Savran açıklamasında; gerekli teşvik ve destekler olsa da, artan maliyetler nedeni ile genç neslin yaşadığı köyde geleceklerini göremediği için ayrıldığını ifade etti.
Köylerin üretim gücünü ayakta tutan genç nüfusun kentlere yönelmesi, tarım ve hayvancılığın geleceğini tehdit eden önemli sorunlardan biri haline geldi. Üretimde yaşlanan nüfus, iş gücü ihtiyacı ve gençlerin ekonomik güvenceden yoksun kalması küçükbaş hayvancılığın geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırırken, Çanakkale'de yürütülen ıslah projeleri ve üniversite işbirlikleri ise sektörün gelişimi açısından umut veren çalışmalar arasında yer alıyor. Doç. Dr. Ahmet Ferhan Savran, gençlerin yeniden üretime kazandırılmasından kaliteli damızlık çalışmalarına kadar sektörün geleceğini şekillendiren başlıkları değerlendirdi.
Çanakkale'de gençlerin küçükbaş hayvancılığa yönelimi ne durumda?
Tarımsal üretimin geleceğini tehdit eden en önemli sorunlardan birinin kırsalda yaşayan ve tarımla uğraşan nüfusun yaş ortalamasının yükselmesi olduğunu belirten Savran, gençlerin sosyal ve ekonomik açıdan gelecek göremedikleri için köylerinden ayrıldığını söyledi.
Bu sürecin yalnızca son yılların ekonomik koşullarıyla açıklanamayacağını ifade eden Savran, 30-40 yıl önce kırsalda yaşayan ailelerin en büyük hedefinin çocuklarını okutmak ve iyi bir meslek sahibi olmalarını sağlamak olduğunu hatırlattı. Bu hedefin büyük ölçüde gerçekleştiğini ancak gençlerin eğitim ve iş imkanları nedeniyle köylerden uzaklaştığını belirten Savran, bugün ise tarımsal üretimi sürdüren ailelerin yaşlanmasıyla birlikte ciddi bir iş gücü sorununun ortaya çıktığını dile getirdi.
Hayvancılık işletmelerinin yabancı iş gücüne ihtiyaç duyar hale geldiğine dikkat çeken Savran, birçok işletmede Afgan uyruklu çobanların çalıştırıldığını ifade etti.
Suni Tohumlama
Tarım ve Orman Bakanlığının gençleri yeniden tarımsal üretime kazandırmak amacıyla çeşitli projeler yürüttüğünü ancak mevcut teşviklerin tek başına yeterli olmadığını belirten Savran, gençlerin köye dönüşünün yalnızca hayvan veya kredi desteğiyle sağlanamayacağını söyledi.
Üreticinin yetiştirdiği ürünü satabileceği bir pazarın bulunmasının ve emeğinin karşılığını alabilmesinin belirleyici olduğunu vurgulayan Savran, “Üretim maliyetleri doğrultusunda ürünlerini pazarlama imkanları sunamıyorsanız ya da bunu garanti altına alıp üreticiyi koruyamıyorsanız bu gençlerin sektörde kalma şansları çok az” dedi.
Öte yandan son yıllarda ekonomide yaşanan durgunluk ve kentlerdeki yaşam maliyetlerinin yükselmesiyle köye dönüş eğiliminin de başladığını belirten Savran, bu dönüşte koyun ve keçi yetiştiriciliğinin öne çıktığını söyledi.
Çanakkale'de koyun ve keçi sayılarının türlere göre dönemsel değişiklikler gösterdiğini ancak toplam hayvan varlığında azalma yaşanmadığını ifade eden Savran, gençlerin sektöre ilgisinin arttığını ve önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hayvan sayısında önemli bir artış beklediklerini kaydetti.
ÇANAKKALE'DE ISLAH ÇALIŞMALARIYLA ÖNE ÇIKAN IRKLAR
Hayvan ıslahı ve kaliteli damızlık üretimi konusunda son dönemde atılan adımları ve sağlanan teşvikleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hayvan ıslahı ve genetik kaynakların korunarak geliştirilmesinin sektörün geleceği açısından en önemli konular arasında yer aldığını belirten Savran, Çanakkale'nin bu alanda önemli bir birikime sahip olduğunu söyledi.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ve Birlik işbirliğiyle yürütülen çalışmaların somut sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Savran, özellikle Türk Saanen Keçisi ve Tahirova Koyununun bu çalışmaların önemli örnekleri olduğunu belirtti.
Ezine peynirine hammadde sağlayan ve Çanakkale'nin hayvancılık alanındaki marka değerleri arasında yer alan bu ırkların, yüksek süt verimleriyle öne çıktığını kaydeden Savran, hem üretim potansiyelleri hem de damızlık değerleri sayesinde yetiştiricilere önemli katkı sunduklarını dile getirdi.
Çanakkale'de Türk Saanen Keçisi ve Tahirova Koyununun yanı sıra Sakız Koyunu, Karacabey Merinosu ve Kıl Keçisinin ıslahına yönelik çalışmaların da uzun yıllardır devam ettiğini belirten Savran, Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsünün Karacabey Merinosu ıslahında kente önemli katkılar sunduğunu söyledi.
Bu çalışmaların 2026 yılında yeni bir aşamaya taşındığını belirten Savran, Birlik ile Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü arasında yürütülen ortak çalışma kapsamında koyunlarda suni tohumlama uygulamasının başlatıldığını açıkladı.
Suni tohumlamanın genetik açıdan üstün özelliklere sahip hayvanların yaygınlaştırılması için önemli bir imkan sunduğunu belirten Savran, “Suni tohumlama sayesinde doğan kuzularımız, ihtiyaç duyduğumuz genetik materyalin yaygınlaştırılmasında üreticilerimiz için önemli bir adımdır. Enstitümüzden sağlanacak tohumlar sayesinde önümüzdeki yıllarda da küçükbaş hayvanlarda suni tohumlama çalışmalarının yaygınlaştırılması hedeflenmektedir” dedi.
Bakanlığın bu tür projelere sağladığı desteklerin önemli olduğunu vurgulayan Savran, hayvan ıslahı çalışmalarının yaygınlaştırılmasının hem verimliliğin hem de damızlık kalitesinin artırılmasına katkı sunacağını ifade etti.
“ÇANAKKALE RUHUNA YAKIŞIR BİR DAYANIŞMA VAR”
Çanakkale'de kurumlar arası işbirliklerinden beklentileriniz neler? Eğitim, teşvik, destek ve sosyal haklar açısından nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Çanakkale'de tarımsal üretime yönelik çalışmaların kurumlar arası dayanışma açısından güçlü bir zeminde ilerlediğini belirten Savran, kentte gerçekleştirilen projelerin, fuarların, festivallerin ve çeşitli etkinliklerin bu işbirliğinin somut örnekleri olduğunu söyledi.
Valiliğin desteği, siyasi otoritenin etkinliklerde sergilediği yaklaşım ve kurumların üretici yararına güç birliği yapmasının önemli olduğunu ifade eden Savran, bu dayanışmanın yalnızca iyi günlerde değil, zor zamanlarda da kendisini gösterdiğini dile getirdi.
Özellikle geçmiş yıllarda yaşanan orman yangınlarında zarar gören üreticilere yönelik kurumların sağladığı katkıları hatırlatan Savran, “Bizlerin iyi günde kötü günde Çanakkale ruhuna yakışır bir dayanışma içerisinde olabileceğimizin en değerli göstergelerinden biri bu çalışmalardır” değerlendirmesinde bulundu.
ÜNİVERSİTE İLE ISLAH VE EĞİTİM İŞBİRLİĞİ
Geçtiğimiz yıl üniversite ile küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesine yönelik bir AR-GE işbirliği protokolü imzalanmıştı. Bu protokol kapsamında bugüne kadar hangi çalışmalar yapıldı?

ÇOMÜ ile yürütülen işbirliğinin yalnızca geçtiğimiz yıl imzalanan protokolle başlamadığını, uzun yıllardır gönüllülük esasına dayalı çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Savran, üniversitenin yetiştiricilere önemli katkılar sunduğunu söyledi.
Üniversitenin Ziraat Fakültesinin, Çanakkale'de yürütülen Halk Elinde Hayvan Islahı Projeleri kapsamında altı ayrı projeye ücretsiz danışmanlık desteği verdiğini aktaran Savran, bu desteğin yıllardır devam ettiğini ifade etti.
Geçtiğimiz yıl imzalanan protokolün mevcut işbirliğini daha ileriye taşımak amacıyla atılmış bir adım olduğunu belirten Savran, özellikle üniversite bünyesinde uzun yıllardır genetik kaynak olarak korunan Türk Saanen Keçileri ve Tahirova Koyunlarının gelecekte de korunarak ıslah çalışmalarına kaynak oluşturmasının hedeflendiğini dile getirdi.
Protokol kapsamında üniversitenin desteğiyle söz konusu ırklarda yetiştiricilerin ihtiyaç duyduğu genetik materyalin Birlik bünyesinde üretilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Savran, eğitim faaliyetlerinin de işbirliğinin önemli bir ayağını oluşturduğunu söyledi.
Savran, üniversitenin üreticilerin ihtiyaç duyduğu alanlarda eğitim çalışmalarına katkı sunmayı sürdürdüğünü ifade ederek, akademik bilgi birikiminin sahadaki yetiştiricilik tecrübesiyle buluşmasının Çanakkale küçükbaş hayvancılığı açısından önemli bir kazanım olduğunu vurguladı.




