Çanakkale'nin en önemli kültür miraslarından biri olan Troya Müzesi, her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlarken, bu kez Türk kültürü üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan önemli bir akademisyeni ağırladı. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Demir, Troya ve Troas Bölgesi'nden çıkarılan eserleri gezerken, yıllardır sürdürdüğü Türk dili ve kültürü araştırmaları doğrultusunda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Yaklaşık 40 yıldır Türk kültürünü bilimsel araştırmalarının merkezine alan Demir, bugüne kadar Türkçe kelimelerin kökenlerinden sözlü halk kültürüne kadar çok sayıda çalışma yürüttü. Yaklaşık 20 yıl boyunca Anadolu'nun farklı bölgelerinde yaptığı saha araştırmalarıyla Türk masalları, efsaneleri, ninnileri, manileri, atasözleri ve çocuk oyunlarını derleyen Demir, oluşturduğu arşivle Türk kültürünün en kapsamlı sözlü kültür çalışmalarından birine imza attı. Bu nedenle Troya Müzesi'nde yaptığı değerlendirmeler, yalnızca bir ziyaretçinin görüşü değil, uzun yıllara dayanan akademik çalışmaların bir yansıması olarak dikkat çekti.

"Yeşim taşı Türk tarihinin şifresidir"

Müzenin ilk bölümünde sergilenen eserleri inceleyen Prof. Dr. Necati Demir'in dikkat çektiği ilk buluntu yeşim taşı oldu. Yeşim taşının Türk tarihi açısından önemli bir sembol olduğunu savunan Demir, tarih öncesi dönemlerde özellikle Altay ve Sayan Dağları çevresinde görüldüğünü belirterek Troya Müzesi'nde sergilenen örneklerin bu yönüyle dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Yeşim taşının yalnızca değerli bir taş olarak görülmemesi gerektiğini dile getiren Demir, bu buluntuların geçmiş toplumlar arasındaki kültürel ilişkileri anlamaya katkı sağlayabilecek önemli veriler sunduğunu belirterek, "Yeşim taşı Türk tarihinin şifrelerinden biridir." değerlendirmesinde bulundu.

Ruh kuşu figürü ve İskit okları üzerine dikkat çeken yorum

Müzenin ilerleyen bölümlerinde sergilenen eserleri de tek tek inceleyen Demir, milattan önceki dönemlere ait bir lahit üzerinde bulunan ruh kuşu figürünün özellikle dikkat çektiğini söyledi. Ruh kuşunun Türk kültüründe ölünün ruhunu göğe taşıyan önemli sembollerden biri olduğunu savunan Demir, bu figürün geçmiş toplumların inanç dünyasını anlamak açısından önemli ipuçları taşıdığını ifade etti.

İskit oklarının sergilendiği bölümde de değerlendirmelerde bulunan Demir, bu eserlerin yalnızca savaş araçları olmadığını, aynı zamanda geçmiş medeniyetlerin kültürel yapısını anlamaya yardımcı olan önemli buluntular arasında yer aldığını dile getirdi.

"Değirmenin atası da burada, dokuma kültürü de..."

Açık Hava Sinema Geceleri başlıyor…
Açık Hava Sinema Geceleri başlıyor…
İçeriği Görüntüle

Prof. Dr. Necati Demir'in üzerinde durduğu eserlerden biri de taş öğütücüler oldu. Günümüzde kullanılan değirmenlerin ilk örneklerinden biri olarak değerlendirdiği taş öğütücüler için "değirmenin atası" ifadesini kullanan Demir, bu araçların geçmiş toplumların üretim kültürünü anlamak açısından önemli eserler olduğunu söyledi.

Dokuma araçlarını da inceleyen Demir, dokumacılığın Türk kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu belirterek müzedeki örneklerin geçmiş toplumların üretim anlayışını yansıttığını ifade etti. Bronz döküm tekniklerinin anlatıldığı bölümü de değerlendiren Demir, bronz işçiliğinin medeniyetlerin üretim gücünü ve teknolojik gelişimini ortaya koyan önemli göstergeler arasında bulunduğunu dile getirdi.

Troya adına ilişkin görüşlerini de paylaştı

Müze gezisi sırasında Troya adının kökenine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Necati Demir, bölgenin adının "Tur Ova" olduğu yönündeki görüşünü dile getirdi. Bu yaklaşımının uzun yıllardır sürdürdüğü dil araştırmalarına dayandığını belirten Demir, "Tur" kelimesinin Türklerin eski adlarından biri olduğunu savunarak Troya adına ilişkin farklı bir etimolojik değerlendirme yaptı.

"Her Türk vatandaşı bu müzeyi görmeli"

Bilimsel çalışmalarını Türk kültürünün dünya kültürleri içerisindeki yerini ortaya koymak amacıyla sürdüren Prof. Dr. Necati Demir, bir kültürün oluşmasındaki en temel unsurun dil olduğunu belirterek yıllardır bu doğrultuda araştırmalar yürüttüğünü ifade etti. Türk kültürünün tarih boyunca farklı medeniyetlerin etkisinde kaldığını söyleyen Demir, "Gölgede kalanın gölgesi yoktur." sözüyle kültürel hafızanın korunmasının önemine dikkat çekti.

Troya Müzesi'nin yalnızca Çanakkale'nin değil, Türkiye'nin ortak kültürel mirasını yansıtan en önemli merkezlerden biri olduğunu vurgulayan Demir, "Troya ve çevresinde bulunan eserler bu müzede sergilenmektedir. Her Türk vatandaşının mutlaka görmesi gereken yerlerden biridir." diyerek vatandaşları müzeyi ziyaret etmeye davet etti.

Türk kültürü üzerine yıllardır araştırmalar yürüten bir akademisyenin gözünden Troya Müzesi'ne yapılan bu değerlendirmeler, Çanakkale'nin dünya mirası değerlerinden biri olan müzenin yalnızca arkeolojik buluntularıyla değil, kültür tarihi, dil ve medeniyet araştırmaları açısından da farklı bakış açılarıyla ele alınabilecek önemli bir merkez olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Muhabir: Deniz Çetin