Tetikleyici içerik uyarısının doğruluğunu sorguluyorum. Tetikleyici kavramı travma yaşamış kişilerde travma yaşadığı anın anısına geri götüren uyarılardır. Daha önce travma yaşamış biri tetikleyici içerik gördüğünde olumsuz deneyimleri hatırlabilir.

Fakat bireyin iç dünyasına nasıl yansıyacağını içerek üreticisi düşünmemeli. Bireyin kendi sorumluluğu olan içeriği tüketme kavramı yazara yansımamalıdır.

Üretilen içerik tüketileceği gibi o tüketimi yapma isteği de bireyin kendisinde olmalı. Bir gazeteci haberini oluştururken tetiklenme unsurunu düşünmemeli. Aksi halde içeriklerde oluşan uyarılar sansüre dönüşebilme riski taşımaktadır. İçerik üretim kısmında hedef kitlenin doğru bilgiye ulaşıp ulaşmama kısmına bakılmalıdır.

İçerikten rahatsız olma boyutunun tetiklenme ile karıştırıldığını düşünüyorum. Her rahatsız edici bilgi tetiklenme unsuru bulundurmaz. Örneğin bir gazeteci haberini oluştururken

doğru bir giriş yapıyorsa, içeriğin devamını tüketme kısmı da okuyucunun inisiyatifine kalmış bir durumdur.

Rahatsız olmanın çok büyük psikolojik yansımalar doğuracağını düşünmüyorum. Bazı haberler okuyucuyu rahatsız etmeli, gerçeğin boyutu gözler önüne serilmelidir. Bir savaş haberinde gerçekler tüm çarpıcılığı ile verilmeli, orada yaşayan bireylerin psikolojik tahlilleri yapılmalıdır. Gerçekler tüm çıplaklığı ile anlatıldığında zaman yaşanan toplumsal olayların ciddiyetinin kavranabileceğini düşünüyorum.

Başlık ve içeriğin örtüşmediği haberleri bu konudan bağımsız tutuyorum. Savaş haberenin başlığının konuyla alakasız yazılması okuyucunun inisiyatifine kalmış bir durum değildir. Başlıkta okuduğu olumlu cümleler haberin içeriği ile uyuşmadığı tutumlarda birey tetiklenebilir.

Kısacası yazar haberini doğru bir başlık ve doğru bir içerik ile yazıyorsa geri kalan tüm sorumluluk okuyucudadır. Okuyucu başlıkta seçicilik yaparak rahatsız olmamayı seçebilir, kendince önlem alabilir. Yazarı tetikleyici içerik unsuruyla başbaşa bırakmak sansürün oluşmasına neden olmaktadır.