Günlerden 16 Temmuz Pazar ikindi sıralarında saat 17 civarlarıydı.  Camdan dışarıya baktığımda havada bir karartı olmuştu. Hava yağacak muhtemelen diye düşündüm. Daha sonra balkona çıktığımda farkettim ki Karacaören taraflarından gelen dumanlardan dolayı gökyüzü kapanmıştı. Evim Esenler doğu tarafını 180 derece görüyor. Karacaören köyünün arka tarafına 2 ayrı yerden yoğun dumanlar yükseliyordu. Daha sonra TV haberlerini açtığımda Kızılkeçili köyünün alt tarafında iki ayrı yerde yangın başladı altyazıyla geçiyordu. Birden rüzgar çıktı kısa zamanda Çanakkale Lapseki yolun üst tarafı koyu kapkara dumanlar kaplandı.  Yukarıokçular, Kızılkeçili, Kemel ve daha sonra Işıklar, Kurşunlu köylerini de kapladı. Akşam kızım Bozcaada'dan aradı. “Yangının yarattığı küller bizim bahçeye kadar geliyor.” Dedi. Yangının etkisini daha iyi anlayamazdık.

 Rüzgar şiddetini iyice arttırdı ve yangını kontrol altına almak iyice zorlaştı. Daha sonra haberler gece Kemel Köyü'nü gösterdi ve köy tehdit altındaydı. Sayın valimiz ve yetkililer köyün tamamını boşaltıp öğrenci yurtlarına yerleştirdiler. Bazı köylerde dahil bütün gece yangın devam etti. Pazartesi günü de yangın etkisini devam ettirmesi ve her tarafa yayılması nedeniyle Çanakkale Çan yolu trafiğe kapandı. Rüzgar etkisi yangını kontrol altına alınmasını engelliyordu. 10 bin metre tahmini yükseklikteki kara dumanlar o tarafı komple kaplamıştı. Rüzgar da bana mısın demiyordu.

18 Temmuz Salı günü saat 14.00 sıralarında anca kontrol altına alınan yangın haberlerde anlatılıyor. Kemel Köyü arka taraftan iki yerden daha tekrar rüzgar çıkıyor. O zaman birdenbire alevler çok acayip bir hal aldı söndürmeye çalışmaları devam ediyordu ve o gecede büyük mücadele Çan yolu üzerinde hiç alışık olmayanların önünde orada besicilik yapan bir vatandaşın anlatımıyla; “ 5 kilometreye yakın bir yerde tahmin ettiğimiz alevler 2 dakikada buraya kadar ulaştı. O tarafı traktörler sürmüştük.  Tarif edilemez bir andı lafla tarif edilemez diyor. Bir de  Lav silahı gibi rüzgarın etkisi 25 civarında sığırımı çözüp kaçıramadım. Az kalsın kendim yanıyordum diyor.  Bir başka besici aynı şeyi söylüyor; “Ot, saman, yemler hepsi yandı.  Traktörüm yandı  hiçbir maddi malım kalmadı.”  Diyordu.  O saf  temiz köylü vatandaşlar “Allah'tan gelen hiçbir şeyimiz kalmadı.” diyorlar Allah Devlete zarar vermesin “ 

O köyler her sene hayır yapmada adeta birbirleri ile yarışırlar.  20 sene önce Kemel Köyü mutlaka 6 Mayıs günü hayır yapar. Yerlilerin çoğu vilayette iş bulmuştur.  Onlar da gelirler. O gün yukarı Hayır Tepesi denilen yere ziyarete çıkarlar.  Herhalde adakları yerine geldi o gün kahvede çay misafirlere bedavadır adeta ikram için yarışırlar.  Oradan bakınca Çanakkale adeta kuşbaşı bakışı gibi olur.

  Yangın sonu bir haber kanalında çok kısa o Hayır tepesini gösterdi. İki direk arasında asılan Türk bayrağı yanmamış sanıyorum 7 tane Eren var o köyde. Bir mezar gösterdi çok basit ortasında toprak alandan 40 santim kadar otlar yükselmiş ağaçlar var.  Fakat o korkunç alevler oraya yaklaşmamış. Hatta mezarlıktaki ottan sapsarı dumanlar dahi etkilenmemiş.  Artık ayaklarım çok zor yürüyor. Yürüyebilsem orayı mutlaka görmek isterdim.  Biri dedi Hazreti İbrahim'de mancılıklarda yanan ateşe atıldı ama o adeta gül bahçesinde idi.

 Evet Kemel Köyü Hayır Tepesi de kutsal mucize.  Bütün dilekler mutlaka yerine getiriliyormuş.

O ermişlerin yüzü suyu hürmetine inançlı Allah insanlarına, Selam Saygı ve Hürmetlerimle.