Çok kıymetli Sayın Kalenin Sesi okuyucuları,

  Malumunuz ülkemiz birkaç haftadır seçim telaşında idi. 2 hafta arayla 2.tur Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. İlk tur çok az farkla seçim tamamlanamamış olsa da 2. Turda Hak yerini buldu ve Başkan ERDOĞAN tekrar Cumhurbaşkanı seçildi.

 Velhasıl akıl sabırdadır dedikleri gibi sabır neticesinde hak kazandı. İnşallah ülkemizi bundan sonra son derece mutlu günler bekliyor. Yaşım 83 ve hakikaten ömrümde ben böyle devlet otoritesi yaşamadım.  Öyle boşuna konuşmuyorum. Yalnız ilimiz Çanakkale her ne kadar bu konuda sınıfta kaldı gibi görünse de atılın toplamı bir Niyazi ÖNEN + bir İbrahim BODUR (Ölümünün 7.yılında rahmetle anıyorum.) bir İÇDAŞ Tacettin ASLAN olamazlar. Biraz düşünülürse yabancı güçlerin kini yüzyılda geçse asla eksilmeyecek değişik formüllerde intikamlarını alma peşindeler. Demokrat Parti zamanında partinin kalesi idi her iki İmroz (Gökçeada) ve Bozcaada Rumları İstanbul'un o zaman ki sakinleri ada kökenlileriydi.

  Ne yaptılar.?          

1955 yılı 6-7 Eylül hadiselerinde yağmalandı. Bütün uluslararası itibarımız sarsıldı ve Yassıada mahkemelerinde her ne kadar bizlerin haberi dışında Harp Dairesi Başkanlığı’nca düzenlenmiş olduğu arz edilse de idama giden sebep olarak belge sayıldı.

Ayrıca Rahmetli Sayın Bülent ECEVİT'ten de şöyle bir cümle duymuştum. “Bizim hükümet olarak haberimiz dışı bir gücün mevcudiyetinden haberdarız.” Diyerek bahsetmişti.

 Ülkemiz ve tüm dünya en az 3 senedir Koronavirüs  belasıyla mücadele etti. Ardından yüzyılın en büyük afeti olan zelzele başımıza geldi ve 2021 yılı 28 Temmuz'unda başlatılan ülkemizin bir ucundan öbür ucuna kadar ormanlarımızın yakılmasına göz yumanları hiç unutmuyorum. Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nun milletvekili olduğu belediye başkanına ne olur sen bari böyle yapma tarihin meşhur lafı, “Sen de mi Brütüs .? Sen de mi.?”  Dediği zamanlar. Ama ne oldu bu sefer de bir haftada yataklarına inmesi gereken yağmur suları 2 saatte inince sel felaketleri yaşandı. Ülkemiz ardı ardına felaketler silsilesinden geçiyordu.  Tüm mahsüller öldü. Kumluca'yı seller vurdu. Yetişkin mahsuller hep çürüdü.  Bu felaketleri yalnız ülkemiz değil İspanya, Portekiz, İtalya Orta Avrupa ülkeleri buraları da  sık sık daha önceleri görülmeyen sellerle boğuşur oldu. Bunlara sebep elbette yangınlara sebep olanlardır.  Sonuç bütün kış yağmurlar hep gök gürültülü şimşekli, yıldırımlı bir şekilde yağdı. Havada ki azot gazını toprağa indirdi. İnşallah her ne kadar içimizde ki bazı kötüler ülkemizin belalardan kurtulmasını istemese de, yangın, deprem, sel onları mutlu etse de ben bu yağmurların toprağımıza bereket getirmesini ve bu tip felaketleri bir daha yaşamamayı diliyorum. İnşallah çok bereketli bir yıl olur.

  Ve inanıyorum ki her şey en kısa zamanda rayına oturacak. 

  Uluslararası ülkelerin çoğu seçim dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızı tebrik ediyor. Hatta hiç ummadığım bir ülke “Atatürk'ten sonra gelen en güçlü Lider ERDOĞAN.”  diyorlar ve çok da doğru söylüyorlar.

   İnşallah çok yakın bir zamanda her şey son derece normale dönecek. Fırsatçılara, kanunsuzlara, sahtekârlara, gıdalarımızla oynayanlara fırsat kalmayacak. Eski huzurlu günlerimize tekrar döneceğiz.

Selam ve saygılarımla..