BİR BOHÇA BİR YORGAN🌹 BİR TELEFON SOHBETİ🌷

​Bir bohça, bir yorgan; köklerin sessiz hikâyesidir, bilir misiniz?

Bazen bir cümle, insanın içinde yıllardır kapalı duran bir kapıyı aralar ve o kapıdan içeri hatıralar usulca süzülür.

Bugün de benim için öyle oldu.

​Nilgün arkadaşımla telefonda konuşuyorduk. Arkadaşım, yeni bir eve taşınmanın telaşı içindeydi. Eşyalarını toplarken ne kadar yorulduğunu anlatıyordu; kolay değildi eşya toplamak... Birden, annesinin onun için özenle diktirdiği saten yorganlardan bahsetti. Arkadaşım, bu yorganlar öyle güzeller ki;

“kullanmaya kıyamıyorum, kimseye de veremiyorum. onlar bana annemden hatıra...

Çocuklarım isterlerse onlara veririm.” diye sözünü tamamladı.

​O an anladım… Bazı eşyalar kullanılmak için değil, hatırlanmak için saklanır.

Ve insan,

en çok dokunamadıklarına bağlanıyormuş.

​O cümleyle birlikte zaman ağır ağır geriye yürüdü; ben de kendi hikâyemin eşiğine döndüm.

Ailenin ikinci büyük çocuğuydum. İş hayatımız başlarken evden ayrılmıştık. Ancak evlenerek ayrılan ilk ben olacaktım.

Hayat bazen sırayı beklemez…

Benden bir yaş büyük abim vardı.

Bir kız çocuğunun aileden uzakta yalnız yaşaması bir anne ve baba için her gün merak demekti; akılları hep o yalnız kalan evlatta kalırdı. O yüzden "Bir an önce yuvası kurulmalıdır," kararı oluşu verdi.

​Ben de o sözün içinden geçerek kendi yoluma yürüdüm. Ama o gün şunu bilmiyordum. İnsan bir evden ayrılmaz, sadece başka bir eve kendi köklerini taşırmış.

Mesafeler, insanın içindeki boşluğu büyüten sessiz köprüler gibi bağlarla baglanirmış.

Evlilik hazırlıkları başlamıştı.

​Ev tutulmuştu, eşyalar alınmıştı, eksikler tamamlanımiş sayılırdı.

Yeni bir hayatın eşiğindeydim.

O gün yeni evimizin ilk misafirleri geldi: Annem, babam ve Heves Anam…

​Babam annesiz, babasız büyümüştü; biz dede ve nine sıcaklığını hiç bilmemiştik.

Annem de babasını evlendikten sonra yirmili yaşlarında kaybetmişti. Bu yüzden bizim evimizde “büyüklük” bir yaş meselesi değil, bir yürek meselesiydi. Ve o yüreğin adı Heves Anam’dı, Kazım Amcamdı…

Anadolu kadını olan,

​Heves Anam… At üstünde büyümüş bir kadındı. Hayatı rüzgâr gibi karşılamayı bilen, sesiyle bulunduğu ortamı dolduran, yüreğiyle insanı sarıp sarmalayan güçlü bir kadındı. O kadın benim anneannemdi. Ama o gücün içinde, incitmeyi bilmeyen şefkatli duruşuyla bambaşka bir karakterin sahibiydi.

​O gün kapıdan içeri girerken elinde bir bohça vardı. Beyaz bir çarşafa sarılmış; sade ama derin… Bir anneme baktım, bir Heves Anam’a, sonra da o bohçaya…

​“Bu senin,” dedi, “senin için yaptım…”

​Ellerime bıraktığında yalnızca bir eşya değil; bir geçmiş, bir bağ, bir kök bıraktı. O “senin için yaptım” deyişindeki nezaket, gözlerimin içine bakarak o bohçayı teslim edişi beni benden almıştı.

​Bohçayı açtım…

Bir yorgan…

Gösterişli olmasa da güzel deseniyle sıcacık bir görüntüsü vardı.o yorgan da zaman vardı, emek vardı, dua vardı ve en çok da sevgi vardı. O an anladım, Dört erkek çocukla büyüyen bir kız çocuğu olarak öğrendiğim en büyük hakikat şuydu; hayatta hiçbir şey sağlam aile bağlarının yerini tutmaz. Çeyiz dediğimiz şey, sandıklara sığanlardan ibarettir.

Asıl çeyiz; bir annenin susarak ettiği dua, bir anneannenin yorulmadan verdiği emek, bir ailenin sessizce bıraktığı izdir.

​Ben baba ocağından çeyiz namına bir kırık iğne bile almadım ama bir bohçayla çıktım. Ve o bohçanın içinde bir evin kokusu, bir geçmişin sıcaklığı, edep, terbiye ve bir de “Heves Ana” gülüşü vardı.

​Yıllar geçti ama o bohça hiç eskimedi. Çünkü bazı şeyler kullanılmaz; insanın içinde yıllar boyu taşınır, anlatılır da anlatılır.

Güzel annelerimizin emeklerine yüreklerine sağlık...

​İyi ki Nilgün arkadaşımla o gün konuşmuşum. Telefonu kapatırken ona, “Bana bir köşe yazısı konusu verdin,” diyerek veda ettim. Çünkü bazı sohbetler bitmez. İnsanın içinde yankılanır, unutulmuş hatıraları uyandırır ve kelimelere dökülmeyi bekleyen hikâyeleri gün yüzüne çıkarır.

​Nilgün arkadaşıma da -yeni evinde gönlünce, sağlıkla ve huzurla yaşayacağı bir ömür diliyorum- Ve bu yazıyı, içimde yıllardır taşıdığım bir duyguyla noktalıyorum:

​İnsan bir evi değil; aile bağlarının kıymetini ve kendisini büyüten sevgiyi ömrü yettiğince her yere taşımalı.

Gelecek nesillere, unutulmaması gereken o derin izleri bırakmalı.

​Okurlarıma..🌷

​Saygıyla...🌷

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın!
Yorum Yaz
Yorumunuz yönetici onayından sonra yayınlanacaktır.
Çılgın Sayısal Loto sonuçları 16 Eylül 2026! Büyük ikramiye ne kadar, kaç kişi 5 bildi?
2026-2027 İBB burs başvurusu ne zaman? İBB Genç Üniversiteli bursu nasıl alınır, kimler başvurabilir?
16 Eylül 2026 Şans Topu çekiliş sonucu! Kazandıran numaralar neler? İkramiye dağılımı ne kadar?
Harry Potter Dizisine Üç Yeni Oyuncu Katıldı
Sevdan Bir Ateş oyuncuları kimler, hangi karakteri oynuyor? Mirza, Leyla, Hüma ve diğer karakterler
Kızılcık Şerbeti 5. sezon ne zaman başlıyor? 139. bölüm tarihi, yayın günü ve saati belli oldu
Alıkara kaçıncı bölümde? Alıkara 3. bölüm ve 4. bölüm ne zaman, yeni bölüm hangi gün yayınlanıyor?
17 Eylül Süper Loto sonuçları! 17 Eylül Süper Loto kazandıran numaralar hangileri? Süper Loto büyük ikramiye kime çıktı?
Aktuna’dan teşkilata net mesaj: “365 gün sahada olacağız”
Kiralık TOKİ kira fiyatları ne kadar? İstanbul 1+1, 2+1, 3+1, 4+1 kiralık konut ücretleri
ÇAN2 Termik Santrali, Çan’ın değerlerini yaşatırken geleceğine yatırım yapıyor
Çanakkale Boğazı'nda dikkat çekiyordu; Prof. Dr. Suat Ateş uyardı!
EKPSS tercih kılavuzu 2026 yayımlandı mı? Engelli memur alımı tercih tarihleri için ÖSYM açıklaması
Çanakkale’de amatör balıkçılara yeni kurallar: Boğaz ve köprü çevresine dikkat
Çanakkaleli milli boksör Ada Eybey Avrupa’da Türkiye’yi temsil edecek
Çan'da kardiyoloji uzmanı göreve başladı!
Galatasaray Barcelona maçı hangi kanalda, şifresiz mi? GS Barcelona maçı ne zaman, saat kaçta ve nerede?
Faizsiz kredi şartları 2026: 100 bin TL’ye kadar 0 faizli kredi kimlere veriliyor, yeni müşteri olma şartı nedir?
Çanakkale köylerinde ulaşım kalitesi artıyor!
İstanbul TOKİ kiralık evler nerede? 1+1, 2+1, 3+1, 4+1 TOKİ kira fiyatları ve başvuru şartları
Bizi Takip Edin
- REKLAM -