“Siyaset sadece yükselmek değildir; o yolda kiminle yürüdüğünü unutmamaktır. Çünkü aynı sokaklar, aynı yüzler, aynı hesaplar bir gün yeniden karşına çıkar.”

“Merdivenleri çıkarken gördüğün yüzleri unutma… çünkü inerken yine onlarla karşılaşırsın.”

Bu sözü ilk kez Sayın Devlet Bahçeli’den duymuştum. Bir kongre konuşmasıydı. O günden beri aklımın bir köşesinde değil, tam ortasında durur. Çünkü bu, duvarda asılı kalacak bir söz değil… Sokakta, sahada, hayatın tam içinde her gün karşımıza çıkan bir hakikat.

Buralarda siyaset kürsüden atılan nutukla yürümez. Burası küçük yer; laf değil, hâl tartılır. Herkes birbirini tanır. Kime selam verdin, kimin yüzüne bakmadan geçtin, kimin derdine kulak verdin… Hepsi bir yere yazılır. Hafıza uzundur, hesap gecikmez.

Bakın, açık konuşalım…

Siyasete girerken herkes mütevazıdır. Kahvede oturur, çay içer, esnafın derdini dinler. Ama basamaklar yükseldikçe bazı yüzler değişir.

Dün aynı masada oturan, bugün yanına yanaşılmaz olur. Selam verirsin, başını zor kaldırır. Dün “abi” dediğine, bugün mesafe koyar.

İşte kırılma tam burada başlar.

Daha acısı da vardır…
Omuz omuza yürüdüğün, aynı yağmurda ıslandığın, aynı kapıları çaldığın insanlar bir anda “yük” gibi görülür.

Dün beraber yürüdüğün adam, bugün hatırlanmaz.
Dün sırtını yasladığın omuz, bugün yok sayılır.

Bu, basit bir vefasızlık değil…
Bu, düpedüz karakter meselesidir.

Yol arkadaşı dediğin; zor günde yanında duran, kimsenin bakmadığı yerde sana inanan adamdır. Onu unutmak, aslında kendi geçmişini silmektir.

“Yol arkadaşını unutan, aslında kendi hikâyesini yarım bırakır.”

Ama hayat bu defteri açık bırakmaz.

Günü gelir… bir köşe başında karşılaşırsın.
Günü gelir… verdiğin selam karşılıksız kalır.
Günü gelir… en çok ihtiyaç duyduğun anda yanında kimseyi bulamazsın.

İşte o zaman anlarsın:
Kaybedilen sadece bir yol arkadaşı değil… insanın kendisidir.

Bu memlekette insanlar her şeyi unutabilir ama kendilerine yapılan muameleyi unutmaz.

Yerel siyaset nankör değildir… Tam tersine vefalıdır. Ama bunu bilene.

Bu şehir, yukarı çıkınca değişeni affetmez.
Yol arkadaşını satanı ise hiç unutmaz.

Mesele makam değil.
Mesele, o makama giderken kimlerle yürüdüğünü unutmamaktır.

Çünkü yarın yine aynı sokakta yürüyeceksin.
Yine aynı kahvede oturacaksın.
Yine aynı insanların gözünün içine bakacaksın.

Başını eğmemek istiyorsan, bugün nasıl davrandığını unutma.

Merdiven iki taraflıdır.
Çıkışı da vardır, inişi de…
Ama yüzler hep aynı kalır.