İnsanın içinde sevgi var, der Tolstoy. Dışarıdakine kapıyı açan, karşısındakini çoğaltan bir edimsel sevgi.
İnsan neyle yaşar? Suyla mı? Ekmekle mi? Tuz?
Ekmek ve tuz deyince, dolayısıyla emek?
Uygarlık tarihi boyunca insanın kafa yorduğu bu konuya ilişkin söz gider birçok düşünüre, sanat insanına uzanır. Ancak bugün, iyi ki sormuş dedirten Tolstoy’dan dem vuracağız. Yaşamsal bir denklemin çözümünü sunan sorularından.
Tolstoy’un anlatısı ilk bakışta, belki de ilk okuyuşta sevecen bir yoksulluk öyküsü gibi gelebilir. Bir kunduracı, kış günü yolda denk geldiği çıplak bir yabancıyı evine alır; eşiyle birlikte zaten iki çocuklu aileye zar zor yettirdikleri ekmek bölüşülür, yabancıya iş öğretilir, aile genişler.
Bu sırada metnin derinliği, gündelik akışında ilerlemiş yaşamın arkasına yerleştirilen üç gerçekte gizlidir: İnsanın içinde ne barındırdığı. İnsana neyin verilmemiş olduğu. İnsanın neyle yaşadığı.
Bu sorulara verilen yanıtlar, yalnız Tolstoy’un çağını aydınlatan değil, bugünün hız-tüketim-gösteriş çılgınlığı düzlemini de parçalayan ışın kılıçları gibidir. İnsana, herhangi bir durum karşısında, önce ve sadece kendi çıkarını optimize etmesi (eniyilemesi) önerilen günümüzde özellikle anımsamak yeridir:
İnsanda ne var?
İnsanın içinde sevgi var, der Tolstoy. Ancak bu eylemsiz bir sevgi değildir. Dışarıdakine kapıyı açan, payından verip kendindekini eksilterek karşısındakini çoğaltan bir edimsel sevgidir.
İnsanda ne yok?
İnsana verilmemiş olan ise yarının ne olacağı bilgisidir. Kusursuz diyerek doğrudan ya da gizli kibirle övündüğümüz plan an olur, püf oluverir. Son soluk gibi.
Neyle yaşar?
Tolstoy, çok değerli sorular olsa da "insan neden ya da nasıl yaşar” diye sormaz. Yaşamın gizini karmaşık formüllerde değil, temel, yalın, bilimsel bir denklemin içinde olduğunu imleyerek, insanın insanla yaşadığını söyler. Kendini kollamak içgüdüsüyle değil başkasına omuz vermek bilgisiyle. İnsan paylaşıp dayanışarak yaşar.
***
Öykünün Türkçemizde birçok yayınevinden çevirisi bulunmakta. Henüz okumamış olanlar en doğru ve estetik çevirisini araştırıp kendisi için en ideal olanı bularak bir göz atabilir. Göz atabilir diyorum çünkü kolayca okunuveren metin, daha sonra farklı zaman aralıklarında onu yine sayfalarına çağıracaktır. Hem de satırların altını koyu koyu çizmek üzere. Sanata evet.