Sermaye piyasalarında yaşanan ve çok sayıda yatırımcının parasına erişimini etkileyen fon krizi siyasetin de gündemindeki yerini koruyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026 tarihli kararları doğrultusunda 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. CHP Çanakkale Merkez İlçe Başkanı Adnan İlter de krizin yalnızca yatırımcıların uğradığı zarar üzerinden değil, kamu kurumlarının denetim kapasitesi ve siyasi sorumluluk açısından da ele alınması gerektiğini ifade etti.

“Mesele yalnızca yatırımcıların zararı değil”

Fon krizinin daha geniş bir kamu yönetimi tartışmasını beraberinde getirdiğini belirten İlter, denetim mekanizmalarının zamanında çalışıp çalışmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.

İlter, “Fon Krizi meselesi, yatırımcıların zararının ötesinde, asıl kamu yönetiminin denetim anlayışının ve siyasi sorumluluğun sorgulanması gereken bir meseledir. Vatandaş birikimlerini sermaye piyasalarında değerlendirirken devletin denetim kurumları görevlerini zamanında ve etkin biçimde yerine getirdi mi?” ifadelerini kullandı.

SPK’ya ilişkin soruları sıraladı

Krizin hangi aşamada fark edildiğinin ve ne zaman müdahale edildiğinin kamuoyuna açık biçimde anlatılması gerektiğini ifade eden İlter, “İlk olağandışı işlemler ne zaman gerçekleşti? SPK ne zaman haberdar oldu, ne zaman müdahale etti? Herhangi bir ihmal, çıkar çatışması veya görev suistimali söz konusu mu?” sorularını yöneltti.

Bu başlıkların siyasi kimliklerden bağımsız biçimde araştırılması gerektiğini söyleyen İlter, “Bu sorular siyasi ayrım gözetilmeksizin araştırılmalı, varsa sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir” dedi.

SPK’nın 17 Eylül’de başlattığı tasfiye sürecinde daha sonra süre düzenlemesine gidilirken, belirli fonlardaki yatırımcılar için ara ödeme mekanizması da oluşturuldu. https://spk.gov.tr

“Denetimin amacı zarar çıktıktan sonra açıklama yapmak değildir”

İlter, denetim kurumlarının temel görevinin sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmekten ziyade riskleri zamanında tespit etmek olması gerektiğini belirtti.

“Denetimin amacı, zarar ortaya çıktıktan sonra açıklama yapmak değil, olası usulsüzlüklere zamanında müdahale edebilmektir” diyen İlter, mevcut denetim yapısının yeterliliğinin de tartışılması gerektiğini ifade etti.

“Siyasi iktidarın da hesap verme sorumluluğu vardır”

Fon krizinin yalnızca düzenleyici kurumların faaliyetleri üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkan İlter, kamu kurumlarının nasıl çalıştığı konusunda siyasi yönetimin de sorumluluk taşıdığını söyledi.

Çanakkale’de Fotoğraf Tutkunları Sony Alpha Etkinliğinde Buluşacak
Çanakkale’de Fotoğraf Tutkunları Sony Alpha Etkinliğinde Buluşacak
İçeriği Görüntüle

İlter, “Kamu kurumlarının bağımsız, liyakatli ve etkin çalışmasını sağlayacak yönetim anlayışının oluşturulması siyasi iktidarın sorumluluk alanındadır. Bu nedenle yalnızca kurumların ne yaptığı değil, denetim sisteminin yeterliliği ve siyasi yönetimin bu konudaki tercihleri de sorgulanmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Devlet her yatırımcının zararını karşılamak zorunda değildir”

Devletin sermaye piyasalarında yaşanan her yatırım kaybını karşılamasının beklenemeyeceğini belirten İlter, buna karşılık hukuk ve denetim mekanizmalarının eşit ve etkin biçimde işletilmesinin kamunun sorumluluğunda olduğunu söyledi.

İlter, “Devlet her yatırımcının her zararını karşılamak zorunda değildir. Ancak hukukun herkese eşit uygulanmasını, denetim kurumlarının etkin çalışmasını ve olası usulsüzlüklerin araştırılmasını sağlamakla yükümlüdür” dedi.

“Asıl sınav, hesap verebilmektir”

Kamu gücünün beraberinde sorumluluk getirdiğini belirten İlter, açıklamasının sonunda güven kavramına dikkat çekti.

“Devlette yetki sahibi olmak, halka karşı bir ayrıcalık ya da üstünlük değil; millete karşı sorumlu olmaktır” diyen İlter, “Devlete ve siyaset kurumuna duyulan güven kaybının bir ülkeye bedeli, yatırımcıların fonlarda kaybettiği milyarlardan bile çok daha ağır olur. Asıl sınav, hesap verebilmektir” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Utku Yaşar Cüce