Zafer Partisi Çanakkale İl Başkanı Ahmet Uslu, Çanakkale’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak kentin öncelikle hangi yönde gelişeceğine karar vermesi gerektiğini söyledi. Tarihi geçmişi, seramik mirası, tarımsal üretimi ve boğazıyla önemli değerlere sahip olan Çanakkale’nin bu potansiyeli daha güçlü kullanabileceğini belirten Uslu, kültür ve turizmin kentin gelişiminde öncelikli alanlardan biri olması gerektiğini savundu.
Başkan Uslu, bu yaklaşımını “Şehir bir defa nereye gideceğinin yönünü çizmeli. Turizm ve kültür mü, sanayi mi? O zaman kültür ve turizmle gideceksek buna göre yatırımlar yapılmalı, buna göre planlar yapılmalı” sözleriyle ifade etti.
“Bir kültür şehri olmamız gerek”
Çanakkale’nin kültür ve turizm kimliğine ilişkin değerlendirmelerine üniversite-kent ilişkisi üzerinden başlayan İl Başkanı Uslu, yaklaşık 40 bin öğrencinin kentte ekonomik hareketlilik oluşturduğunu ancak bu nüfusun Çanakkale’nin kültürel yaşamına aynı ölçüde yansımadığını savundu. Başkan Uslu, “Bir üniversite şehri olamadık. Bir kültür şehri olmamız gerek” diyerek kentin gelişiminde kültür kimliğinin daha fazla öne çıkarılması gerektiğini söyledi.
Uslu’ya göre bu kimliğin en güçlü dayanaklarından biri Çanakkale’nin seramik geçmişi. Kentin adının dahi çanak ve çömlekle anıldığını hatırlatan Uslu, buna karşın Menemen, Avanos, Kütahya ve İznik gibi merkezlerin seramik konusunda Çanakkale’nin önüne geçtiğini savundu. Çanakkale seramiklerinin 1600’lü yıllardan itibaren dünyaya gönderildiğine dikkat çeken Başkan Uslu, bu tarihsel mirasın bugün turizm açısından yeterince değerlendirilemediğini ifade etti.
Seramik mirasının turizmle buluşturulması gerektiğini söyleyen Uslu, aynı sorunun Çanakkale’nin diğer tarihsel değerlerinde de yaşandığını belirtti. Troya’yı ziyaret eden turistlerin kent merkezinde yeterince zaman geçirmediğini savunan İl Başkanı Uslu, bunun kent ekonomisine yansımadığı görüşünü dile getirdi. Uslu, “Turist sadece Truva’ya giriyor ve Truva’dan çıkıp gidiyor. Şehre bir ekonomik gücü hiçbir şekilde olmuyor” diyerek mevcut tabloyu eleştirdi. Otel ve restoranların da ziyaretçi eksikliğinden etkilendiğini söyleyen Başkan Uslu, “Bu şehir kültür şehri olmaya her şeyiyle çok yakın. Savaşlarıyla yakın, seramiğiyle yakın. Ama bunu değerlendiremiyoruz” ifadelerini kullandı.
Kültürel miras kent merkezinde görünür olmalı
Kültür ve turizm potansiyelinin kullanılabilmesi için bu değerlerin kent merkezinde daha görünür hale getirilmesi gerektiğini savunan Başkan Uslu, mevcut Seramik Müzesi’nin konumunu örnek gösterdi. “Şehirde seramik müzesini bilen de yok, arayarak da bulamazsınız. Şehrin göbeğinde bir seramik müzesi olması lazım” diyen Uslu, Çanakkale Savaşları’nın da kent merkezinde ziyaretçiyle daha güçlü biçimde buluşması gerektiğini belirtti.
Müzelerin yalnızca eserlerin sergilendiği alanlar olarak düşünülmemesi gerektiğini söyleyen İl Başkanı Uslu, hediyelik eşya bölümleri ve kafeteryalarıyla yaşayan alanlar oluşturulmasını önerdi. Bu noktada mevcut kamu yapılarının da değerlendirilebileceğini belirten Uslu, Valiliğin taşınması halinde binanın çok yönlü bir müze konseptine dönüştürülebileceğini söyledi. Başkan Uslu, “Valilik binası mesela görülmemiş güzellikte bir müzeler konsepti yapılabilir. Bir katı seramik, bir katı savaş, bir katı tarım gibi” diyerek Truva Atı’nın karşısındaki konumun kentin kültürel gelişimi açısından değerlendirilebileceğini ifade etti.
Yerel yönetim eleştirisi: “Belediye başkanı ne derse o olur”
Kültür ve turizm alanındaki önerilerin hayata geçirilmesinde yerel yönetim anlayışının belirleyici olduğunu söyleyen Ahmet Uslu, beş yıllık Çanakkale Belediye Meclisi üyeliği deneyimi üzerinden karar alma süreçlerini eleştirdi.
Meclis üyeliği döneminde karar süreçlerine sınırlı ölçüde etki edebildiklerini belirten Başkan Uslu, “Ben 5 yıl belediye meclis üyeliği yaptım. Çok az etki yapabildik” dedi. Bu dönemde Türkan Bebek’in adının Truva Oteli ile Kültür Müdürlüğü arasındaki alana verilmesini sağladıklarını anlatan Uslu, daha sonra tabelanın yerinde olmadığını gördüklerini söyledi. Tabelanın belediye tarafından mı kaldırıldığı yoksa başka bir nedenle mi yerinden alındığı konusunda kesin bir bilgiye sahip olmadığını da belirtti.
Bu örnekten hareketle yerel yönetim sistemini değerlendiren İl Başkanı Uslu, kararların tek merkezde toplanmasını eleştirerek “Belediye demek, belediye başkanı demek. Türkiye’de bu yerel yönetim sistemi değişmeli. Belediye başkanı ne derse o olur” ifadelerini kullandı. Uslu, belediyelerde ekiplerin daha etkin çalışması ve farklı kentlerdeki başarılı uygulamaların incelenmesi gerektiğini söyledi.
Yerel yönetim anlayışına ilişkin eleştirisini Çanakkale’deki somut uygulamalar üzerinden sürdüren Başkan Uslu, Cumhuriyet Meydanı’nı da değerlendirdi. Meydanların kent kimliğinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Uslu, “Bir şehir meydanlarıyla anılır. Meydanı varsa o şehir vardır” dedi.
Cumhuriyet Meydanı’ndaki düzenlemenin beklenen kent meydanı niteliğini oluşturmadığını savunan Uslu, “Bizim o meydanı yapma ihtimalimiz var. Ama yapamadık. O sıradan bir yürüyüş alanı gibi bir şey oldu” ifadelerini kullandı.
“En büyük problem otopark”
Kent yönetimine ilişkin değerlendirmelerini ulaşım ve otopark sorunlarıyla sürdüren Başkan Uslu, Çanakkale ölçeğindeki bir şehirde bu sorunların çözülebilir olması gerektiğini söyledi. Röportajın sonunda Çanakkale’nin en büyük sorununu doğrudan otopark olarak gösteren Uslu, “Birinci, en büyük problem, otopark problemi” dedi. Ulaşımın da kentin temel sorunlarından biri olduğunu belirten İl Başkanı Uslu, “Bu küçücük şehrin bir ulaşım sorunu olmamalı. Bir park sorunu olmamalı” ifadelerini kullandı.
Tramvay dahil farklı ulaşım modellerinin araştırılabileceğini söyleyen Uslu, çözüm için yalnızca Çanakkale içindeki mevcut uygulamalara bağlı kalınmaması gerektiğini savundu. Başka kentlerde benzer sorunlar için geliştirilen yöntemlerin araştırılmasını isteyen Başkan Uslu, “Senin şehrinle ilgili, senin sokaklarınla ilgili bir çözüm var. Bu çözümü insanlar çalışmış, bulmuş. Ekip olacak, ekip çalışacak” dedi.
Küçük kent yapısını avantaj olarak görüyor
Ulaşım ve kent düzeni tartışmasının yalnızca fiziksel büyüklükle ilgili olmadığını belirten İl Başkanı Uslu, Çanakkale’nin küçük kent yapısını genel yaşam koşulları açısından da avantaj olarak değerlendirdi. Çanakkale’nin huzurlu ve güvenli şehirler arasında gösterilmesine ilişkin konuşan Uslu, avukatlık mesleği nedeniyle kentteki asayiş olaylarını yakından takip edebildiğini söyledi. Çanakkale’nin “en huzurlu il” olarak tanımlanmasına tamamen katılmadığını ifade eden Başkan Uslu, buna karşılık büyük kentlerle karşılaştırıldığında daha güvenli bir yapıya sahip olduğunu savundu.
Uslu’ya göre bunda şehrin küçük olması, insanların birbirini tanıması, yaşlı ve emekli nüfusun yüksekliği ile kültür seviyesinin etkisi bulunuyor. Kentler büyüdükçe çeteleşmenin artabildiğini söyleyen Uslu, “Çanakkale’de herkes birbirini bilmekte, tanımakta” ifadelerini kullandı. Başkan Uslu, rantın daha sınırlı olmasını da kendi değerlendirmesi içinde suç oranlarını etkileyen unsurlar arasında gösterdi.
Çanakkale’yi bir “emekli şehri” olarak da nitelendiren Uslu, özellikle Kepez’de emekli nüfusun belirgin olduğunu söyledi. Başkan Uslu’ya göre kentin bu küçük ölçeğinin korunması, Çanakkale’nin gelecekteki gelişiminde göz önünde bulundurulması gereken unsurlardan biri.
Tarım güçlü, sorun maliyet ve pazarlamada
Çanakkale’nin küçük kent yapısının korunmasını isteyen Uslu, bunun ekonomik gelişmenin önünde bir engel olarak görülmemesi gerektiğini belirtirken kentin özellikle tarımsal üretimde güçlü olduğunu söyledi.
Domates, kiraz, şeftali ve kapya biberi gibi ürünlere dikkat çeken Başkan Uslu, Çanakkale’nin tarım ürünleri açısından önemli bir üretim kapasitesine sahip olduğunu ancak çiftçinin yüksek maliyetlerle karşı karşıya kaldığını belirtti. “Çiftçinin girdileri çok yüksek” diyen Uslu; gübre, ilaç, yakıt ve işçilik giderlerinin üretim maliyetini artırdığını ifade etti. Sorunun yalnızca üretim aşamasıyla sınırlı olmadığını belirten İl Başkanı Uslu, ürünün tarladan çıktıktan sonra tüketiciye ulaşıncaya kadar fiyatının önemli ölçüde yükselmesini de eleştirdi.
Üreticiden alınan ürün ile pazardaki satış fiyatı arasındaki farka dikkat çeken Uslu, “Ondan 25 liraya alıp da bu ürünü 100 liraya nasıl satıyoruz?” diye sordu. Bu noktada aracı sistemini eleştiren Başkan Uslu, “Bunu kimler yapıyor? Aracılar yapıyor. Aracılara bunun hesabını kim sormalı? Merkezi hükümet sormalı” ifadelerini kullandı.
Üreticinin maliyet yükünün işçilikte de karşısına çıktığını belirten Uslu, kiraz üretiminden örnek verdi. Bazı dönemlerde kirazı toplayacak kişiye ödenen ücretin, toplanan ürünün satışından elde edilecek geliri karşılamadığını ifade eden Başkan Uslu, sorunun Çanakkale’nin üretim kapasitesinden çok maliyet, satış ve pazarlama aşamalarında ortaya çıktığını söyledi.
“Çanakkale sanayi şehri değil” ancak iş imkânına ihtiyaç var
Tarımsal üretimin güçlü olmasının kentteki istihdam ihtiyacını tek başına ortadan kaldırmadığını söyleyen İl Başkanı Uslu, Çanakkale’nin sanayi açısından başka kentlere göre daha zayıf olduğunu ancak bunun kentin sanayi şehrine dönüşmesi gerektiği anlamına gelmediğini ifade etti. Başkan Uslu, “Çanakkale sanayi şehri değil. Tarım, kültür şehri olalım yeter” dedi.
Buna karşılık gençlerin ve iş arayanların çalışabileceği işletmelere ihtiyaç olduğunu belirten Uslu, kentte istihdam sağlayan Dardanel gibi işletmeleri örnek gösterdi. Organize sanayi bölgelerinde yeni iş alanlarının oluşturulması gerektiğini savunan Başkan Uslu, “Bu şehirde köyden gelenler de var, gençler de var, iş imkânı yok. Mutlaka şehrin istihdamına yönelik organize sanayilerde fabrikalar açılmalı” ifadelerini kullandı. Uslu, bu yaklaşımın Çanakkale’yi bir sanayi kentine dönüştürmek anlamına gelmediğinin altını çizerek, “Bir şehrin mutlaka kendine özgü bir sanayisi olmalı” dedi.
Yerel üretimin kent açısından sağladığı avantajlara da değinen Başkan Uslu, Halileli Ovası’nda yetiştirilen domatesi örnek göstererek Çanakkale ile İstanbul’daki satış fiyatları arasında fark bulunduğunu söyledi. Uslu’ya göre kentin kendi ürünlerine yakın olması ekonomik açıdan bir avantaj sağlarken, özellikle genç nüfusa yönelik iş imkânının artırılması önemini koruyor.
Kent kimliği kültür ve turizm üzerinden şekillenmeli
Tarımın korunması ve istihdamın artırılması gerektiğini söyleyen Ahmet Uslu, kentin temel gelişim yönünün ise sanayiden çok kültür ve turizm olması gerektiği görüşünü yineledi. Bu noktada Çanakkale Boğazı’nın da turizm açısından daha fazla değerlendirilebileceğini belirten Başkan Uslu, yat turizmine yönelik yatırımlar yapılabileceğini söyledi.
Kentlerin kendi değerlerini yalnızca tanıtım söylemlerinde değil, günlük yaşamın içerisinde de görünür hale getirmesi gerektiğini savunan Uslu, buna Bayramiç üzerinden örnek verdi. Kazakistan’ın Almatı kentinde elmanın şehir kimliğinin parçası haline getirildiğini anlatan Başkan Uslu, elmasıyla tanınan Bayramiç’in de benzer şekilde kendi değerine daha fazla sahip çıkabileceğini ifade etti. Başkan Uslu’ya göre Çanakkale merkezinde de aynı yaklaşım tarih üzerinden kurulabilir. Kent giriş ve çıkışlarında Çanakkale Savaşları’nı anlatan anıt ve simgelerin kullanılmasını öneren Uslu, “Belediye Başkanı ben olsaydım şu şehrin girişine çıkışına Çanakkale Savaşları’nı anlatan anıtlar koyarım. Yani ‘Çanakkale’ye geldik’ dedirtirim” dedi. Kent kimliğinin şehre girişten itibaren hissedilmesi gerektiğini belirten İl Başkanı Uslu, bu düşüncesini “Çanakkale’ye girdiğini hissettirmek lazım” sözleriyle ifade etti.
Çanakkale’nin kültür ve turizm yönünde gelişirken küçük ve yürünebilir yapısını kaybetmemesi gerektiğini savunan Başkan Uslu, ulaşım, otopark ve istihdam gibi sorunların çözülemeyecek problemler olmadığını söyledi. Uslu, “Yürüyerek gidip gelebildiğimiz birçok avantajları olan bir şehir. Böyle kalmalı” derken, Çanakkale’ye ilişkin değerlendirmelerini “Bir ekiple Çanakkale’nin mükemmel bir kültür şehri, sanat şehri olacağını düşünüyorum” sözleriyle tamamladı.