Çanakkale’nin bazı bölgelerinde gevşek ve alüvyon zeminin sıvılaşma riski taşıdığını belirten Hasekioğlu, “Zemin kötüyse, üzerine istediğiniz kadar sağlam bina yapın, zemin oynadığında risk devam eder” derken, şantiye şeflerinin yalnızca imza atan kişiler olmaması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Maltepe Cevizli’de 7 katlı bir binanın ilk üç katının çökmesi, Türkiye’de yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Çöküşün kesin nedeni yapılacak teknik incelemelerin ardından ortaya çıkacak olsa da mevcut yapıların taşıyıcı sistemleri, sonradan yapılan müdahaleler, yapı stoğunun durumu ve denetim süreçleri bir kez daha tartışılmaya başlandı.

Fotoğraf kaynak: İHA

Yaşanan olayın ardından Kaleninsesi Gazetesi olarak Çanakkale’nin deprem karşısındaki yapı güvenliğini, kentteki mevcut yapı stoğunu, zemin risklerini, kentsel dönüşümün önündeki engelleri ve yeni yapıların denetim süreçlerini Çanakkale İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Göktuğ Hasekioğlu ile konuştuk. Hasekioğlu, özellikle geciken yapı stoğu çalışmasına ve şantiyelerde teknik denetimin önemine dikkat çekti.

“YAPI STOĞUNDA GECİKTİK”

Çanakkale’de deprem riskine karşı atılması gereken ilk adımın mevcut yapıların durumunu ortaya koymak olduğunu belirten Hasekioğlu, “Biz bu yapı stoğu işini çok geciktik. Artık bu işi halletmemiz lazım” ifadelerini kullandı.

Yapı stoğu çalışmasının yalnızca binaların tek tek incelenmesinden ibaret olmadığını aktaran Hasekioğlu, olası bir afet senaryosunda hangi bölgelerin daha fazla etkileneceğinin, hangi yapıların öncelikli risk taşıdığının ve dönüşümün nerelerden başlaması gerektiğinin ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Hasekioğlu, “Şu an mevcut yapılar ne durumda? Bunu kendi sistemimize kaydetmemiz gerekiyor. Olası bir senaryoda ne yapmamız lazım? Dönüşüme ilk nereler teşvik edilebilir? Mahallesel bazda bunları görmemiz gerekiyor. Bir afette en çok neresi etkilenebilir, nerede hızlı reaksiyon vermemiz gerekir? Bunun için yapı stoğunun ortaya çıkarılması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Çalışmanın Çanakkale merkezle sınırlı kalmaması gerektiğini de vurgulayan Hasekioğlu, ilçeler dahil kentin tamamında mevcut yapıların ortaya konulmasının önemine işaret etti.

“ÇANAKKALE’NİN ZEMİNİ YER YER GEVŞEK VE KUMLU”

Çanakkale’de yapı güvenliğinin yalnızca binanın kendisi üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Hasekioğlu, zemin yapısına dikkat çekti. Özellikle Sarıçay ve Barbaros çevresinin zemin özellikleri açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Hasekioğlu, gevşek ve alüvyon zeminlerin deprem sırasında farklı davranabileceğini söyledi.

Hasekioğlu, “Çanakkale’nin zemini yer yer gevşek kumlu. Özellikle çay kenarlarında gevşek, alüvyon zeminler var. Taşınan kumlar Çanakkale’nin zeminini oluşturmuş. Sıvılaşma riski yüksek zeminler söz konusu” dedi.

Sıvılaşma sırasında zeminin taşıma gücünü kaybedebileceğini belirten Hasekioğlu, bu nedenle yalnızca binanın sağlam yapılmasının yeterli olmadığını vurguladı.

“Zemin kötü ise kötü zeminin üzerine istediğiniz kadar sağlam yapı yapın. Zemin oynadığında risk devam eder. Sıvılaşma dediğimiz olayda zemin taşıma gücünü kaybediyor. Bu nedenle zemin-yapı etkileşiminin doğru değerlendirilmesi gerekiyor.”

TAŞIYICI SİSTEME YAPILAN MÜDAHALELER RİSKİ BÜYÜTÜYOR

Mevcut binalarda sonradan yapılan bilinçsiz müdahalelerin de önemli bir risk oluşturduğunu belirten Hasekioğlu, özellikle kolon kesilmesi, balkonların büyütülmesi veya taşıyıcı sisteme müdahale edilerek yeni alanlar oluşturulması gibi uygulamalara karşı uyardı.

Bir yapının yapıldığı dönemin yönetmeliğine ve teknolojisine göre tasarlandığını hatırlatan Hasekioğlu, yıllar içerisinde yapıya ek yük getirilmesinin ve taşıyıcı sistemin değiştirilmesinin riski artırabileceğini söyledi.

“Mevcut bir taşıyıcı sistem var. O zamana göre, o zamanki teknolojiye ve yönetmeliklere göre tasarlanmış. Siz o taşıyıcı sisteme dokunduğunuz zaman eski taşıyıcı sistemi daha da güvensiz hale getiriyorsunuz.”

Hasekioğlu, yıllar içerisinde yapıların da yaşlandığına dikkat çekerek, eski bir yapıyla yeni bir yapının aynı koşullarda değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

PARSEL BAZLI DÖNÜŞÜM YERİNE ADA BAZLI PLANLAMA

Çanakkale’de kentsel dönüşümün yalnızca riskli binanın yıkılıp yeniden yapılması şeklinde ele alınmaması gerektiğini belirten Hasekioğlu, ada bazlı dönüşümün kentin geleceği açısından daha kapsamlı sonuçlar sağlayabileceğini söyledi.

Fotoğraf Kaynak: Barcelona reddit

Parsel bazlı dönüşümde yalnızca bir binanın yenilendiğini, ada bazlı dönüşümde ise bir bölgenin tamamının yeniden planlanabileceğini aktaran Hasekioğlu, böylece otopark, çocuk parkı, sosyal alan ve afet toplanma alanlarının da planlamaya dahil edilebileceğini ifade etti.

“Bir adada 10, 20 bina varsa bunları bir araya getirip gerekli koşulları sağlayarak dönüştürmek daha güvenli ve yaşanabilir bir şehir oluşturabilir. Bugün binaların arka taraflarında küçük, işlevsiz ve bakımsız alanlar var. Bunlar birleştirildiğinde çocuk parkına, yaşam alanına veya afet sırasında kullanılabilecek toplanma alanlarına dönüşebilir.”

Ancak mevcut riskli yapıların dönüşümü için ada bazlı modelin beklenmesinin de doğru olmadığını belirten Hasekioğlu, “Ada bazlı dönüşüm en güvenli modellerden biri ama şu anda önceliğimiz güvenli tarafta kalmak. Dönüştürebildiğimizi dönüştürelim, riskli ev kalmasın” dedi.

“METREKAREM KÜÇÜLMESİN” BEKLENTİSİ DÖNÜŞÜMÜ TIKIYOR

Kentsel dönüşümün önündeki önemli sorunlardan birinin de mülk sahiplerinin beklentileri olduğunu ifade eden Hasekioğlu, eski yapının yeni ve güvenli bir yapıya dönüşmesi için bazı fedakârlıkların yapılması gerekebileceğini söyledi.

“Dönüşümlerin çoğunun çıkmaza girmesinin sebeplerinden biri ‘metrekarem küçülmesin, cebimden para çıkmasın, aynı evimde oturayım ama sıfır evimde oturayım’ düşüncesi.”

Yeni yapının daha güvenli olması için mevcut metrekareden bir miktar fedakârlık yapılmasının gerekebileceğini belirten Hasekioğlu, burada toplumun bakış açısının da değişmesi gerektiğini ifade etti.

“ÇANAKKALE’NİN MASTER PLANI LAZIM”

Hasekioğlu’na göre yapı stoğu, kentsel dönüşüm ve ulaşım sorunlarının tamamı Çanakkale’nin geleceğine ilişkin daha büyük bir planın parçası.

“Dediklerimizin hepsinin özeti Çanakkale’nin master planına çıkıyor” diyen Hasekioğlu, kentin ulaşımından yeni yerleşim alanlarına, yapı stoğundan afet senaryolarına kadar birçok başlığın birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Özellikle ulaşım altyapısının afet koşullarında da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Hasekioğlu, Sarıçay üzerindeki köprülerin olası bir depremde zarar görmesi halinde hastanelere ulaşımın nasıl sağlanacağının önceden planlanması gerektiğini dile getirdi.

Hasekioğlu, yeni yapıların ve kamu yatırımlarının yalnızca mevcut ihtiyaca göre değil, kentin gelecekteki ulaşım ve afet senaryoları dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurguladı.

2026 gardiyan KPSSP3 puanı kaç olmalı? İnfaz koruma memuru atama puanı ve başvuru şartları
2026 gardiyan KPSSP3 puanı kaç olmalı? İnfaz koruma memuru atama puanı ve başvuru şartları
İçeriği Görüntüle

“ŞANTİYE ŞEFİ SAHADA OLMALI, İMZACI OLMAMALI”

Yeni yapıların güvenliğinde malzeme kalitesi kadar uygulama ve denetimin de belirleyici olduğunu belirten Hasekioğlu, özellikle şantiye şeflerinin sahadaki rolüne dikkat çekti.

“Bir binanın dört dörtlük projeye uygun olması için tek başına malzeme kalitesi yetmiyor. Şantiyenin başında bir inşaat mühendisi var mıydı? Biz gittiğimiz, görüştüğümüz herkese ‘buraya bir mühendis koyun, bu mühendis başında dursun’ diyoruz.”

Şantiye şefinin yalnızca ruhsata imza atan bir kişi haline gelmemesi gerektiğini belirten Hasekioğlu, sahada yapılacak teknik kontrollerin özellikle beton dökülmeden önce kritik önem taşıdığını söyledi.

Donatıların yanlış bağlanması gibi bir hatanın beton döküldükten sonra fark edilmesinin çok zor olduğunu aktaran Hasekioğlu, “Betonu döktükten sonra nasıl göreceğiz? Mümkün değil” diyerek sahadaki teknik gözün önemini vurguladı.

Şantiye şefliğinin “imzacılık” anlayışına dönüşmemesi gerektiğini de belirten Hasekioğlu, “Bir arkadaşımıza ‘sen ruhsata imza at, gelmene gerek yok’ deniliyor. Bu bizde çok yapılıyor. İmzacılık olmaz” ifadelerini kullandı.

“İNŞAAT MÜHENDİSİNİN SINAVI DEPREMDİR”

Yapı güvenliğinde asıl sınavın binanın normal koşullarda ayakta durması değil, deprem sırasında göstereceği performans olduğunu vurgulayan Hasekioğlu, sözlerini çarpıcı bir ifadeyle özetledi:

“İnşaat mühendisinin sınavı bir tanedir. O da depremdir.”

Bir binanın yıllarca ayakta kalmasının tek başına güvenli olduğu anlamına gelmediğini belirten Hasekioğlu, deprem yükü altında ortaya çıkacak performansın belirleyici olduğunu söyledi.

“Şu an bina ayakta duruyor, bu bizim için bir sınav değil. Zaten malzemeler çok kaliteli. Ama olası bir deprem yükünde alacağı hasar, senaryo veya Allah korusun yıkım, bizim sınavımız da bu.”

ÇANAKKALE İÇİN ÖNCELİK: GÜVENLİ VE PLANLI KENT

Çanakkale’nin deprem gerçeğiyle birlikte değerlendirilmesi gereken çok sayıda başlığı bulunduğunu belirten Hasekioğlu, yapı stoğunun çıkarılması, riskli yapıların dönüşümü, zemin özelliklerinin dikkate alınması, şantiyelerde teknik denetimin güçlendirilmesi ve kentin gelişim planının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Hasekioğlu, yaşanan her yıkımın ardından aynı soruların sorulmasının yeterli olmadığını, asıl yapılması gerekenin afet yaşanmadan önce hazırlıkların tamamlanması olduğunu vurguladı.

“Her olayın sonunda ‘Ne yapmamız lazım?’ diyoruz. Hep aynı şeylere çıkıyor konular. Biz her zaman tekrarlamakla mükellefiz. Yapı stoğumuzu ortaya çıkarmamız, riskli yapıları belirlememiz ve artık bu işi hızlandırmamız lazım.”

Çanakkale için güvenli kent anlayışının yalnızca sağlam binalardan ibaret olmadığını belirten Hasekioğlu’nun açıklamaları, zeminden taşıyıcı sisteme, şantiye denetiminden kentsel dönüşüme ve kent planlamasına kadar deprem hazırlığının bütüncül ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Muhabir: Süha Parmaksız