Ekolojik Tasarımcı ve yazar Melih Aşanlı Ekolojik yaşam hakkında Kaleninsesi Gazetesine açıklamalarda bulundu.
Melih Aşanlı Kimdir?
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde lisans eğitimi aldı. Üniversite yıllarında dağcılık ile tanıştı, birçok keşifte bulundu ve rotalar açtı. Üniversitede Anadolu’nun tarihi yolları ve kültür rotaları ile alakalı akademik çalışmalar yaptı. Duvar resimleri, rölyef, geleneksel mimari restorasyon çalışmamalarında bulundu. Heykel ve resim sergilerine katıldı. Geleneksel sanatların günümüzdeki uyarlamalarıyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Henüz okuldayken ekolojik tasarımın varlığını keşfetti. O günden sonra çalışmaları ekolojik tasarım ve sürdürülebilirlik alanında devam etti. O yıllarda Türkiye’de henüz ekolojik tasarım eğitimleri verilmediğinden yurtdışını kaynaklarını kullandı. Mezuniyet sonrasında üniversite arkadaşı ve eşiyle birlikte Harmonia adında ekolojik tasarım ve eğitim stüdyosunu kurmak üzere İstanbul’dan ayrıldılar. Harmonia’da 12 senedir yerel yönetimler, STK’lar, kurum ve kuruluşlar için eğitimler veren, yeşil markalar yaratan, turizm, sanayi, kent yönetimi ve ekolojik sistem kuruşumları konusunda sürdürülebilir projeler yürütmektedir. Çanakkale Kazdağlar’ında firmanın bir projesi olarak tasarım ve ekoloji eğitimleri vermektedir. "Geleneksel Yapı Teknikleri-Ekolojik Mimari", "Benim Atölyelerim" ile “Kazdağları Öyküleri” adlı kitabı bulunmaktadır.

“ Hayatımda çok şey değişti”
Ekolojik yaşamın hayatına nasıl girdiğinden bahseden Aşanlı; “Karar verme aşamasında çok zorlanmadım. Çünkü Kübra ile sürekli doğaya gidiyorduk, doğa ile iç içeydik. Eski günlerden beri doğa kampları, zirvelere tırmanma ve bir hafta on günlük doğa kamplarına katılırdım. Sürekli dersler alıyor, yeni kaynaklardan okumalar yapıyorduk. Yurtdışında bir çok kurum ve kuruluşla tanışıp eğitimlere katılıyor, birlikte projeler yürütmeye çalışıyorduk. Hayatımda birçok şey değişti. Bu konuda belki de en çok zorlandığım kısım insanlara kendimi anlatmakta oldu. Bu gün bile ekolojik tasarım denince akıllara yeşil binalar, ağaçlandırılmış yapılar, doğal malzemelerle üretilmiş yapılar geliyor. Sürekli olarak bir yapı inşa edilmeye çalışılıyor. Kimse yapılanları sorgulamıyor. Önce sorgulamamız gerekir. Herkes daha sağlıklı binalar nasıl inşa edilir? diye düşünüyor sanki tek derdimiz bu. Ekolojik malzemeyi getir, plastiği kullanma oldu bitti.Ama ne ekolojik tasarım nede ekolojik yaşam yeşil binaya indirgenebilecek konular değil. Bizlerin yaşamı yeniden ele alıp tasarlamamız gerekiyor.“ diye konuştu.
“Şehir ve doğayı harmanlamak”
Kızları Asya’nın da doğa ile iç içe olmasından mutluluk duyduğunu söyleyen Aşanlı; “Kızım Asya’nın hayatımıza girmesi ile üç kişilik bir yaşama başladık. Asya bir çocuk olarak tüm ilginin onda olmasını istiyor haliyle. Bir bebek büyürken insanın en yalın perdesiz halini öğretiyor insana. Kendimle ve türümle tanışmış oldum. Doğada çocuk büyütmenin iyi ve kötü yanları var elbette. Ekolojik tasarımda insanları ikna etmeye çalıştığımız durumda bu iyi ve kötü yanların iç içe bulunması gerekliliği aslında. Şehir ile doğanın bizler için iyi olan parçalarını harmanlayarak yeniden ele almak gerekiyor. Yoksa herkesin kırsala yerleşmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. Üstelik ekolojik yaşam böyle bir şeyden oldukça uzak.” dedi.

“ Turizm, Sanayi ve Şehirlerde ekolojik tasarıma ihtiyaç var”
Ekolojik tasarıma sadece kırsal alanda değil şehir, sanayi ve turizm alanında da ihtiyaç olduğunu belirten Tasarımcı Aşanlı; “ Tek bir cümle ile anlatamayacağımız bir iş tanımımız var. Biz öncelikle onarıcı sistemler tasarlıyoruz. Sistemi tasarlamak için İyi bir tasarımcı olmak gerekiyor. İşinizde tutkulu değilseniz bu iş olmaz. Tutku bizi daha da bu işe odaklıyor. Birçok alanda şehirde ve kırsalda danışmanlık yapıyoruz. Bazen çiftlik bazen de belediye ve kurumsal şirketler ile çalışıyoruz. Ekolojik tasarımda en çok ihtiyaç duyulan alanlar kırsal alanlar değil. Şehirde ve turizm alanlarında ekolojik tasarıma daha çok ihtiyacımız var. Uygulamalı eğitimlerde katılımcılar, ekolojik dönüşümlere başlayarak doğanın ekosistemlerin dönüştürücü gücünü kullanmak için çözüm odaklı olmayı öğreniyorlar. Daha çok teknik bilgiler, kavramlar ve ekolojik düşünce üzerine odaklanılıyor. Online eğitimlerimize de uygulama aşamasına gelmeden önceki hazırlıklar diyebiliriz. Eğitimimize katılan insanların dönüşümü, kazançları şu şekilde oluyor; mimarlık öğrencilerinden, bir çoğu çalışmalarını sürdürülebilirlik ve ekoloji mimari konularına yönlendirdi. Farklı meslek gruplarında eğitim alanların arasında sosyal girişimci olmaya karar verenler, kurumsal meslek hayatını bırakıp sivil toplum kuruluşlarında iş hayatına devam edenler, şehirden kırsala yerleşenler oldu. Kamu kurumlarına verdiğimiz eğitimler sonucunda ise mevzuatlara ekolojik kriterlerin girdiğini somut olarak gözlemleyebiliyoruz. Pandemi ile birlikte bizlerde uygulamalı eğitimlerimize biraz ara verdik. Bu sene çalışmalarımıza tekrardan yüz yüze başlayıp bu birlikteliği sağlamak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“ Her kitabımda öykü var”
Ekolojik yaşamdan bahseden Aşanlı kitapları için şunları dile getirdi; “ İlk kitabın çıkış hikayesi aslında bir gün bildiğim bütün teknikleri ve deneyimleri yazmak istememle başladı. Eşim Kübra da bana bunları kitap haline getirebileceğimizi söyledi. İlk başlarda blog yazarak başlamayı planlıyordum. Problemler ile karşılaştığımızda sürekli birbirimizden destek alırız. Telefonla iletişim kurar olmazsa sorunu gider yerinde inceleriz ve çözümler ararız. Ben gelenekleri, atölyeleri, ustalıkları seviyorum. İkinci kitabımı bu yüzden yazdım. Üçüncü kitap sürprizdi. Kazdağları olmasaydı o kitabı yazamazdım. Yazdığım bütün kitaplarımda bir öykü var. Hepsinde ben, arkadaşlarım, yaşadıklarım gördüklerim var. Bir kitapta mimari teknikler anlatılıyor, başka birinde tornavidanın nasıl kullanılacağı bir diğerinde bakmışsın çoban olmuşsun yada ormancı. Ama hepsinde insan var, insan olmanın türlü yolları. Ben kitapların nasıl konuştuğu ile ilgileniyorum. Kucaklayıcı ve kapsayıcı olmasını istiyorum. Belli bir kesime yazılmış ağdalı üsluptan oldum olası hoşlanmamışımdır.”

“Ekolojik yaşam geçmişin tekrarı olmamalı”
Aşanlı; “Bildiğiniz kadarıyla ölmüş şeylerle iletişim kuramıyoruz. Kültürler de canlıdır ve bir kısmı yaşam süreleri dolduğunda ölürler. Anılarımızda kalırlar. Bununla beraber kültür dediğimizde çok büyük bir şeyden bahsederiz. Hiç bir zaman kültürün tamamı ölmez, çinden yenisi doğar, gelişir, canlı kalan bir parçası hep vardır. Yaşam ve ölümün doğadaki dengesi gibi. Bizimde geçmiş bilgilerimizin bir kısmı da unutuldu gitti. Zaten bizde geçmiş dönemde yaşamış insanlara benzemiyoruz. Ama canlı olan kısmı elimizde duruyor. Bunu kullanarak atalarımız nasıl doğa ile iletişim kurduysa bizde yapabiliriz. Geçmişten örnek alınması gerekli ama taklit etme çabası da bir o kadar tehlikeli olabiliyor. Ekolojik yaşam geçmişin tekrarı olmamalı.” dedi.
“ Ekolojik dönüşüm kişinin kendi içinde”
Kişinin önce kendi ile barışık olmasına değinen Aşanlı; “Bir şeyle dost olmak istiyorsak önce kendimizle barışmamız gerekir. Bu konu çok sulandırılmış bir konu aslında. Yaşam koçları, kişisel gelişim uzmanları, kitaplarla oldukça kirletilmiş bir alan. Fırsat bulduğum her mecrada söylüyorum. Kendimize nasıl davranıyorsak dışarıya da öyle davranırız değişmez. Kırsala kafamızın içindekilerle gidiyoruz. Onları ne yapacağız asıl mesele o. Ekolojik dönüşüm mekanda ve coğrafyadan bağımsız kişinin kendi içine başlar. Bence bu kısım önemli.” diyerek bir kez daha ekolojik yaşamın hayatımızdaki yerine değindi.
“ Harmonia ”
Melih Aşanlı Harmonia hakkında; “Harmonia Kazdagları’na yerleşmiş multidisipliner ve ekolojik bir tasarım stüdyosudur. Sosyal fayda saglayan ve çevre sorumluluğu olan tasarım çözümleri üretir. Kamu kurum ve kuruluşlarına projeler üretir, eğitim verir ve tasarım danışmanlığı yapar. Kişi ve kurumlara tasarım hizmetleri verir, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ile ortak projeler yürütür ve üretir, ulusal ve uluslararası platformda ekoloji ve sürdürülebilirlik kavramları çerçevesinde faliyet gösterir. Ulusal ve uluslararası organizasyonlarda konferans ve söyleşilere konuşmacı olarak katılır, konusu ile alakalı kırsalda ve şehirde eğitimler düzenler, düzenlenen eğitimlere eğitimci olarak katılır. Sosyal sorumluluk projelerinde yer alır, kitap çıkarır, dergi ve gazete gibi mecralarda yazı yazar ve ekolojik farkındalık arttırmaya çabalar.” diye konuştu.
Funda Figen