Çanakkale'de son haftalarda özellikle bahçelerde, boş arazilerde, tarım alanlarında ve yerleşim yerlerine yakın bölgelerde görülen yılanlar kent gündeminin en çok konuşulan konularından biri haline geldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler ve vatandaşların yaptığı paylaşımlar, birçok kişide kent genelinde yılan popülasyonunun arttığı düşüncesini oluşturdu.
Peki gerçekten durum böyle mi?
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Murat Tosunoğlu ve Dr. Bengi Baycan, Kaleninsesi'ne verdikleri özel röportajda son dönemde yaşanan hareketliliğin nedenlerini anlattı.
Yapılan değerlendirmeler, meselenin yalnızca yılanlarla ilgili olmadığını gösteriyor. Çünkü uzmanlara göre son yıllarda iklim değişikliğinden kentleşmeye kadar birçok unsur, insanlarla yaban hayatının daha sık karşı karşıya gelmesine neden oluyor.
Yılanlar Gerçekten Arttı mı?
Son günlerde artan görüntüler nedeniyle birçok kişi kent genelinde yılan sayısının arttığını düşünüyor. Ancak Prof. Dr. Murat Tosunoğlu'na göre bu değerlendirmeyi yapmak için elde herhangi bir bilimsel veri bulunmuyor.
Tosunoğlu, son dönemde yaşanan durumu değerlendirirken ilk olarak mevsimsel hareketliliğe dikkat çekiyor. "Yılan sayısı arttı demek yerine, yılanlar tam mevsiminde dışarıda demek daha doğru olur."
Tosunoğlu'na göre ilkbaharın sonu ve yaz başlangıcı, sürüngenlerin en aktif olduğu dönemlerden biri. Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte yılanlar daha fazla hareket ediyor, besleniyor ve üreme faaliyetlerini sürdürüyor. Bu nedenle insanların bu canlılarla karşılaşma ihtimali de doğal olarak artıyor.
Aslında vatandaşların son günlerde daha fazla yılan görüyor olması, her zaman daha fazla yılan olduğu anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre çoğu zaman görülen şey, doğanın olağan döngüsünün daha görünür hale gelmesi.
Peki Neden Daha Fazla Görmeye Başladık?
İşte röportajın en dikkat çekici noktalarından biri burada ortaya çıkıyor.
Prof. Dr. Murat Tosunoğlu ve Dr. Bengi Baycan'a göre son yıllarda yaşanan değişim yalnızca mevsimsel hareketlilikle açıklanamaz. Çünkü doğa da değişiyor. İklim değişiyor. Şehirler büyüyor. Doğal yaşam alanları dönüşüyor. Bütün bunlar bir araya geldiğinde insanlarla yaban hayatı arasındaki mesafe de giderek azalıyor.
İklim Değişikliği Yılanların Davranışlarını Nasıl Etkiliyor?
Sürüngenler, vücut sıcaklıklarını çevreden alan canlılar arasında yer alıyor. Bu nedenle çevrede yaşanan sıcaklık değişimleri onların davranışlarını doğrudan etkiliyor.
Dr. Bengi Baycan da tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor. "Sıcak geçen dönemler sürüngenlerin aktivitesini artırabiliyor ve daha geniş alanlarda hareket etmelerine neden olabiliyor." Baycan'a göre son yıllarda daha sıcak geçen ilkbahar ve sonbahar dönemleri sürüngenlerin yaşam döngüsünde önemli değişikliklere yol açıyor.
Bu değişikliklerden biri de aktif sezonun uzaması.
Yani yılanlar geçmiş yıllara göre yılın daha uzun bölümünde hareket halinde kalabiliyor. Baycan bunu şu sözlerle anlatıyor: "Yılanlar eskisine göre daha erken uyanıyor, daha geç uyuyor."»
Bu durum ilk bakışta küçük bir ayrıntı gibi görünse de insanların neden daha fazla yılan gördüğünü açıklayan önemli nedenlerden biri. Çünkü aktif oldukları süre uzadıkça insanların bu canlılarla karşılaşabileceği zaman aralığı da genişliyor.
"Yılanlar Şehre Gelmedi"
Röportajın en çarpıcı cümlesi ise Prof. Dr. Murat Tosunoğlu'ndan geliyor. Son yıllarda sık sık kullanılan "yılanlar şehre indi" söylemine farklı bir açıdan yaklaşan Tosunoğlu, yaşanan değişimi tek cümlede özetliyor: "Yılanlar şehre gelmedi; şehir onların olduğu yere doğru büyüdü." Bu değerlendirme aslında yalnızca yılanları değil, kentleşmenin doğal yaşam üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor.
Yeni yerleşim alanlarının açılması, yapılaşmanın artması ve doğal yaşam alanlarının daralmasıyla birlikte insanlar ve yaban hayatı arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor. Bugün birçok vatandaşın mahalle arasında gördüğü yılanlar aslında o bölgelerde yeni ortaya çıkmış canlılar değil. Tosunoğlu'na göre değişen şey yılanların varlığı değil, insanların yaşam alanlarının genişlemesi.
Çanakkale Neden Bu Tür Karşılaşmaların Yaşandığı Bir Kent?
Çanakkale sahip olduğu doğal zenginlik nedeniyle Türkiye'nin önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biri olarak gösteriliyor. Kazdağları'ndan Biga Yarımadası'na, kıyı ekosistemlerinden tarım alanlarına kadar farklı habitatları bünyesinde barındıran kent, sürüngen türleri açısından da önemli bir çeşitliliğe sahip.
Makilik alanlar, taşlık bölgeler, dere yatakları ve kırsal alanlar birçok tür için uygun yaşam ortamı oluşturuyor. Bu nedenle uzmanlara göre Çanakkale'de yılan görmek olağan dışı bir durum değil. Ancak son yıllarda yaşanan değişimler bu karşılaşmaları daha görünür hale getiriyor.
Besin Neredeyse Yılan da Oraya Gidiyor
Yılanların yerleşim alanlarında görülmesinin bir başka nedeni de besin kaynakları. Birçok vatandaşın merak ettiği konulardan biri de yılanların neden evlere ya da yerleşim yerlerine yakın bölgelerde görüldüğü. Prof. Dr. Murat Tosunoğlu bu soruya oldukça net bir yanıt veriyor:"Besin neredeyse yılan da oraya gidiyor." Özellikle fare ve sıçan gibi kemirgenlerin yoğun olduğu bölgeler, yılanlar için doğal av alanları oluşturuyor.
Bu nedenle boş arsalar, moloz yığınları, kontrolsüz depolama alanları ve kemirgenlerin yoğun bulunduğu noktalar yılanların da daha sık görülmesine neden olabiliyor.
Çanakkale'de Kaç Tür Yılan Yaşıyor?
. Prof. Dr. Murat Tosunoğlu'nun verdiği bilgiye göre Çanakkale'de yaklaşık 15 farklı yılan türü bulunuyor. Bu türlerin büyük bölümü insanlar açısından ciddi bir tehlike oluşturmuyor. Tosunoğlu, yalnızca bir türün insanlar açısından risk oluşturabilecek zehirli türler arasında yer aldığını belirtiyor. Bu nedenle görülen her yılanın zehirli olduğu düşüncesi gerçeği yansıtmıyor İfadelerini kullandı.
Yılanlar Neden Önemli?
Birçok kişi yılanları yalnızca korkulması gereken canlılar olarak görüyor. Ancak uzmanlara göre yılanlar doğadaki dengenin önemli parçalarından biri. Özellikle fare ve sıçan gibi kemirgenlerin kontrol altında tutulmasında önemli görev üstleniyorlar. Tarım alanlarının korunmasına katkı sağlayan yılanlar aynı zamanda ekosistemdeki doğal dengeyi koruyan türler arasında yer alıyor.
Bu nedenle uzmanlar yılanların yalnızca korkulacak canlılar olarak değil, doğanın işleyişinde önemli rol üstlenen canlılar olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Yılanla Karşılaşırsanız Ne Yapmalısınız?
Yılanla karşılaşıldığında nasıl davranılması gerektiği. Dr. Bengi Baycan'a göre ilk yapılması gereken şey sakin kalmak. "Yılanlar insanları av olarak görmüyor ve çoğu zaman insanlardan uzaklaşmayı tercih ediyor. Bu nedenle yaklaşılmaması, yakalanmaya çalışılmaması ve öldürülmemesi gerekiyor. Güvenli mesafenin korunması ve hayvana uzaklaşabileceği alan bırakılması tavsiye ediliyor. Yılanın ev, okul ya da yoğun kullanılan bir alanda görülmesi halinde ise ilgili kurumlara haber verilmesi öneriliyor.
ÇOMÜ'lü uzmanların Kaleninsesi'ne verdiği özel röportajdan çıkan sonuç ise oldukça net:
Çanakkale'de yaşanan durum bir yılan istilası değil. Ancak değişen iklim koşulları, genişleyen yerleşim alanları ve dönüşen yaşam alanları nedeniyle insanlar yılanlarla geçmiş yıllara göre daha sık karşılaşıyor. Uzmanlara göre bu süreçte en önemli şey korkuyla hareket etmek değil, doğayı ve yaşanan değişimi doğru okumak.Bu versiyonda uzmanların cümleleri haberin omurgasına yerleştirildi; gazeteci anlatımı uzmanların açıklamalarını birbirine bağlıyor. Böylece röportaj hissi korunurken haber dili de kaybolmuyor.




