Acil’ler. Öyle insan hikayeleri yaşanıyor ki;
Allah çalışanlara sabır versin demekten başka bir şey gelmiyor. Okumuşu, cahili aynı. Herkes hekim, imkanı bulsa gömleği giyip hata muayene edecek.
Doktora güvenmiyorsan niye geliyorsun? Geliyorsan, bilgiçsen bari çeneni tut. Hekim işini yapsın diğer hastalar rahatsız olmasın.
Acil çalışanı olmak gerçekten zor. Anlık, saniyelik, başına al işi.
Ne diyeyim…
Ailece sanki turistik seyahate gelmişler.
Beyler, acil orası acil…
TARIM VE ÇANAKKALE
Başbakan Binali Yıldırım açıkladı; çiftçinin kullandığı mazotun yarısını biz karşılayacağız…
Tarımla uğraşan üreteciler adına iyi bir haber. En azından üretici maliyeti düşürme adına büyük bir avantaj elde etti. Nitekim daha önce gübreyle ilgili de benzer indirimler yapılmıştı. Geriye ne kalıyor? Bilinçli tarım yaparak ürünlerin gümrük kapılarından dönmemesi.
Eh, hükümet tarlaya girip ‘böyle ilaç kullan’ diyecek hali yok. İşin ehli üretici. Bu bağlamda yapılması gereken Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlüklerinde uzmanların eğitim vermesi.
Gerçekten bu kanayan bir yara Çanakkale’de.
Bir üretici anlatıyor. “Üretimle ilgili bir sıkıntım oldu Çanakkale Gıda Tarım İl Müdürlüğüne gittim. Sorunu anlattım uzman bana; git Köprü başında bulacağın şu ilacı al. Sözünü ettiği ilacı kullandığım için başıma iş geldi zaten. Anlattım. Bu sefer diğerine git dedi. Anlayacağınız sorunu uzman olarak çözemediler. İlacı satan ‘bu çok iyi gelir’ diyor, uzman ‘kullan iyi gelir’. Hangisine inanacağımızı şaşırıp o yıl zarar ettim.”
Diğer taraftan muhalefet bağırıyor “Çiftçi perişan. İktidar üreticiler için bir şey yapmıyor. 14 yıldır iktidardalar üreticinin sorunlarını çözemediler.Hani diyebilse ‘hükümet üyeleri alsın eline sabanı çift sürün. Mahsulün parasını da köylüye versin.”
Neyse bunu da geçtik elma. Bayramiç’in marka elması yok olma tehlikesiyle karşı karşıya diyor Çanakkaleli bir muhalefet milletvekili. Hatta öylesine iddialı ki “gidin köyün kahvesine anlatılanlara ağlarsınız.” İyi ki giderken yanımızda mendil götürmemizi tavsiye etmemiş.
Üreticiyi dilerken ağlamamak için konu hakkında biraz bilgi sahibi olmak lazım. Hayatında hiç çapa yaptın mı? Yok. Ağaca ilaç attın mı? Yok. Dal kırptın mı? Yok. Dalından elma kopartıp ambalaj yaptın mı? Yok.
Yemeyi ben de bilirim. Geçerken dalından kiraz koparıp “oh be, köy gibisi yok” demeyi de…
Uzmanlık alanı olmayan bir işle ilgili siyasetçinin ahkam kesmesi gerçekten can sıkıcı. Bizde maalesef muhalefet deyince ya ‘karşıyım çarşı’, ya da ‘biz zaten seçim bildirgemize koymuştuk hükümet onları alıp müjde gibi sizlere sunuyor’ demeyi biliyor.
Yeri gelmişken söyleyeyim; Ak Parti Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın mesleği avukat. Ama hayatı piyasada, köyde geçmiş. Tabak tutmayı bilir. Bulaşık yıkamayı da. Pazarcılığı bilir. Kiraz’ı, şeftali’yi dalından nasıl koparacağını. Ve hatta ateş karşısında baba mesleği demir dövmeyi de.
Peki Çanakkale Milletvekili olarak muhalefetin gençlik yılları nasıl geçmiş.
Anlatırdı rahmetli vatani görevini ifa ederken motosiklet sahibi olmanın farkı ile nasıl rahat askerlik yaptığını. Çocuğunu nasıl rahat ettirerek okuttuğunu.
Sadettin Turan’ın atadan kalma varlığı yoktu ki. Kıt kanat geçim, zorluklarla Bülent’i okutmaya çalış.
Diyeceğim o ki, ya hayatı tanıyacaksın yada uzmanı olabilmek için okuyup araştıracaksın.
Kahvede ağlayanları izlemek.
Yok ben tutmadım bu politikayı…
Köylü de yemiyor ya…
KENDİMİZİ SORGULAYALIM
Sosyal Güvenlik Kurumu yahni SGK, tedavi ücreti ödediği termal kaplıcaların güncel listesini yayınladı ve aralarında Çanakkale yok. Kaplıca tedavisine gerek duyulanlar ancak Sağlık Bakanlığı’nın işletme izni verdiği yerlere gidebiliyorlar.
İl çevresindeki termal tesisleri hatırlayınca insan ister istemez düşünüyor; acaba bizdeki tesisler niye uygunluk belgesi alamıyor veya Sağlık Bakanlığının ön gördüğü şartları ne kadar taşıyor? Yoksa başka bir sorun mu var?
İğne-çuvaldız meselesi..
Burnumuzun dibi Balıkesir’de 15 işletme SGK kategorisinde. Çanakkale’de sağdan say, soldan bak tek bir tesis göremiyoruz neden? Oysa bu tesisler Çanakkale’de yılın 365 günü hizmet veriyor. Bayramlar ve sair günler hizmet veren tesislerin mevcudiyetinden övgüyle söz ediliyor ancak ne kadar inandırıcı, işte orada bazı saplantılar oluşuyor insanda.
Yenice-Terzialan civarından tutun da Bayramiç’e, Ezine’ye kadar bir çok tesis ama SGK tedavi ücreti kapsamında değil. Veriyorsun cepten ancak öyle yararlanabiliyorsun. Çürümeye terk Kestanbol ile ilgili kafamızı vuruyoruz duvardan duvara.
Amerika’dan bile yatırımcı davet ettik, sonunu getirmedik. Kimler girdi devreye, sonra vazgeçtiler.
İğneyi mi yoksa çuvaldızı mı kendimize batırmak gerek bilmiyorum ancak bilinen o ki, galiba biraz da kendimizi sorgulamak gerek…
Çanakkale olarak ya biz bu işi doğru dürüst yapmayı bilmiyoruz veya bizlere aktarılmayan bazı şeyler var. Turizm iş kolu bu konuya eğilse diye düşünüyorum.
Hani ‘eko turizm’ falan diyoruz ya…
Bir arpa boyu yol katedemedik…
Yoksa hepsi birer rüya mı?
Bilelim de boş yere klavye eskitmeyelim…
TOPRAK SATIŞI
Çanakkale’de yıllardır tartışılır; yabancılara mülk satışının önündeki engeller kaldırılsın. Bunu daha çok müteahhitler dile getirir. Sevgili Hakan Vural, Çanakkale Müteahhitler Birliği adına bu tartışmaların öncüsüdür.
TBMM’ne verilen bir soru önergesiyle öğreniyoruz ki; Çanakkale merkez dahil İl genelinde 59 yabancı tam 151 bin metrekare yer almış. Rus, Moldova ve hatta Sırbistan uyruklu insanlar bile var. Avustralya sanki daha ağırlıklı.
İlginçtir Avustralyalılar Anzak torunları olarak Gelibolu, Eceabat değil de dedelerine çok daha uzakları tercih etmiş. Burası da Ayvacık. Dönüp Troya’ya bakıyoruz. Ne de olsa mitoloji kalıntıları ile çepeçevre ama Almanın tercihi de Ayvacık. Dünyanın ilk felsefe okulu Aristo’nun kenti. Hollanda, Fransa, Belçika, Danimarka , İngiltere, Rusya, İtalya sanki Birleşmiş Milletler topluluğu gibi herkes Ayvacık. Ezine’nin Sırbistan ile ne alakası var bilmiyorum ama 1 kişi buradan yer almış. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı olanlar Çanakkale Merkez, Gelibolu, Gökçeada…Yenice’de tik bir Avusturyalı var onu da ne bilen ne de eden var…Yunanlı, Gökçeada’da sadece 90 metrekare yer almış..
Bugüne kadar bildiklerimizi unutun yabancılara Çanakkale’de mülk satışı yapılmış.
Daha yapılır mı bilmiyorum…