Selamlar;

Bundan yaklaşık altı yıl kadar önce şehrimizin önemli gazetelerinden birinde kısa süreli bir yazım tecrübem olması ve bu yazı köşesinin de Kayda Değer Şeyler ismini taşıması sebebi ile “Kalenin Sesi” serüvenime de Versiyon 2 olarak başlamak istedim.

Sosyal medyanın başını alıp gittiği, yapay zekanın evimizin her bir köşesini işgal ettiği bu dönemde “Hala gazete okuyan var mı?” sorusuna cevap aramaktan kaçınsam da tekrar yazmaya karar verdim. Bu kararımı değerli büyüğüm İlker Ağabey ile paylaştım ve hiç tereddütsüz karşılık buldum.

Peki ne oldu da yazma arzum birden ortaya çıktı, son yazımın ardından akıp giden altı yılda neler yaptım ve yazın hayatımın ikinci versiyonunda sizleri neler bekliyor?

Efendim, öncelikle üretmeyi, kişilere dokunmayı, derdini -toplumsal kaygılarını- paylaşmayı seven bir yapım var. Osmanlı’nın ilk kadısı olan Şeyh Edebali’nin “Vakit kıymetli oğul, Sakın boş gezmeyesin!” mısrasındaki nasihatle boş gezmekten hep imtina etmişimdir. Bilmiyorum sizlerde de bu his oluşuyor mu ama artık zaman çok hızlı geçiyor gibi geliyor bana. Bu süratli yolculukta da ardımda bıraktıklarımın kıymetli olması gerektiğine inanıyorum. Kırk yaşına merdiven dayamış, kendince feleğin çemberinden geçmiş, görmüş-gözlemlemiş ve hepsinden de önemlisi bir kız babası olarak paylaşmak istiyorum aklımdan geçenleri...

Tabi bu paylaşımlar tamamen benim bakış açımdan, benim tecrübelerimden, -mışlı -dili zaman eklerinden uzak olacak. Bazen okuduğum bir kitabı, bazen izlediğim bir filmi taşıyacağım buraya. Zaman gelecek şehrin dinamiklerinden söz edecek zaman olacak serzenişlerimden dem vuracağım.

2019 yılından bu yana, yani son köşe yazımdan itibaren geçen sürede bu satırlara aktarılacak çok anı, çok tecrübe biriktirdim. Misal tamamen kendi imkanlarım, kendi bütçem, kendi ekipmanlarım ile dört farklı Çanakkale Savaşları belgeseli hazırladım. Hiçbir kurum, kuruluş ya da şahıstan destek almadan, senaryosundan kurgusuna kadar tüm işçiliğini kendim yaptığım çalışmalar yayınladım.

Yine tüm işçiliği bana ait olan, şehrimiz Çanakkale’de sanatı, zanaatı ile şehirde önemli olduğuna inandığım kişilerin mini belgesellerini yaptım. Kayda Değer İnsan adını verdiğim bu belgesel serisinde mesela bir Karagöz Sanatçısı ile sanatını konuşmadım. Kişiyi bu sanata iten alt metni ortaya çıkarmak için saatler süren mülakatlar gerçekleştirdim. Şu ana kadar dokuz bölüm yayınladığım bu seriye de yeni yılda da devam etmek istiyorum.

Ayrıca iki farklı toplum belgeseli hazırladım aynı şartlarda. İlk olarak Geyikli’ye üç km uzaklıkta bulunan Bozköy isimli küçük bir köyün zeytincilik hikayesini ölümsüzleştirdim. İkincisi ise güzel beldemiz Kepez’in kuruluş hikayesi oldu. Yalnızca bu belgesel Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan’ın himayesinde oluşturuldu.

Elbette çalışmalarımda alanında uzman hocalarım da bana çokça yardımcı oldular. Hiçbir menfi karşılık beklemeden projelerime destek oldular.

Bu senenin yazında ise yine Bozköy’de eş ve dostlarımla birlikte muhteşem bir şenlik organize ettim. Sekiz ila on bin kişinin katılım gösterdiği bu şenlikte geleneksel oyunlar oynandı, kırktan fazla stant açıldı, onlarca hediye dağıtıldı ve benden başka hiçbir köylünün cebinden bir lira para çıkmadı. Aksine katılım gösteren herkes kazandı...

Bu şenliğin sonunda ise yine senaryosunu benim yazdığım ve köylü komşularımız ile oynadığımız “Köy Bizim Tarla Kimin” isimli tiyatro oyununu yaklaşık üç bin kişiye oynadık. Bu oyunumuzda da Karagöz’ün Kukla Atölyesi’nden Nazım Öney Olcaytu hocam bize yönetmenlik yaptı.

Daha bir çok sosyal projede yeteneklerim ve bilgim dahilinde yer almaya çalışıp kıymetli vakti, boş değil dolu dolu gezerek geçirdim. Hiçbir ticari amaç taşımadan, yalnızca paydaşı olduğum bu şehre ve insanlarına değer katmak adına üretmeye çalıştım.

İşte tüm bu olanlar ve olacaklara da Kayda Değer Şeyler adını verdim.

Sevgi ile....