Yangınların büyük bölümünün insan kaynaklı olduğunu vurgulayan Şimşek, “Bu yaz inşallah orman yangınları görmeyiz” diyerek vatandaşlara duyarlılık çağrısında bulundu.
Geçtiğimiz yıllarda Çanakkale’nin büyük orman yangınlarıyla gündeme geldiğini hatırlatan Şimşek, kaybedilen alanların yeniden doğal ekosistem niteliği kazanmasının onlarca yıl sürdüğünü söyledi.

“2025 yılında Çanakkale’de yanan ormanların toplam alanı yaklaşık iki Bozcaada büyüklüğüne ulaştı. Bu alanların yeniden eski haline dönmesi, doğal ekosistem özelliklerini kazanması çok uzun yıllar ve büyük emekler gerektiriyor. Yangınlarda yalnızca ağaçlar yanmıyor. Kuşlardan sürüngenlere, endemik bitkilerden yaban hayvanlarına kadar bütün bir yaşam zinciri zarar görüyor” dedi.
“Yangınların Yüzde 90’ı İnsan Kaynaklı”
Orman yangınlarının büyük bölümünün ihmal ve dikkatsizlik sonucu çıktığını belirten Şimşek, toplumsal farkındalığın artırılmasının en önemli mücadele yöntemi olduğunu söyledi.

“Orman yangınlarının yaklaşık yüzde 90’ı insanların dikkatsizliği veya ihmali nedeniyle meydana geliyor. Bu nedenle yangınla mücadelede en büyük görev sadece kurumlara değil, vatandaşlara da düşüyor. Bizler eğitimciler olarak, Orman Bölge Müdürlüğü ile sürekli temas halinde çalışmalar yürütüyoruz. Medyanın da bu süreçte önemli bir görevi var. İnsanları bilinçlendirmek, yangınların önüne geçmenin en etkili yollarından biri.”
Valiliğin Yasak Kararı Önemli Bir Tedbir
Çanakkale Valiliği tarafından 1 Haziran-30 Eylül arasında ormanlık alanlara giriş ve ateş yakılmasına yönelik getirilen kısıtlamaları da değerlendiren Şimşek, alınan kararların tek başına yeterli olmasa da önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Şimşek tarafımıza yaptığı açıklamada; “Valiliğin aldığı yasak kararının mutlaka faydası olacaktır. Çünkü geçmiş yıllarda orman içinde mangal yaparken ya da ateş yakarken istemeden yangına neden olan vatandaşlar oldu. Bu tür uygulamalar yangın riskini azaltan önemli tedbirlerden biridir. Elbette tek başına bütün yangınları önleyemez ancak alınması gereken önlemler zincirinin önemli halkalarından biridir,” dedi.
Yangınlar Ağaçta Değil, Yerde Başlıyor
Toplumda yaygın olan bazı yanlış algılara da değinen Şimşek, orman yangınlarının çoğunun doğrudan ağaçların yanmasıyla başlamadığını anlattı. Örtü yangınındanbahseden Şimşek; “Orman yangınları büyük ölçüde örtü yangını şeklinde başlar. Yani yerde bulunan kuru otlar, yapraklar ve yanıcı maddeler önce tutuşur. Ardından rüzgârın etkisiyle büyüyerek ağaçlara ulaşır. Yaz aylarında nem oranının düşmesi, sıcaklığın yükselmesi ve rüzgârın artmasıyla birlikte bu kuru örtü son derece tehlikeli hale gelir,” dedi.
En Riskli Dönem: 30-30-30 Kuralı
Ormancılık alanında kullanılan “30-30-30 Kuralı”nı da anlatan Şimşek, vatandaşların özellikle bu koşulların oluştuğu günlerde daha dikkatli davranması gerektiğini belirterek; “Nem oranının yüzde 30’un altına düştüğü, hava sıcaklığının 30 derecenin üzerine çıktığı ve rüzgâr hızının saatte 30 kilometreyi geçtiği günler yangın açısından en kritik günlerdir. Bu üç koşul aynı anda gerçekleştiğinde küçük bir kıvılcım bile çok kısa sürede büyük bir yangına dönüşebilir,” şeklinde konuştu.

Hasat Sezonunda Risk Katlanıyor
Çanakkale’de tarım ve orman alanlarının iç içe geçmiş yapısının yangın riskini artırdığına dikkat çeken Şimşek, özellikle hasat dönemlerinde kullanılan tarım makinelerinin tehlike oluşturduğunu belirtti. Şimşek; “Hasat sezonunun başlamasıyla birlikte biçerdöver ve diğer tarım makinelerinden çıkan kıvılcımlar kuru otları tutuşturabiliyor. Çanakkale’de geçmiş yıllarda bunun birçok örneğini yaşadık. Tarım alanlarında başlayan yangınlar kısa sürede ormanlık alanlara sıçrayabiliyor. Bu nedenle çiftçilerimizin özellikle riskli günlerde çok daha dikkatli olması gerekiyor,” dedi.
Sigara İzmariti Hâlâ En Büyük Tehlikelerden Biri
Yangınların çıkış nedenleri arasında sigara izmaritlerinin de önemli bir yer tuttuğunu belirten Şimşek, “Arabadan yol kenarına atılan bir sigara izmariti bile büyük yangınlara neden olabiliyor. İnsanlar bunun etkisini çoğu zaman küçümsüyor ancak yaz aylarında kuruyan otlar arasında küçücük bir kıvılcımın ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini geçmiş yıllarda defalarca gördük.” Diyerek yol kenarlarına atılan izmaritlerin ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.
“Yangını Söndürmekten Önce Çıkmasını Önlemeliyiz”
Yangınla mücadelede en etkili yöntemin yangının hiç çıkmamasını sağlamak olduğunu ifade eden Şimşek, özellikle çiftçilere ve kırsalda çalışan vatandaşlara önemli çağrılarda bulundu.
“En büyük önlem yangının hiç çıkmamasını sağlamaktır. Çiftçilerimizin ve tarlalarda çalışan vatandaşlarımızın yüksek riskli günlerde yanlarında mutlaka su tankeri bulundurmaları gerekiyor. Anız yakılmamalı. Sigara, mangal ya da iş makinelerinden çıkabilecek kıvılcımların nasıl büyük felaketlere dönüştüğü sürekli anlatılmalı.”
Yol Kenarlarındaki Kuru Otlar Temizlenmeli
Yangın riskini azaltmak için kamu kurumlarına da önemli görevler düştüğünü belirten Şimşek, özellikle yol kenarlarındaki kuru otların düzenli olarak temizlenmesi gerektiğini söyledi. Açıklamasında, “Yenice Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü olarak “Karayolları ve İl Özel İdaresi başta olmak üzere ilgili kurumların yol kenarlarındaki kuru ot temizliğini düzenli ve aksatmadan yapmaları gerekiyor. Bu alanlar yangınların hızlı şekilde yayılmasına neden olabiliyor.” Biz bu konuda sürekli ilgili kurumlarla iletişim halindeyiz,” dedi.

Orman ile Yerleşim Alanları Arasında Tampon Bölgeler Oluşturulmalı
Çanakkale’nin coğrafi yapısına dikkat çeken Şimşek, uzun vadeli planlamaların da önem taşıdığını vurguladı.
“Çanakkale’de hem tarım alanları hem de yerleşim bölgeleri ormanlarla iç içe durumda. Bu nedenle ziraat alanları ile ormanlar arasında, yerleşim yerleri ile ormanlık alanlar arasında tampon bölgeler oluşturulması gerekiyor. Bu geçiş alanları olası yangınların büyümesini ve yayılmasını önemli ölçüde engelleyebilir.”
“Doğa Hepimizin Ortak Mirası”
Dünya Çevre Günü dolayısıyla vatandaşlara son bir çağrıda bulunan Dr. Özcan Şimşek, doğanın korunmasının herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.
“Bu cennet vatan, bu eşsiz doğa hepimizin ortak mirası. Ormanlarımızı korumak yalnızca kurumların değil, toplumun tamamının görevi. En önemlisi vatandaşı bilinçlendirmek ve çevre konusunda farkındalığı artırmak. Eğer gerekli hassasiyeti gösterebilirsek, bu yaz büyük yangınlar yaşamadan sezonu geçirebiliriz. Doğamıza sahip çıkalım.”
Dünya Çevre Günü’nde yapılan bu uyarılar, yaz aylarının başlamasıyla birlikte Çanakkale’de yeniden gündeme gelen orman yangını tehlikesine karşı alınacak önlemlerin ve toplumsal duyarlılığın önemini bir kez daha ortaya koydu.




