"Şiiri okumak, yazmak ve çevirmek savaşı ve adaletsizliği alıp götürür." UYGARLIĞIN ORTAK DİLİ: ULUSLARARASI SÖYLEŞİ DİZİSİ 7

NURDURAN DUMAN Kalenin Sesi olarak, dünyanın farklı ülkelerinden şair, yazar ve başka alanlarda öne çıkan imzalarla yaptığımız söyleşi dizimizi İtalyan şair, çevirmen ve kültür aktivisti Anna Lombardo ile sürdürüyoruz.

Venedik'te yaşayan Anna Lombardo, şair, çevirmen ve kültür aktivisti. Venedik Cà Foscari Üniversitesi'nde İngiliz dili ve edebiyatı okudu; Dublin'de Trinity College'da doktora yaptı. Altı iki dilli şiir kitabı bulunuyor; ayrıca 2021 tarihli "Kovid Zamanında Çeviri" ve 2024 tarihli "Venedik'ten Venedik'e" dahil on şiir seçkisini derledi. A. Lowell, J. Hirschman, J. Lussu ve PP. Pasolini üzerine eleştirel yazıları ve çevirileri var. 2009'dan bu yana, her yıl ulusal ve uluslararası sesleri ağırlayan Palabra en el Mundo x Venice'in sanat yönetmenliğini sürdürüyor. Poets of the Planet (POP) – Gezegenin Şairleri Uluslararası Ağı'nın kurucuları arasında yer alıyor. Çeşitli uluslararası şiir festivallerine konuk. "Con candide mani" adlı şiir kitabı, 2022'de Montegrotto Poesia Ödülü'nün 5. edisyonunda ödüle değer bulundu. Ekim 2023'te, uluslararası Movimiento Proyecto Cultural Sur komitesi tarafından şiir çalışmaları dolayısıyla Honoris Causa fahri doktorası ile onurlandırıldı.

Anna Lombardo Copia

Metninizi oluştururken diliniz, kültürünüz, yaşadığınız yer ve çağınız sizin için nasıl bir kaynak?

Çevremdeki her şeyin şiirime nasıl girdiğini ve onu nasıl etkilediğini henüz bütünüyle düşünmüş değilim, ama bunun tam da böyle olduğunu biliyorum. İnancım şu, şiirin kendisi gereksinimini her şeyden alır, bir bulut, bir sözcük, bir ses, bir olay, bir yüz, bir benzetme, bir ağaçtan... ve sonunda ben çok az şey yaparım. Her şeyin içimden serbestçe akmasına, sonra da metne dökülmesine izin veririm. Kültürüm ve dilim, özellikle metnin ritmi söz konusu olduğunda, kuşkusuz beni etkiler ama başlıca kaynağım değiller. Dünyada olup bitene hep merak duydum. Bugün teknoloji sayesinde başka dilleri ve kültürleri keşfetmek, dünyanın farklı bölgelerinde neler olduğunu öğrenmek, başkalarının tarihlerini görmek her zamankinden kolay; bütün bunlar şiirime yeni pencereler açıyor. Kaynaklarımın, dünyayı dolduran insan ve insan dışındaki şeyler olduğunu söyleyebilirim.

İlk esin ya da fikir kıvılcımından son noktaya yaratım sürecinizin omurgası nedir? Asla ödün vermediğiniz ilkeniz, yazma rutinleriniz var mı?

Yaratım sürecim, dış biçimini ancak hazır olduğunda kazanan içsel bir yolculuk. Sanırım bu, çoğumuzun paylaştığı bir deneyim. Kimi zaman bir ses ya da imge sürekli dönüp dolaşır; yavaş yavaş biçim, ritim ve sonunda söze dönüşür. Yaratım sürecinde her zaman biraz gizem va, itiraf edeyim, bu gizemi büyüleyici bulurum. Bir metni kâğıda geçirdiğimde çoğu kez "neredeyse hazır"dır; bazen ona dönüp bir şeyi inceltir düzeltirim, öellikle de yüksek sesle okuduğumda kulağıma takılan bir yer olursa. Özel bir rutinim yok ama yazma itkisi güçlendiğinde, içsel süreç olgunlaştığında, nerede olursam olayım yazabilirim. Yine de yazının en iyi aktığı bir an var, gecenin sessizliği. Klişe gibi gelebilir ama günün sağır edici, kuşatıcı seslerinin sustuğu o ıssızlık bana gerçekten esin verir. O sıra yalnız olmalıyım; çünkü yazdıklarımı sesli okumaya alışkınım. Sesli okumanın, metni canlandıran ve onu iyileştirmeye yardım eden temel bir ilke olduğuna inanıyorum. Birkaç dostumla şiirlerimi sınar, öneri ve görşlerini dinlerim. Bunun çok yararlı bir uygulama olduğunu düşünüyorum.

Bugünün dünyasında şiirin işlevini nasıl görüyorsunuz; bir metnin etik sorumluluğu ve dönüştürücü gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dün olduğu gibi bugün de şiirin temel bir rol oynamayı sürdürdüğüne inanan yalnız ben değilim. Sözünü ettiğim "Şiir"dir; çevresindeki yayıncılık dünyası başka bir konu. Şiir, içimizde kıpırdayan duyguların gizemli bileşimi. Bugünün dünyasında şiirle ilgilenmek, düşünüyorum ki, gerçekten dinlemeyi, başkasına alan tanımayı ve egomuzdan sıyrılmayı gerektirir. Şiirin bize verdiği en büyük güç budur; DNA'sındaki bu gizemli armağan var olduğu sürece, şiir her çağda anlamlı ve gerekli bir işlev görecektir. Dünyayı kurtaracağını söylemiyorum ama şiirle uğraşmak, onu kucaklamak, yazarak ya da okuyarak, kendimizi ve içinde yaşadığımız dünyayı kavrayışımızı derinleştirir.

Metnin etik sorumluluğu büyük ölçüde yazarının etiğine dayanır. Şiir, doğası gereği, deneyimlerimizi ve dünya ile bağlarımızı yansıtır. Bu yüzden şair kullandığı sözcüklerin sorumluluğunu üstlenmelidir. Sık sık "şiirin her şeyin üstünde olduğu, kimseye hiçbir yükümlülüğü bulunmadığı" söylenir. Buna iki nedenle katılmıyorum. Birincisi, şiiri böylesine yüceltmek onu kutsal bir auranın içine koyar ve onu bizden uzaklaştırır. İkincisi, insan yapısı olduğundan, şiir erdemlerimizi de kusurlarımızı da taşır. Benim için şiirsel söze karşı sorumluluk ciddi bir mesele, hele ki o söz paylaşıldığında. Paylaşıldığı anda şiir hem yazara hem de okuyan ya da dinleyenlere aittir.

Şiir, özellikle günümüzde barış inşasına ve kültürlerarası anlayışa ne gibi katkılarda bulunabilir? Biz, şairler dünya barışı için ne yapabiliriz?

Barış, dünyamız için vazgeçilmez bir gereksinim, kuşku yok. Şiir mucizeler yaratmayabilir ama eylemlerimiz üzerine derin düşünmeye çağırır, daha iyi bir geleceğe ilişkin özlemlerimizi aydınlatır. Bizi, kolay çözümler beklemek yerine etkin dinlemeye yönlendirir. Yargı dağıtmak yerine anlamaya, kavrayışa çalışır; ufuk açan perspektifler sunar ve eyleme esin verir. Şairlerin bu misyonda önemli bir rol oynadığına inanıyorum; mesajlarını yaymalı, insanlarla dayanışma göstermeli ve herkesin içindeki en iyi niyetleri, en iyi tasarıyı çağıran bir "çan" gibi davranmalılar. Barış, uyum içinde birlikte yaşayabilmemiz için en iyi şansımız. Bu adanmışlık olmadan şiirden de şairlerden de söz edemeyiz.

Metinleriniz başka dillere çevrilirken nelere öncelik veriyorsunuz? Çevirmenle bir ilişki kurup hedef dilin okurları ve kültürel bağlamıyla etkileşimde bulunuyor musunuz?

Konuşmadığım dillere metinlerimin nasıl çevrildiği üzerinde sınırlı bir denetime sahibim; şiirlerimde özsel bulduğum öğeler, çevirmenlerin öncelikleriyle her zaman örtüşmeyebilir. Bu durumu hem zorlayıcı hem uyarıcı buluyorum, kendi yazıma daha derinden bakmamı sağlıyor. Çevirmenlerimle iletişim kurmaya gayret ediyorum, aynı zamanda onlara yaratıcı özgürlük tanıyorum, çünkü şiir beklenmedik sürprizler barındırabilir. Çeviri karmaşık ve zahmetli bir iş, hele şiirin ritmini yakalamak söz konusu olduğunda. Örneğin, kısa süre önce Chicagolu şair Matt Sedillo'nun eserlerini Ensemble Yayıncılık için çevirirken bir tercih yapmam gerekti ve ritminden daha çok anlamı taşımaya odaklandım. Matt'in çalışmasıyla uğraşmak, İspanyolingiliz ve Meksika halkının tarihi üzerine kavrayışımı genişletti. Çeviri yaparken çok şey öğrenirsiniz.

Şimdi çevirinin bir başka yüzünü de araştırıyorum: özçeviri. Örneğin Brodsky ve Eco gibi yazar-şairlerde gördüğümüz bir uygulama. Geçen yıl ABD'de yayımlanan "Blackout" kitabım bu uygulamanın bir ürünü. Sürecin sevinçlerini ve güçlüklerini görünür kılıyor, kendi çalışmamla daha derin bağ kurmama ve yeni bir okura ulaşmama olanak tanıyor.

Çeviri söz konusu olduğunda bir pencere daha açmak isterim, yapay zekanın etkisi. Yapay zekanın çevirinin yaratıcı süreçlerini belirgin ölçüde dönüştüreceğine inanmıyorum. Makineler sahici duyguları ifade edemez; şiir çevirisinde insanın yerini alabileceklerinden kuşkuluyum. Yaratıcılık, bellek ve hayal gücüne, kişisel ve kolektif deneyimlere dayanır, bir makinenin bütünüyle kuşatamayacağı nitelikler. Elbette yanılıyor olabilirim; İtalyan şair Alessandro Manzoni'nin bir şiirinde dediği gibi: "Hükmü gelecek kuşaklar versin."

Türk okurlara ne söylemek istersiniz?

Okuma yoluyla da kurduğumuz şiirsel köprüler, birlikte yapabileceğimiz en güzel ve en güçlü şeylerdendir; çünkü bizi, insan oluşumuzun hakikatine yaklaştırır. Türk şairlerine, bize geçmişte verdikleri şiir için (her ne kadar tümü İtalyancaya çevrilmemiş olsa da) ve gelecekte de verecekleri şiir için teşekkür etmek isterim. Türk okurlar için şu dilekle bitireyim:

"Şiiri okumak, yazmak ve çevirmek; savaşı ve adaletsizliği alıp götürür."

Whatsapp Görsel 2025 09 01 Saat 22.51.37 2E67D86A