“Şiir, tehdit altındaki insanlık durumunu savunmak için temel ihtiyaçtır.” UYGARLIĞIN ORTAK DİLİ: ULUSLARARASI SÖYLEŞİ DİZİSİ 4
NURDURAN DUMAN Kalenin Sesi olarak, dünyanın farklı ülkelerinden şair, yazar ve başka alanlarda öne çıkan imzalarla yaptığımız söyleşi dizimizi Kübalı şair Víctor Rodríguez Núñez ile sürdürüyoruz.
Víctor Rodríguez Núñez (1955, Havana), Küba’nın önde gelen ve en saygın çağdaş şairlerinden biri. Dünya çapında yayımlanmış elliden fazla kitabı var. İspanyolca konuşulan ülkelerde pek çok büyük ödüle değer görüldü. Bunlar arasında, 2015 yılında bu dilde yayımlanmamış bir şiir kitabına verilebilecek en yüksek onur sayılan Loewe Ödülü de yer alıyor. Başlıca uluslararası edebiyat festivallerinin çoğunda çarpıcı bir varlık göstermiş, kırktan fazla ülkede şiir okumuştur. Zamanını ABD ile Küba ve şiir adına çağrılı olduğu başka ülkeler arasında paylaştırmakta. Türkçede “Başkaldıran Madde” (Çevirmen Pelin Kıvrak, 1984 Yayınevi) adlı kitabı bulunuyor.
Metninizi oluştururken diliniz, kültürünüz, yaşadığınız yer ve çağınız sizin için nasıl bir kaynak?
Kübalıyım ve İspanyolca yazıyorum ama otuz yıldır İngilizcenin baskın olduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşıyorum. Bunun dilimi kullanış biçimimi pekiştirdiğini düşünüyorum, artık dilimi daha iyi biliyorum çünkü ona dışarıdan bakabiliyorum. Aynı durum bir kimlik geliştirmeme olanak tanıdığı için giderek daha çok bilincine vardığım kültürüm için de geçerli. Elbette Küba'dan başka bir ülkede bunca yıl yaşamak beni derinden etkiledi (örneğin, doğayı algılayışımı). Son olarak, kimse kendi zamanından kaçamaz ve bizler son derece zorlu bir zamandan geçtik (artık bittiğini sandığımız salgınlar, savaşlar ve kıtlıklarla dolu bir zaman).
İlk esin ya da fikir kıvılcımından son noktaya yaratım sürecinizin omurgası nedir? Asla ödün vermediğiniz ilkeniz, yazma rutinleriniz var mı?
Ergenliğimden beri şiir yazmaktan başka bir şey istemedim. "Şair" sözcüğüne çok büyük saygı duyuyorum ve onu dikkatle kullanıyorum. Şair olup olmadığım başkalarının kararına kalmış, ben çekimserim. Gazeteci, denemeci ve akademisyen oldum, ama yalnızca geçinmek için. Pazarlığa kapalı ilkelerim: asla kendini satmamak ya da teslim olmamak, gereksinim duyduğum ve istediğim şeyi yazmak, her işi olabilecek en iyi biçimde yapmak. Ve elbette bir rutinim var: Her gün yazarım, az ya da çok, iyi ya da kötü. El yazısıyla notlar alırım, sonra bunları bilgisayara aktarırken yeniden işlerim. 2000 yılından bu yana bu notlardan on iki kitap ortaya çıktı.
Bugünün dünyasında şiirin işlevini nasıl görüyorsunuz; bir metnin etik sorumluluğu ve dönüştürücü gücü hakkında ne düşünüyorsunuz?
Şiir, ilk insan kadar eski bir sanattır ve işlevi her zaman tehlikeyi önlemek olmuştur. Dize, yalnızca köken bilimsel olarak değil, özünde de zorlukların, sıkıntıların karşısındadır. Doğal zorluklar (deprem gibi), toplumsal zorluklar (savaş gibi) ve kişisel zorluklar (hastalık gibi), şiirde hep sağlam bir rakip bulmuştur. Latin şair Horatius'un dediği gibi şiir, aletin ya da silahın kendisi değil, onların keskinleşip iş ya da savaş için hazırlandığı bileyi taşıdır.
Şiir, özellikle günümüzde barış inşasına ve kültürlerarası anlayışa ne gibi katkılarda bulunabilir? Biz, şairler dünya barışı için ne yapabiliriz?
Şiir, çağımızda çok yararlı olabilir çünkü farkındalığı artırmak ve tehdit altındaki insanlık durumunu savunmak için temel ihtiyaçtır. İnsanlıktan çıkarmak, bizi serbestçe alınıp satılabilen metalara dönüştürmeye çalışan kapitalizmin doğasında var. Savaş insanlık dışıdır; her türlü uyuşmazlığı (özellikle toprak mülkiyeti üzerine olanları) zorla, şiddetle çözmeye dayanır. Başkalarını, onların özelliklerini, gereksinimlerini ve haklarını anlamak, insanlık durumunun tam ve özgür gelişimi için koşuldur.
Metinleriniz başka dillere çevrilirken nelere öncelik veriyorsunuz? Çevirmenle bir ilişki kurup hedef dilin okurları ve kültürel bağlamıyla etkileşimde bulunuyor musunuz?
Benim için önemli olan, şiirlerimin başka bir dilde işlev görüp göremediğini doğrulamak. Bu, her yapıtın başarıyla geçemediği müthiş bir sınav. Şiirin dilin ötesinde olduğuna ve ötekilik aracılığıyla algılanabileceğine inanıyorum. Elbette çevirmenlerimle mümkün olduğunca bir ilişki kurmaya, onlara her konuda elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum ama işlerine asla karışmadan. Şiirimi okuyuşlarının ve başka bir dilde yeniden yorumlayışlarının olabildiğince özgür kalmasını umuyorum. İyi bir çeviri için sadakatle yaratıcılık arasında bir denge gözetilmelidir.
Türk okurlara ne söylemek istersiniz?
Onlara şiiri küçümsememelerini ya da ondan korkmamalarını söylemek isterim. Şiir yaşamamıza yardım eder; var oluş nedeni budur, dün de bugün de. Yalnızca edebiyattan değil, yazıdan bile önce gelen kadim bir sanat. Kitaplarla ilişkilendirilmiş bir sözlü sanattır am kitaplardan önce de vardı ve kitaplar ortadan kalksa bile var olacak. Herkese açık bir etkinlikte şiir dinlemek, evimizin mahremiyetinde şiir okumak, insanlık durumumuzla uzlaştırır, bizi daha doyumlu insanlar yapar. Kapitalizm bizi metalara dönüştürmeye çalıştı, evet bunda ısrarcıyım; şiir ise satılamayan şeylerin hâlâ var olduğunun canlı kanıtı.