Huzur mu
Hırs mı
İçe dönmek mi
Ramazan geldiğinde şehirlerin sesi değişir.
Sokaklar aynı sokaktır ama insanın içindeki ses biraz daha kısılır. Çünkü Ramazan ayında sadece mideyi değil, duygularımızı da terbiye etmeye gelir.
Biz Ramazan ayın da çoğu zaman “aç kalmak” üzerinden konuşuruz. Oysa Ramazan ayında aç kalmak; ölçünün göstergesidir. Asıl mesele budur: Ölçü.
Bir yudum suyun kıymetini bilmek…
Bir lokmanın değerini fark etmek…
Bir nefesi şükürle alabilmek…
İç huzur dediğimiz o zor bulunan hâl, aslında bu fark edişte gizlidir. Elindekinin değerini bilmek, nimetin kadrini idrak etmek insanı sakinleştiren asıl güçtür.
Bugün modern hayat bize başka bir şey öğretiyor: “Varmış gibi” yaşa diyor. Kazancından fazlasını harca, gösterişi ihtiyaç, borcu normal, israfı sıradan say diyor.
Eğitimsiz değiliz artık; Oysa gerçek eğitim; bir ekmeğin hangi emekle sofraya geldiğini bilmekle başlar. Gerçek eğitim; kazancın helal oluşuna dikkat etmek ve onu akılla yönetebilmektir.
Mesele ne kadar kazandığın değildir. Mesele; kazandığınla neyi büyüttüğündür: Hırsı mı, huzuru mu?
Ramazan ayında bize hatırlatılanlar;
İnsan sınırlarını bilirse büyür.
Ölçüyü korursa çoğalır.
Yetinmeyi öğrenirse huzura yaklaşır.
Çünkü unutmayalım; ölçüsünü kaybeden insan da toplum da huzurunu kaybeder.
Ramazan geldi hoş geldi,
Gönüllere nur serdi.
Sofralara bereket serpti,
Huzurla geldi,
Hoş Geldi
Ya Şehr-i Ramazan "nacizhane düşüncelerimdir" okuyucularıma saygıyla...