sesi yapmak zorundayız. Sömürgeciliğe karşı ses yükseltmek zorundayız. Savaşa ve yoksulluğa karşı ses yükseltmek zorundayız." UYGARLIĞIN ORTAK DİLİ: ULUSLARARASI SÖYLEŞİ DİZİSİ 13
NURDURAN DUMAN Kalenin Sesi olarak, dünyanın farklı ülkelerinden şair, yazar ve başka alanlarda öne çıkan imzalarla yaptığımız söyleşi dizimizi, Hintli şair, çevirmen, yayın yönetmeni, gezgin ve antik yazın akademisyeni Rati Saxena ile sürdürüyoruz.
Şair, çevirmen, yayın yönetmeni, gezgin, Vedik ile Antik Yazın akademisyeni. Elli iki yapıtın sahibinin Hintçe ve İngilizce olmak üzere onar şiir kitabı, Malayalam dilinden Hintçeye on beş çeviri, beş gezi yazısı ve bir anı kitabı bulunuyor. Şiirleri kitap olarak Türkçe (Tekin Yayınevi) dahil dokuz dilde yayımlandı. Bir şiiri Japonya Uzay Araştırma Ajansı'nın (JAXA) uzay görevinde yer aldı. Son önemli yapıtı “Açılan Bir Yumruk”, antik çağlardan bugüne şiir sağaltımını tartışıyor. Sahitya Akademi Çeviri Ödülü, Naji Naaman Uluslararası Yazın Ödülü ve Rajasthan Sahitya Akademi Meera Ödülü başta olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası ödülün sahibi. 2005'ten bu yana ilk iki dilli ağ dergisi Kritya'nın ve Kritya Şiir Festivali'nin kurucu yönetmeni.
Metninizi oluştururken diliniz, kültürünüz, yaşadığınız yer ve çağınız sizin için nasıl bir kaynak?

Hindistan'ın pek çok dili var. Ben ülkenin Kuzey Hindistan kesimindenim, dilim Hintçe ama eşimin işi nedeniyle Güney Hindistan'da yaşadım. Bu iki dil birbirinden farklı, üstelik Güney Hindistan dili Malayalamdan Hintçeye pek çok yazınsal çeviri yaptım. Böylece yalnızca dilden değil, Güney Hindistan edebiyatından da etkilendim. Çoğunlukla Hintçe yazıyorum, zaman zaman İngilizce. İşte bu yüzden şiirlerimde çocukluğumun geçtiği yerin ve dilin belleği yaşıyor ama imgelerimin büyük bölümü, şu an içinde bulunduğum Güney Hindistan kültüründen geliyor.
Biçemim Kuzey Hindistan biçemine pek yakın değil. Çünkü biçemim, üzerinde çalıştığım dilin, antik Sanskritçenin etkisini taşıyor. Sanskritçe şiir, benzetme ve diğer eğretilemelerin kullanımıyla daha süslü. Dolayısıyla şiirimde, birbirinden farklı olan bu üç dilin de etkisi var. Uzak geçmişten bugüne, kuzeyden güneye şiirin belleklerini taşıdığım için bu durum benim adıma bir varsıllık. Dünyayı çok gezdim, her yerden değişik imgeler devşirdim.
Tüm bunlar şiirimi farklı kılıyor, zaman zaman Hintçe okurlar zorlanabiliyor ama aynı zamanda daha geniş bir uluslararası okur kitlesi sağlıyor.
Farklıyım ama insanların şiirimle bağ kuramayacağı denli farklı değilim, bunun nedeni ise deneyimlerimin çeşitliliği.
İlk esin ya da fikir kıvılcımından son noktaya yaratım sürecinizin omurgası nedir? Asla ödün vermediğiniz ilkeniz, yazma rutinleriniz var mı?
Bu çok zor bir soru, çünkü her seferinde farklı bir şey yaşıyorum. Kimi zaman ilk kıvılcım düşüncenin tamamını birden taşıyor ama çoğunlukla ortada duruyorum, yarım bırakıp saklıyorum. Bu yalnızca şiir için değil, gezi yazılarım, anılarım, araştırmalarım için de böyle. Çoğu kez durmam gerekir, birkaç yıllık süreçlerde tamamlayabildiğim birçok yapıt var. Bu nedenle yazma sürecim oldukça değişken.
Zaman çizelgelerine karşıyım, kendimi zamanın kafesine kapatamam. Bazı şiirlerim tam da bu özgürlükten söz eder.
Yazma ritüellerim de yok. Aslında benim kuşağımdan Hintli bir kadın bu tür rutinleri sürdüremez. Çok fazla sorumluluğumuz var, bu yüzden bazen yemek pişirmekle yazmak aynı anda ilerliyor. Kimi zaman iyi yemek çıkıyor ortaya, kimi zaman iyi şiir, ya da her ikisi de yanıyor, ister şiir olsun ister köri. 😊
Bugünün dünyasında şiirin işlevini nasıl görüyorsunuz, bir metnin etik sorumluluğu ve dönüştürücü gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şiir, neredeyse tüm uygarlıklarda uzak geçmişten bu yana bir terapi aracı olmuştur. İfadenin, acının, kederin ve sevincin en güçlü biçimiydi hep. Bu yüzden dinler bile şiiri benimsedi. Savaşta da baskı yönetiminde de şiir insanlara duygusal destek verdi.
Peki şiir insanı nasıl daha iyi bir insan yapmaya yardımcı olmasın?
Ama bunun için şairin etik sorumluluğu taşıması gerekiyor. Şair doğayı, hayvanları, kuşları, insanın ötesindeki tüm türleri desteklemeli. Açlıkla zenginliğin el ele yaşadığı bu dünyada Şair, topluma karşı görevinin ne olduğuna karar vermeli. Şiir para için değil, insanlık içindir.
Şiiri, güçsüzün sesi yapmak zorundayız. Sömürgeciliğe karşı ses yükseltmek zorundayız. Savaşa ve yoksulluğa karşı ses yükseltmek zorundayız.
Gerçekte, bizim zaman ve mekânımızda şairin sorumluluğu çok daha ağır.
Şiir, özellikle günümüzde barış inşasına ve kültürlerarası anlayışa ne gibi katkılarda bulunabilir? Biz, şairler dünya barışı için ne yapabiliriz?
Günümüzde sosyal medya sayesinde dünya yakınlaştı. İletişim gücümüz öyle arttı ki zaman zaman eski çağlara geri dönmüş gibi hissediyoruz. Haberler inanılmaz hızla ulaşıyor. Bu yüzden dünyanın öte köşelerindeki güçlüklerin çok daha fazla farkındayız. Ayrıca barışı pek çok yönden yitirdiğimizi de anlıyoruz. Barışı pek çok açıdan yitirdiğimizi de görüyoruz. Barış giderek aşırı abartılan bir kavrama dönüşüyor. İnsanlar onu yapay uygulamalarla ele almaya çalışıyor.
Teknoloji bazen nimet, bazen yük. Gerçek hayattan çok reels'lerin içindeyiz artık. İnsani ve toplumsal bağlarımız kopuyor. Duygusal dengesizlik, yaygın bir ruh sağlığı sorununa dönüşüyor. İç huzurumuzu, toplumsal ve dünya barışını birlikte yitiriyoruz.
Şiirin bu barışı hem hayatımıza hem uluslar arasına geri getirmesine yardımcı olabileceğini düşünüyorum.
Metinleriniz başka dillere çevrilirken nelere öncelik veriyorsunuz? Çevirmenle bir ilişki kurup hedef dilin okurları ve kültürel bağlamıyla etkileşimde bulunuyor musunuz?
Başka dillere çevrilmek benim için her zaman önemli. Şiirimin Türkçeye de çevrildiğini biliyorsunuzdur. Çoğunlukla şiirlerim farklı dillerde de güçlü karşılık buluyor. Şairler olarak dünya vatandaşlarıyız, aşk, aile, doğa, insanlık gibi ortak duygularımız var. Şiir her zaman iyilik içindir. İfade biçimlerimiz farklı olabilir ama aynı duyguları paylaşırız. Bu yüzden şiirimin başka okurlara da ulaştığını hissediyorum.
Türk okurlara ne söylemek istersiniz?
Türk okurlardan büyük bir sevgi gördüm, onlara teşekkür etmek isterim. Aynı duyguları, aynı yaşam değerlerini paylaştığımızı söylemek istiyorum. Bu yüzden hepinize yakın hissediyorum.