Yunanistan'ın Selanik kenti yakınlarında ve Halkidiki Yarımadası çevresinde son günlerde yaşanan deprem hareketliliği, Kuzey Ege ve Çanakkale'deki fay hatlarının durumunu yeniden gündeme taşıdı. Son bir haftada en büyüğü 5 olmak üzere 34'ten fazla depremin meydana geldiğini belirten Prof. Dr. Doğan Perinçek, Kaleninsesi'ne yaptığı özel açıklamalarda sarsıntıların Çanakkale ve Gökçeada üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'nden Ege Denizi'ne uzanan bölümüne dikkat çeken Perinçek, Yunanistan'daki hareketliliğin Çanakkale'ye doğru ilerlemesini beklemediğini ifade etti.

“Çanakkale İçin Bir Sorun Oluşturacağını Düşünmüyorum”
Selanik ve Halkidiki Yarımadası çevresindeki fayların parçalı yapısına dikkat çeken Perinçek, son 5-6 aydır bölgede sismik hareketliliğin devam ettiğini belirtti. Sarsıntıların belirli bir hat boyunca yoğunlaştığını ancak Gökçeada'ya doğru devam etmesini beklemediğini söyleyen Perinçek, “Selanik'in güneydoğusunda yoğun depremler yaşadık. Bu depremler bir çizgi halinde meydana geliyor. Bölge son 5-6 aydır aktif. Ancak deprem hareketliliğinin Gökçeada'ya doğru devam etmesini beklemiyorum. Çanakkale ve Gökçeada'yı etkileyecek bir gelişme olacağını sanmıyorum” dedi.
Yunanistan'daki depremlerin Çanakkale açısından oluşturabileceği tehlikeye ilişkin değerlendirmesini paylaşan Perinçek, “Son bir hafta içinde Selanik ve Yunanistan'ın Halkidiki Yarımadası güneydoğusunda en büyüğü 5 olmak üzere 34 sayısını geçen deprem yaşandı. Değişik kanallarla tarafıma bu depremlerin Çanakkale'ye nasıl bir etkisi olabileceği soruldu. Bu depremler Çanakkale ve Gökçeada çevresinde hissedilir ve duyulur ama yakın zamanda Çanakkale için bir sorun oluşturmaz” ifadelerini kullandı.
2014 Gökçeada Depremini Hatırlattı
Kuzey Anadolu Fayı'nın Marmara Denizi'nden çıkarak Saros Körfezi üzerinden Kuzey Ege'ye uzandığını belirten Perinçek, 24 Mayıs 2014 tarihinde Gökçeada açıklarında meydana gelen 6,5 büyüklüğündeki depremi hatırlattı.
Perinçek, söz konusu depremin ilgili fay kesimlerinde biriken enerjinin açığa çıkmasına neden olduğunu belirterek geçmişte Saros Körfezi'nde yaşanan sarsıntılara dikkat çekti.
“Gökçeada depremi olmadan önce Saros Körfezi'nde 3 büyüklüğünün üzerinde altı deprem meydana geldi. Yaklaşık 10 gün sonra Gökçeada depremi yaşandı” diyen Perinçek, günümüzde Batı Marmara'da geçmişteki bu hareketliliğe benzer bir deprem dizisi gözlemlemediğini söyledi.
Selanik çevresindeki depremlerin büyüklük ve derinliklerini de değerlendiren Perinçek, yaklaşık 4 ve 5 büyüklüğündeki sarsıntıların 20 kilometre civarındaki derinliklerde meydana geldiğine ilişkin veriler üzerinde durdu. Depremlerin konumları, derinlikleri ve fayların parçalı yapısını birlikte ele alan Perinçek, mevcut hareketliliğin Gökçeada'ya doğru devam etmesini beklemediğini yineledi.
“Bu Bölgeye Şeytan Üçgeni Adını Vermiştim”
Yunanistan'daki depremlere ilişkin değerlendirmelerinin ardından dikkatleri Batı Marmara'ya çeviren Perinçek, uzun yıllardır özellikle Marmara Adası, Erdek, Bandırma, Biga, Çan, Bayramiç ve Gemlik çevresindeki fay hatlarını takip ettiğini belirtti.
Bölgedeki geçmiş deprem hareketliliğine ilişkin açıklamalarda bulunan Perinçek, “Önceki yıllardan bu yana uyarım; Marmara Adası dolayları, Erdek, Bandırma, Biga, Çan ve Bayramiç dolayındaki faylar içindi. Marmara Denizi'nin batısında ve Gemlik dolayında altı ay öncesinde büyüklükleri 1-3 arasında olan ve 3'ü geçen depremleri yoğun yaşıyorduk. Bu alana şeytan üçgeni adını vermiştim” dedi.
Batı Marmara'nın yanı sıra Tekirdağ çevresindeki fayları da değerlendirmelerinde dikkate aldığını ifade eden Perinçek, özellikle 3 büyüklüğünün üzerindeki depremleri izlediğini söyledi.
“Risk Listemde Birinci Sırada Ancak Endişeli Değilim”
Son aylarda Batı Marmara ve çevresindeki deprem hareketliliğinin önceki dönemlere göre azaldığını belirten Perinçek, bu durumu kendi değerlendirmesi açısından olumlu yorumladığını ifade etti.
Perinçek, “Son 6-7 aydır Marmara'nın batı ve güneybatısında, Marmara Adası dolayları, Erdek, Bandırma, Biga ve Gemlik çevresinde kısmen sakin bir dönem yaşıyoruz. Bölge benim deprem risk listemde birinci sıradaki yerini koruyor fakat deprem sayısında bölgenin sakin geçmesini, beklediğim depremin ileri tarihlere kaydığına işaret olarak algılıyorum. Endişeli değilim” diye konuştu.
Deprem hareketliliğini izlemeye devam edeceğini belirten Perinçek, “Durum değişir, deprem sayısı artarsa gerekli uyarılarımı hemen yapacağım” ifadelerini kullandı.
“Deprem Değil, Bina Öldürüyor”
Depremlerin yalnızca meydana geldikleri bölgeler açısından değil, yapı güvenliği konusunda toplumun bilinçlenmesi bakımından da önemli bir uyarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Perinçek, Çanakkale'deki yapılaşmaya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Özellikle yeni inşa edilen binaların deprem yönetmeliğine uygun yapılmasının önemine dikkat çeken Perinçek, güvenli olmayan yapıların yenilenmesi gerektiğini ifade etti.
Perinçek, “Bizden uzakta dahi olsa meydana gelen depremleri uyarı olarak alalım. Yaşadığımız kentteki yeni inşa edilmekte olan binaların kurallara uygun yapılmasını sağlayalım. Güven vermeyen binaları yıkıp, depreme dayanıklı binalar yapalım. Japonya'da deprem öldürmüyor, bizim gibi ülkelerde bina öldürüyor” dedi.
Çanakkale ve Gökçeada için Yunanistan merkezli son depremlerden kaynaklanan yakın dönemli bir tehlike beklemediğini belirten Perinçek, Batı Marmara çevresindeki fayların izlenmesinin yanı sıra yapı güvenliğinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.




