Eğer kişide şans varsa, hayatta ne yaşarsa yaşasın, hiçbir olumsuzluk onun yaşayacaklarını engelleyemez. Bu düşüncenin tarih sayfasındaki tanıklarından biri olan Rüstem Paşa’nın hikayesi, gerçekten ilgi çekmektedir.

Osmanlı yükselme devrinde Diyarbakır eyaleti oldukça stratejik bir öneme sahiptir. Diyarbakır, Kanuni Sultan Süleyman döneminde İran seferleri için ordunun toplanma merkezidir. Bu nedenle İran seferleri öncesi Kanuni Sultan Süleyman, ordunun önde gelen kişileri ile Diyarbakır’da bir araya gelmiştir. Burada geçirdiği zaman içinde çok sayıda cami, medrese, köprü, hamam ve yol yaptırmıştır. Ayrıca bu önem verdiği şehre de elbette güvendiği kişiyi yönetici yapmıştır. O kişi Rüstem Paşa’dır.

Rüstem Paşa, Hırvat asıllı Hristiyan bir ailenin çocuğu olarak Saraybosna yakınlarında bulunan Butmir veya Sarajevsko Polje adlı bir köyde dünyaya geldiği düşünülmektedir. Bazı görüşlere göre Arnavut asıllı olduğu söylenmektedir. Opuković veya Cığaliç ailesinden olduğu bilinmektedir. Kardeşi de Osmanlı kaptan-ı deryası Sinan Paşa’dır. Rüstem Paşa, Enderun mektebinden rikab ağası olarak çıkmıştır. 1544 yılında Hadım Süleyman Paşa’nın görevden alınmasından sonra Hürrem Sultan’ın da desteğini alarak sadrazamlığa yükselmiştir. Varlıklı, temkinli ve zeki bir kimse olan Rüstem Paşa, Kanuni Sultan Süleyman’ın Kızı Mihrimah Sultan ile evlenmiş, dolayısıyla tarihe Damat Rüstem olarak geçmiştir. Ancak bu evlilik kolay olmamıştır. Bir takım dedikodular ile uğraşılmıştır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan ile Diyarbakır valisi Rüstem Paşa’nın evleneceği ortaya çıkınca durumu kıskananlar Rüstem Paşa hakkında “cüzzamlı” dedikodusu yaymaya başlamıştır. Şüpheye düşen Kanuni, Diyarbakır valiliği görevinde bulunan Rüstem Paşa hakkındaki bu iddiaları araştırmak için Hekimbaşı Mehmed’i görevlendirilmiştir. Diyarbakır’a giden Hekim Mehmed saray tarafından genel sağlık taraması yapıldığını paşaya iletir. Cüzzamlı hastaların vücudunda canlı yaşayamayacağından eğer kıyafetlerinde bit bulunursa paşanın cüzzamlı olmayacağı anlaşılacaktır. Hekim Mehmed’in araştırmaları sonucunda Rüstem Paşa’nın kıyafetlerinin birinde bir bit bulunur ve cüzzamlı olduğu dedikodusu boşa çıkmıştır. Paşaya saraya damat olacağı iletilmiştir.

Hatta bu söylenti halk arasında yayılmaya başlayınca dönemin şairi şu dizeleri yazar:

“Olacak bir kimsenin bahtı kavi, talihi yar,

Kehlesi (Biti) dahi mahallinde onun işine yarar.”

Bu sözler “şanslı adamın üzerinde bit çıksa işine yarar” anlamındadır. Bu yüzden, tarihçilerin kendisine vermiş oldukları bir diğer isim "Kehle-i İkbal" (İkbal biti) Rüstem Paşa'dır.