Adetten olsa gerek
. Diğerini söylemeye dilim varmadığı için ‘adetten’ deyip geçelim…
Basın buluşmasında Valinin sol yanında otur, aradan iki hafta geçtikten sonra statü gereği ‘hoşgeldin’ çiçeği…
Nasıl bir adettir?...
Bir insana kaç defa ‘hoşgeldiniz’ denir…
Eski tanıdığım biri sıkça yapardı ikide bir.
“hoş geldin, hoş geldin. İyimisin?”
Bari bir hatır sor da ziyareti sebebi anlaşılsın.
Yoksa iade-i ziyaret beklentisi mi?...
(……….) tavan yapmış tavan…
Daha gerisini de getireyim mi?
FIRTINA KOPABİLİR
Ak Parti haftasonu milletvekilleriyle Afyon’da kampa girdi, aynı saatlerde Çanakkale’de ters rüzgarlar esiyordu. Bu rüzgâr biraz da fırtına öncesinin habercisi, belki hortuma dönüşebilecek. Bekleyip sonucu görmemiz lazım.
Nereden çıktı bu diye soran olabilir, anlatayım.
Kepez Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi istifa nedeniyle bir süredir başhekimsiz yönetiliyor, “kim gelecek?” diye bir süredir tartışılan isimler var. Ak Parti kökenli iki isim öne çıkarken bazıları da başhekimin parti dışından gelmesini savunuyor. Ancak parti kulislerinde ağırlık Kepez eski Belediye Başkanın bir yakını yönünde. Milletvekillerinin ortak kararı gibi lanse edilse de aslında Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan tartışmaların dışında ve pek müdahil olmak istemediği yakın çevresi tarafından çok konuşulup bir süredir.
Ancak fırtınayı koparma sebebi; Turan’ın ‘beni karıştırmayın’ deyip Ayhan Gider’in ‘yakından tanıyor ve kefilim’ dediği değil. İl Başkanı Yeşim Karadağ’ın karşı çıktığı, kullanılacak tasarruf konusunda ise İl başkanının tek yetkili olmasını istediği sorun olan.
Gerçi getirilecek ismin ana muhalefet tarafından karşı çıkılmaması için Ankara ziyaretlerinde gerekli uzlaşının sağlandığı Çanakkale’ye kadar ulaştı, bu yönde bir sıkıntı yok. Sıkıntı Ak Parti’nin kendi içinde uzlaşma sağlayamamış olması.
Hatta kulis notlarına göre; atama gerçekleşirse İl Başkanı Karadağ’ın tepkisini istifayla göstereceği bile sıkça dillendirilmeye başlandı. Bu iddia ne kadar doğru veya kesin üslupla ifade ediliyor orası ucu açık ama bir gerginlik oluştuğu kesin.
Başhekim atamasından kaynaklanan krizin nasıl aşılacağı bilinmiyor. Kılıçlar keskin olarak kınından çekilmişse uzlaşı konusunda gerçekten önceden kestirmek zordur. Tam da kongreler sürecine ramak kala ortaya çıkan kriz…
Karadağ eğer kongrelerde İl başkanlığına aday ise belki geri adım atabilir ama belediye başkan adayı veya milletvekili adaylığı düşünüyorsa, böyle bir hedefi varsa tam da yol ayrımında. Ne karar verir bu da ancak süreç içersinde ortaya çıkacak bir durum.
Tabi akıllara burada başka bir soru daha geliyor. İlerleyen günlerde teşkilat üzerinde Ayhan Gider etkisi mi görülecek? Bu yönde merkez ve Biga ile ilgili bir takım şeyler konuşuluyor ama İl konusunda gerçekten Gider’in etki kurmak isteyebileceğini açıkçası bugüne kadar duymadım…
Teşkilatçılık deneyimini İstanbul’da yaşamış Bülent Turan’ın kongreler veya teşkilat yapılanmasıyla ilgili bugüne kadar ettiği tek bir söz yok. Sessizliğini koruyor ve mevcut isimlerle yol yürümeye devam ediyor. Hatta her seferinde onare etmek uğraşında.
Yanlış mı görüyorum?
Bunu değerlendirecek olan Ak Partililer…
Gerçi kongreler süreci değil bugünkü mevzu. Başhekim atamasından kaynaklı kriz.
Nasıl aşılacak? Bekleyim görelim…
ÖNDER’İN ÇALIMI
CHP’de de kılıçların çekildiğini görüyoruz. Geçen hafta İl Başkanı Nejat Önder’in yaptığı ziyaret manşet oldu. Önder’in blöf yaptığını sanmıyorum.
CHP İl Başkanının, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) kararı ile partiden ihraç ettiği ve halen mahkemede itiraz hakkını kullanan Hikmet Yurteri’ni evlilik nedeniyle kutlama ziyareti, hem ihraç sürecini savunan Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’a, hem de YDK Üyesi M. Serdar Soydan’a açıkça meydan okuma.
“Örgütün başı bensem” demeye getiriyor Önder….
Ziyaretle ilgili henüz Gökhan -Soydan cephesinden bir yorum yok ancak CHP’de kılıçların çekildiği bir gerçek. Yurteri’nin partiden ihraç edilmesinden çok kınama ile geçiştirilmesini isteyen İl yöneticilerini bilmeyen yok sanırım. Dolayısıyla Önder’in ziyaretine yönetiminden bir tepki olacağını zannetmiyor ve hatta ‘bravo başkan, doğrusunu yaptın’ diyenler olabileceğini tahmin ediyorum. Keza ziyaretle ilgili tabanda da bir sakıntı yaşanacağını en azından şimdilik sezinlemiyoruz.
Yurteri’nin atılmasını isteyenden , eski adıyla değişim grubundan birkaç ismin dışından partili hemen, hemen yok gibiydi. Bu durumu dikkate alarak sezgilerimi ifade ediyorum.
Peki bu ziyaretten ne sonuç çıkıyor?
Önder, ceza alanı içersinde hem Gökhan’ı, hem de Soydan’ı çalımlayarak boş kaleye topu resmen attı. CHP İl Başkanının Gökhan-Soydan cephesine attığı kaçıncı gol inanın saymadım ama açık ara farkla İl başkanı önde…
Bu da şu demek; Önder, CHP’de yeni bir sayfa açmak istiyor ve gereğini yapıyor. Bir dahaki döneme iki ismin de siyasi ömrü bitebilir. CHP’nin içinde ‘eskiler’ diyerek hatıra defterine yazılır.
Nereden nereye?
Birbiriyle sürekli didişen ve hatta siyasi hayatlarını karartacak kadar hamleler yapan kardeşler birleşiyorsa aynı yolda kavga ettiği insanla Önder ,şekli birleşme dışında hiç bir şey yapmayarak yıllar sonra da olsa rövanşı almayı biliyor.
İhtirasları öne çıkarmadan, taban desteği ile siyaseti biliyor Önder…
Geçmişi hatırlayıp bugünle kıyaslayınca;
Nereden nereye demek geldi içimden…
MAALESEF MEVZUAT BÖYLE
Birçok saldırı, taciz ve hatta yaralamalı sonuçlanan asayiş olaylarının failleri bir şekilde tahliye ediliyor. Bütün bunları ulusal medyadan takip ediyorduk. Çanakkale’de de geçen hafta benzeri yaşandı. Yasa mı, mevzuat mı nasıl değerlendireceğim bilmiyorum ama doktoru görevi başında darp eden şahıs 5.5 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.
Suçun caydırıcılığı açısından yorum hukukçuların işi. Takdiri onlara bırakıyorum ancak bir de toplum vicdanı var ki, oraya hiç girmeyeyim.
Yine hafta sonu Çanakkale Valiliği önünde yaşanan ters kelepçi hadisesi. Adam Tapu Müdürlüğünün yerini sormak için girdiği Valilikten ters kelepçeyle kısa süreli gözaltına alınıyor. Suçu; görevli memura hakaret v.s.
Valilik gibi güvenliğin üst düzeyde olduğu bir yerde, vatandaş ilişkilenin iletişim açısından sıkça kullandığı kamusal alanda; şüphe üzerine veya herhangi bir nedenle vatandaşı etkisiz kılma adına boynunda oluşan kızarıklık. Belki bir yerlere çarptı veya sonradan kendi yaptı. Böyle mi yorumlayalım?
Birinde memur görevi başında darp ediliyor, çalışamaz raporu veriliyor. Diğerinde ters kelepçe, gerekçe de görevli memura sözlü hakaret.
Maalesef mevzuat böyle…
Gerçekten de öyle mi?
Kararı verecek olan toplum vicdanı…
Ancak son olayda çıkardığım ders şu;
Vilayete girip adres sorarsam, kambur olayım…