Emeklilere faizsiz kredi için çalışmalar sürerken;

şimdi de 'avans' formülü gündeme gelmiş. İsteyen emeklilere avans verilmesi ve faizsiz olarak taksitle maaşından kesilmesi gündemdeymiş. Bu konuda başlatılan çalışma emeklileri sevindirmiş.

Yahu emekliyle dalga mı geçiyorsunuz?

Adam ayın sonunu zor getiriyor, şimdi avans çekip iyice dara MI düşsün.

Nasıl anlayış bu?

Daha dün bir gazete haberi “bankaya borcu yüzünden 65 yaşında adam kendini astı.”

Yapmayın, etmeyin Allah aşkına..

BARBAROS’A DA BEKLERİZ

Ak Parti Çanakkale Milletvekili ve Grup Başkanvekili Bülent Turan, seçim bölgesine her gelişte yoğun bir programla karşılaşıyor biliyorum ama aile bağlarının da bulunduğu Barbaros halkı bir talebi sayın başkanvekiline iletmemi istedi.

Partinin yöneticileri dururken niye ben, orası da ayrı tabi.

Barbaros, Çanakkale’nin nüfus yoğunluğundan dolayı en kalabalık mahallesi. Dolayısıyla Atatürk ve Troya Caddeleri belki Çarşı, Yalı ve Demircioğlu kadar olmasa da kitlesel esnaf yoğunluğuna sahip. Hastanesi var, muhtarlığın hemen karşısında postanesi var, iş merkezleri v.s. Hatta siyaset kulislerinin bir zamanlar en hızlı döndüğü Mehmet Saman’ın köfte dükkanına mutlak uğraması gerekir Turan’ın.

Aile bağları dedim. Bülent Turan’ın baba tarafından aile bireyleri Barbaros’ta yaşar. Hatırı sayılır, genç ve aklı selim aile yapısına sahiptir Bülent Beyin Barbaros’taki akrabaları.

Uzatmayayım;

Barbaros halkı, esnafı, genci, çoluk çocuk herkes Bülent Turan ile yakınlaşıp ‘merhaba’ demesini bekliyor. Ve hatta son söz şunu da söylediler “Çok karizmatik yaaa.”

Eyvah…

Ama söz verdim, yazmaya mecbur kaldım.

İyisi mi lafı ortaya bağlayalım:

“Barbaros’a da bekleriz efendim.”

LİSEDE SİYASET

Bizim yılları hatırlıyorum.

O dönem “anarşizm” deniyordu adına bugün “demokratik tepki ve talep.”

Gençlerin önünü açalım, genç adam elbet siyasetle de ilgilenmeli. Memleket meselelerine kafayı yormalı. Ancaaak;

Liseliler üzerinden siyaset yapmaya kalkanlar; aklınız başınızda mı? Lise yıllarında sizler çok haklı ve doğru taleplerle mi karşılaştınız? Sorup sorgulama yeteneğiniz o günlerde ne idi, bugün ne? Olayları o gün nasıl yorumluyordunuz bugün nasıl bakıyorsunuz?

Ben demiyorum ki, tüm lisesiler belli gruplar tarafından yönlendirilip sokağa dökülmek isteniyor. 12 Eylül öncesi de ‘haydi çocuklar’ diyenler yoktu. Ama gencin ruhunu okşayan ağabeyler vardı. Slogan atmayı bile beceremezken içeriği ile beyin yıkarlardı. Bir bakmışsın elinde silah, karşındakine mermi sıkıyorsun.

Haplanmış gibi.

Ne için ve kim için?

Bu ülkenin geleceği olacak nice genç bedenler erken yaşta girdi toprağa. İdam sehpalarına gönderildi bir sağdan, bir soldan denip. Hapishanelerde işkenceler…

Bugün; akıllı tahtalar, bilgisayarlı eğitim. Genç birey olduğunu hissederek proje geliştirme, buluşlarda sınırsız olanakların tanınıyor olması. Yokluk, yoksulluk çekmeden eğitim öğrenim imkanı. Baba parası veya bursla ama en iyisi.

İşte hedefe konup kışkırtılmak istenen lisesiler.

Uyuşturucu, ahlaksızlık tutmayınca tahrik yöntemi.

Anne babalar uyanık olun.

Gençler, okumaya bakın. Nasıl olsa ileride siyasetle de ilgilenmeye zaman bulacaksınız.

Ama önce kariyer.

Çevrenizdekilere aldanmayın.

Yıllar bir daha geri gelmiyor…

DAMARDAN İDİDALAR

Son birkaç gündür ulusal medyada tartışılıyor; devlet içinde Milli Damarcılar. Tartışmalar, yazılanlar ve iddialar; yapının 2006 yılında kurulduğu, Paralelcilerin içinden kopan grup tarafından oluştuğu gibi bir takım ifadeler kullanılıyor. Hatta işi öyle yere vardırıyorlar ki, bazı milletvekillerinin adı da kullanılıyor.

Milli Damarcıları eski emniyet müdürlerinden Hanefi Avcı’nın ihbar ettiği, savcılıktaki isimlerin daha soruşturmaya başlanmadan bir yayın kuruluşuna sızdırıldığı iddiası, geçen bir televizyonun tartışma programında müdürün avukatı tarafından ayrıntılı biçimde anlatıldı.

Stüdyo konukları kadar ekranları başında bizler de donup kaldık. Eğer avukatın anlattıkları doğru ise ki , bir hukukçu neyin suç. neyin suç olmadığını hepimizden daha iyi bilir. Sıradan şeyler değil.

Avcı’nın avukatının söylediklerinin aksine bazıları “ 2007-2013 arasında PDY'nin devlete büyük oranda hakim olduğu hesaba katılırsa Milli Damar, Paralel Yapı'ya rağmen faaliyet yürütemezdi “diyor.

Aklımız karıştı. Her iddia nasıl şaşırtıcı ise neyin ne olduğu konusunda puslu hava oluşturulup yine birileri ülkeyi belli amaç uğrana karıştırmak mı istiyor? İktidar üzerinde tahkim mi kurulmak isteniyor?

Elimiz de hiçbir delil, bilgi, belge yok, somut bir şey konuşamıyoruz.

Herşey birbirine öyle karıştı ki, bir zamanlar hocanın eteklerinden ayrılmayanlar daha sonra yüzlerine bir maske geçirip yeni vizyonlarıyla yollarını devam ettiklerini 17/25 Aralık’tan bu yana söyleye gelen nadir birkaç insan var.

Muhalefet zaten kendi derdinde.

Koltukta yerleşik düzencilerin keyfi gıcır.

Damar mı, şirden mi, tuzlama mı bilmem.

Bildiğim ve destek verdiğim tek milli var;

Türk Milli Takımı…

Haydi ekran başına…