Artan üretim maliyetleri, kırsalda yaşlanan nüfus, gençlerin üretimden uzaklaşması ve meraların geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Savran, “Küçükbaş sektörü elimizde kalan son dayanağımız haline geldi. Bu sektörü ayakta tutabilmek adına elimizden ne geliyorsa yapmak zorundayız” dedi.

Çanakkale İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Doç. Dr. Ahmet Ferhan Savran ile küçükbaş hayvancılıkta artan üretim maliyetlerini, yetiştiricilerin ekonomik sorunlarını, devlet desteklerini, gençlerin sektöre ilgisini ve Çanakkale’de hayvancılığın geleceğini konuştuk.

Küçükbaş hayvancılık, artan üretim maliyetleri, yem fiyatlarındaki yükseliş, döviz kuruna bağlı girdi bağımlılığı ve yetiştiricilerin ekonomik darboğazıyla zorlu bir süreçten geçiyor. Üretim maliyetleri karşısında emeğinin karşılığını almakta zorlanan yetiştiriciler için sektörün geleceği, gençlerin hayvancılığa yönelimi ve sürdürülebilir üretim politikaları giderek daha büyük önem taşıyor.

Yem hammaddelerinde dışa bağımlılık, artan mazot ve veterinerlik giderleri, damızlık kalitesinin geliştirilmesi ve genç nesillerin üretime kazandırılması, sektörün geleceğini doğrudan etkileyen konular arasında yer alıyor. Çanakkale özelinde yetiştiricilerin beklentilerini, kurumlar arası işbirliğinin önemini ve üniversiteyle yürütülen AR-GE çalışmalarını değerlendiren Doç. Dr. Ahmet Ferhan Savran sorularımızı yanıtladı.

“BIÇAK KEMİĞE DAYANMANIN DA ÖTESİNE GEÇTİ”

Yem, mazot ve hayvan sağlığı giderlerinde yaşanan artışlar yetiştiriciyi nasıl etkiliyor? Üreticiler bu maliyetlerin altından kalkabiliyor mu?

Tarım sektöründe girdi maliyetlerinin her geçen gün değiştiğini belirten Savran, pandemiyle başlayan ve devam eden savaşların Türk çiftçisini ciddi biçimde etkilediğini söyledi. Özellikle uluslararası gelişmelerin üretim maliyetleri üzerindeki baskısına dikkat çeken Savran, “Açıkçası artık bıçak kemiğe dayanmanın da ötesine geçti” değerlendirmesinde bulundu.

Bu yıl bitkisel üretimle uğraşan çiftçilerin söz konusu olumsuzluklardan küçükbaş hayvancılık yetiştiricilerine kıyasla daha fazla etkilendiğini ifade eden Savran, küçükbaş hayvancılığın ise mevcut koşullara rağmen sürdürülebilirliğini koruyabilen önemli üretim alanlarından biri olduğunu vurguladı.

Küçükbaş hayvancılıkta artan girdi maliyetlerine karşı alınabilecek önlemler bulunduğunu belirten Savran, özellikle mera koşulları elverişli bölgelerde üretim yapan yetiştiricilerin daha avantajlı olduğunu dile getirdi. Fabrika yemine bağımlılığın azaltılarak meralardan daha fazla yararlanılmasının maliyetleri kontrol altında tutmaya katkı sağladığını belirten Savran, son yıllarda ilkbahar ve sonbahar yağışlarının da bu açıdan olumlu etkisi olduğunu kaydetti.

Üreticilerin karşılaştığı sorunların yalnızca ekonomik maliyetlerle sınırlı olmadığını da hatırlatan Savran, son üç yılda yaşanan orman yangınlarının küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yetiştiricileri olumsuz etkilediğini söyledi. Yangınlardan etkilenen alanlarda yeni dikim sahalarının oluşturulmasının, otlatma imkanlarını uzun yıllar boyunca kısıtlayabileceğine işaret etti.

Hem bitkisel üretim hem de koyun ve keçi yetiştiriciliğiyle uğraştığını belirten Savran, küçükbaş hayvancılığın korunmasının artık çok daha büyük bir sorumluluk haline geldiğini ifade ederek, “Her şeye rağmen küçükbaş sektörü elimizde kalan son dayanağımız haline geldi. Bu sektörü ayakta tutabilmek adına elimizden ne geliyorsa yapmak zorundayız. Devletimizin alacağı tedbirler ve üreticimize vereceği destekler açısından bizler de kurumsal sorumluluklarımızı her daim güncelleme gayreti içerisindeyiz” diye konuştu.

“MERADAKİ OTU, ETE VE SÜTE DÖNÜŞTÜREBİLMELİYİZ”

Türkiye'nin yem hammaddelerinde dışa bağımlılığı, döviz kurundaki hareketlilikle birlikte küçükbaş hayvan yetiştiricilerini nasıl etkiliyor? Yerli üretim yeterli mi?

Küçükbaş hayvancılık açısından Türkiye'nin yem hammaddesi üretiminin kendine yetecek düzeyde olduğunu belirten Savran, koyun ve keçi yetiştiriciliğinin kuzu büyütme dönemi dışında fabrika yemine en az bağımlı hayvancılık faaliyetlerinden biri olduğunu söyledi.

Yem hammaddesi tüketiminde asıl payın büyükbaş hayvancılıkta olduğuna dikkat çeken Savran, yurt dışından besilik veya damızlık hayvan getirilmesinin ve yeni büyükbaş işletmelerinin kurulmasının yem hammaddesi açısından dışa bağımlılığı artıran unsurlar arasında bulunduğunu ifade etti.

Küçükbaş hayvancılığın temel mantığının meralarda ve tarım dışı alanlarda değerlendirilemeyen bitkisel kaynakları insan gıdasına dönüştürmek olduğunu vurgulayan Savran, üretimde meraların önemini şu sözlerle anlattı:

“Koyun ve keçi üretiminde sektörün temel hedefi, insan gıdası olarak değerlendirilemeyen ürünlerin hayvanlar vasıtasıyla gıdaya dönüştürülmesini amaçlamaktır. Yani meradaki otu ete ve süte dönüştürebilmek asıl mesele. Bunun dışında yapılan her şey maliyet ve sürdürülebilirliğin önünde engel demektir.”

Kılıç: “Plakamız 17, 17 Projemizle ÇTSO’da Değişim İçin Geliyoruz!”
Kılıç: “Plakamız 17, 17 Projemizle ÇTSO’da Değişim İçin Geliyoruz!”
İçeriği Görüntüle

Merada otlatma imkanının küçükbaş hayvancılığın ekonomik yapısını doğrudan etkilediğini belirten Savran, hayvanını merada otlatmadan, hazır yeme dayalı bir üretim modeliyle başarılı olmanın oldukça zor olduğunu dile getirdi.

Bu nedenle yem girdilerindeki artışın yanı sıra mevcut doğal kaynakların üretime nasıl kazandırılacağının da tartışılması gerektiğini belirten Savran, “Bizler yem girdilerinin yüksekliği ve hammadde teminindeki sıkıntıları konuşmak yerine, mevcut imkanlarla tarım dışı alanlarımızda bu sektöre ne kadar üretim alanı açabiliriz meselesini ele almalıyız. Bu konular üzerine fikir ve proje üretmeye mecburuz” dedi.

Mera alanları ve ormanlık sahaların küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin kullanımına açık tutulmasının önemini vurgulayan Savran, yeni dikim sahaları dışında kalan alanlarda otlatma imkanlarının korunması gerektiğini belirtti. Bu alanların üreticinin kullanımından uzaklaştırılmasının sektörün geleceğini tehdit edeceğini söyleyen Savran, “Mera alanları ve ormanlık alanlardan küçükbaş yetiştiricisini uzaklaştırırsak önümüzdeki beş on yıl içerisinde elimizdeki son koz olan küçükbaş hayvancılığı da kaybetmek zorunda kalacağız” uyarısında bulundu.

“Savran, Tarım ve Orman Bakanlığının bu konuda önemli sorumluluklar üstlenmesi gerektiğinin de altını çizdi. Savran’ın gençlerin tarımsal üretime yönelimi, kırsalda yaşanan nüfus kaybı ve hayvancılığın geleceğine ilişkin değerlendirmeleri ise röportajımızın yarın yayımlanacak ikinci bölümünde yer alacak.

Muhabir: Süha Parmaksız