Bir önceki yazıda zeytinlikler, imar süreçleri ve kamuoyunda “Peru Piramitleri” olarak anılmaya başlayan sahil duvarlarıyla ilgili soruları sıralamıştık.
Sayın Güray Yüksel’in kamuoyuna sunduğu evrakları da tek tek inceledik.
Sonuç değişmedi.
Ruhsat bekledik.
Belgecikler geldi.
Şimdi ise kamuoyunun merak ettiği başka bir dosya var:
Kızılköy altındaki bağ evi.
Çünkü Ezine’de artık insanlar aynı soruyu soruyor:
Vatandaşın yaptığı bir yapı için devlet bütün gücüyle harekete geçerken, konu belediye başkanına geldiğinde aynı hassasiyet gösteriliyor mu?
İşte tartışma tam olarak burada başlıyor.
KARAYOLLARI İZNİ VAR MI?
Kamuoyunda konuşulan ilk konu, yapının ulaşım bağlantıları.
Çünkü söz konusu alanın düğün, organizasyon ve benzeri faaliyetlere uygun şekilde kullanıldığı yönünde iddialar bulunuyor.
Eğer öyleyse, Karayolları Trafik Kanunu’nun 17. maddesi devreye giriyor.
Kanun açık.
Karayolu kenarında bulunan ve trafik güvenliğini etkileyebilecek tesisler için ilgili kurumdan giriş-çıkış izni alınması gerekiyor.
Üstelik izin alınmadan işletmeye açılan tesislerin faaliyetlerinin durdurulabileceği de aynı maddede yazıyor.
O halde soru net:

Bu yapı için Karayolları tarafından verilmiş resmi giriş-çıkış izni var mı?
Varsa yayınlayın.
Çünkü bir önceki dosyada da ruhsat yerine başka evraklar gösterilmişti.
Bu kez kamuoyu doğrudan yetkili kurumun verdiği izni görmek istiyor.
BÜYÜK OVA SINIRLARI İÇİNDE Mİ?
İkinci soru daha da önemli.
Çünkü kamuoyunda söz konusu arazinin Büyük Ova Koruma Alanı içerisinde bulunduğu yönünde güçlü iddialar var.
Eğer öyleyse mesele sadece bir yapı meselesi olmaktan çıkar.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çok açık hükümler içeriyor.
Bu nedenle Ezine’nin sorduğu sorular şunlar:
* Arazi hangi statüde?
* Büyük Ova sınırları içerisinde mi?
* Tarım dışı kullanım izni alındı mı?
* Alındıysa hangi kurum verdi?
* Hangi tarihte verildi?
Çünkü kamuoyunun görmek istediği şey yorum değil, resmi evrak.
ARŞİV KONUŞUYOR
Belki de dosyanın en dikkat çekici kısmı burada.
Uydu görüntülerine bakıldığında yıllar içerisindeki değişim aşama aşama görülebiliyor.
2016 yılı görüntülerinde yapı görünmediği,

2019 yılı görüntülerinde ise yapılaşmanın başladığının görüldüğü ifade ediliyor.


Bu nedenle insanlar şu soruyu soruyor:
Eğer her şey mevzuata uygunsa, süreç neden hâlâ bu kadar tartışılıyor?
Çünkü arşivler konuşuyor.
Tarihler konuşuyor.
Görüntüler konuşuyor.
Kamuoyu ise cevap bekliyor.
VATANDAŞA HARAM, BAŞKANA HELAL Mİ?
Asıl mesele tam da burada.
Çünkü sıradan bir vatandaş aynı bölgede aynı işlemleri yapmaya kalktığında ne olurdu?
* Ruhsat sorulurdu.
* İzin sorulurdu.
* Ceza uygulanırdı.
* Gerekirse yıkım süreci başlatılırdı.
Peki bugün kamuoyunun tartıştığı bu dosyada aynı standartlar uygulanıyor mu?
Yoksa bazı kişiler için farklı bir değerlendirme mi yapılıyor?
Ezine’nin sorduğu soru budur.
Ve bu soru her geçen gün daha yüksek sesle sorulmaktadır.
BELGECİK DEĞİL, CEVAP BEKLENİYOR
Bugün kamuoyunun beklentisi son derece basit:
* Karayolları giriş-çıkış izni var mı?
* Tarım dışı kullanım izni var mı?
* Yapı ruhsatı var mı?
* Yapı kullanım izinleri var mı?
* İlgili kurumların onayları mevcut mu?
Varsa paylaşın.
Ama gerçekten paylaşın.
Çünkü artık insanlar belgecik değil, cevap görmek istiyor.
Ve unutulmamalıdır:
Sorular büyüdükçe tartışmalar büyür.
Tartışmaları bitirecek olan şey ise polemik değil, şeffaflıktır.




