Çanakkale’nin bugün kullanılan sokakları, meydanları ve kamu binaları, Cumhuriyet’in ilk yıllarında başlayan dönüşümün izlerini taşıyor. Çanakkale Savaşları ve işgal yıllarının ardından yıpranan kentte ilk olarak mevcut yapılar onarılarak yeniden yaşama kazandırıldı. Nüfus mübadelesiyle değişen toplumsal yapı, kamu kurumlarının yeniden örgütlenmesi ve ilerleyen yıllarda gerçekleştirilen planlama çalışmaları, kentin bugünkü kimliğinin oluşmasında belirleyici rol oynadı. Kalenin Sesi’ne özel açıklamalarda bulunan Mimar İsmail Erten, Çanakkale’nin Cumhuriyet dönemindeki kentleşme sürecini tarihsel ve mimari yönleriyle ele aldı. Atatürk döneminde gerçekleştirilen çalışmaların önemini, savaş koşullarının kent yaşamına etkilerini ve modern mimarinin Çanakkale’deki örneklerini anlatan Erten, Cumhuriyet’in kentsel dokuda bıraktığı izlere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Savaşın Yıprattığı Kent Yeniden Ayağa Kalktı
Cumhuriyet’in ilan edildiği dönemde Çanakkale’nin uzun savaş yıllarının etkisini taşıdığını belirten Erten, 1915’ten itibaren yaşanan gelişmelerin kentin hem nüfus yapısını hem de mimari dokusunu değiştirdiğini ifade etti. Nüfus mübadelesiyle Çanakkale’den ayrılan Rumların yaşadığı mahallelere Girit, Sakız ve Batı Trakya gibi bölgelerden gelenlerin yerleştiğini anlatan Erten, savaş yıllarında kullanılmayan konutların yeni sakinleri tarafından onarıldığını söyledi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında yeni bina inşasından çok mevcut yapıların yeniden değerlendirilmesine öncelik verildiğini belirten Erten, bu süreci şu sözlerle anlattı: “Herkes o binaları alıyor, onarıyor ve kendisine uygun hâlde tadilatlar yaparak tekrar yaşama katıyor.” Çanakkale’nin vilayet statüsüyle birlikte kamu kurumlarının yeniden örgütlendiğini ifade eden Erten, kordon boyunca bulunan büyük konakların ve Osmanlı döneminden kalan yapıların idari hizmetler için kullanılmaya başlandığını söyledi. Bugünkü 18 Mart İlkokulu binasının Memleket Hastanesi olarak hizmet vermesini bu sürecin örnekleri arasında gösteren Erten, Cumhuriyet’in ilk yıllarında kentin önceliğinin savaşın ardından günlük yaşamı yeniden işler hâle getirmek olduğunu belirtti.

Atatürk’ün Çanakkale İçin Attığı İki Önemli Adım
Erken Cumhuriyet döneminde Çanakkale’nin gelişimi açısından Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşımına dikkat çeken Erten, ulaşım ve kent planlaması alanındaki iki çalışmayı özellikle öne çıkardı.
Bunlardan ilkinin Çanakkale-Balıkesir karayolu bağlantısının geliştirilmesi olduğunu belirten Erten, deniz ulaşımının önemli bir yere sahip olduğu kentin Anadolu ile kara bağlantısının güçlendirilmesini modernleşme açısından değerli bir adım olarak değerlendirdi. Yenice ve Çan üzerinden uzanan güzergâhta dönemin yol ve köprü çalışmalarının izlerinin görülebildiğini anlatan Erten, yol kenarlarındaki çınarların da bu dönemin ulaşım anlayışını yansıttığını ifade etti. İkinci önemli çalışmanın ise 1932 yılında hazırlanan Çanakkale kent haritası olduğunu söyleyen Erten, nüfusu yaklaşık 8 ila 10 bin olan küçük bir yerleşim için böyle bir çalışmanın gerçekleştirilmesini dikkat çekici bulduğunu belirtti. Erten, dönemin iki önemli gelişmesini şu sözlerle anlattı: “Bir tanesi Balıkesir-Çanakkale Karayolu, ikincisi ise bu ölçekte hiçbir kentte olmayan 1932 tarihli, Erken Cumhuriyet dönemine ait bir hâlihazır plan olmuştur.” 1932 haritasının mevcut kent dokusunu ortaya koymasının yanı sıra gelecekteki imar çalışmalarına temel oluşturduğunu belirten Erten, bu iki adımı Atatürk’ün Çanakkale’ye verdiği önemin ve Cumhuriyet’in modern kentleşme anlayışının göstergeleri olarak değerlendirdi.

1932’de Haritası Hazırlandı, İmar Planı 1949’da Yapıldı
Çanakkale’nin 1932 yılında hazırlanan haritasına rağmen ilk imar planına ancak 1949 yılında kavuşabildiğini belirten Erten, bu gecikmede İkinci Dünya Savaşı döneminin koşullarının etkili olduğunu söyledi. Avrupa’da savaş tehlikesinin büyümesiyle birlikte Çanakkale’nin stratejik konumunun yeniden ön plana çıktığını anlatan Erten, 1930’lu yılların ortalarından itibaren kentte askerî hareketliliğin arttığını ifade etti. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Çanakkale’ye yaklaşık 20 bin asker konuşlandırıldığını aktaran Erten, kentin yeniden savunma ve garnizon kenti niteliği kazanmasının ekonomik ve toplumsal yaşamı etkilediğini belirtti. Askerî ihtiyaçların öncelik kazanmasıyla planlı kentleşme çalışmalarının geciktiğini savunan Erten, savaşın yaşanmaması hâlinde Çanakkale’nin farklı bir gelişim gösterebileceğini ifade etti. “Eğer İkinci Dünya Savaşı süreci yaşanmamış olsaydı, bence gelişme eğilimleri farklı noktalara gidebilirdi.” Erten, savaşın ardından yeniden gündeme gelen planlama çalışmalarının 1949 imar planıyla somutlaştığını, bu sürecin Çanakkale’nin sonraki yıllardaki gelişiminde önemli bir dönüm noktası oluşturduğunu anlattı.

Modern Cumhuriyet Mimarisinin Çanakkale’deki İzleri
Atatürk döneminde Çanakkale’de ortaya çıkan modern mimarlık anlayışına değinen Erten, erken Cumhuriyet mimarisinin iki önemli örneği olarak eski Çanakkale Devlet Hastanesi ile Sahil Sıhhiye Binası’nı gösterdi. 1935 yılında yapımına başlanan ve Aralık 1938’de hizmete giren Memleket Hastanesi binasının dönemin çağdaş mimarlık anlayışını yansıttığını belirten Erten, yapının Bauhaus akımından izler taşıyan sade ve işlevsel mimarisine dikkat çekti. Daha önce bugünkü 18 Mart İlkokulu binasında verilen sağlık hizmetlerinin artan ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalması üzerine yeni hastanenin inşa edildiğini anlatan Erten, yapının Çanakkale’deki modernleşme sürecinin önemli örneklerinden biri olduğunu ifade etti. Erten’in dikkat çektiği diğer yapı ise 1927 yılında açıldığını belirttiği Sahil Sıhhiye Binası oldu. Çimenlik Kalesi çevresinde bulunan yapının, deniz yoluyla gelen gemilerde salgın hastalıkların kontrol edilmesine yönelik sağlık hizmetleri açısından önemli bir işleve sahip olduğunu söyledi. Geniş saçakları ve mimari özellikleriyle erken Cumhuriyet döneminin izlerini taşıyan binanın, dönemin mimari yaklaşımını anlamak bakımından değerli olduğunu belirten Erten, her iki yapının da Çanakkale’de çağdaş kamu hizmetlerinin gelişimini yansıttığını ifade etti.

“Cumhuriyet’in İmzası Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’dır”
Çanakkale’nin Cumhuriyet dönemindeki kentsel dönüşümünün en önemli simgelerinden birinin Cumhuriyet Meydanı olduğunu belirten Erten, meydanın yalnızca mimari bir düzenleme değil, toplumsal yaşam anlayışındaki değişimin de göstergesi olduğunu söyledi. Osmanlı dönemindeki geleneksel buluşma alanlarıyla Cumhuriyet’in planlı meydan anlayışı arasındaki farklılıklara değinen Erten, meydanların törenlerin, kutlamaların ve vatandaşların bir araya geldiği ortak yaşam alanları olarak öne çıktığını anlattı. Cumhuriyet Meydanı’nın Çanakkale’nin modern kent kimliğindeki yerini şu sözlerle ifade etti: “Cumhuriyet’in imzası nedir dediğinizde, Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’dır.” Meydanın bulunduğu alanın geçmişte Müslüman mezarlığı olarak kullanıldığını anlatan Erten, 1949 imar planıyla bölgenin meydan olarak düzenlenmesinin öngörüldüğünü belirtti. Plan kapsamında meydan çevresinde kamu kurumlarının konumlandırılmasının düşünüldüğünü de aktaran Erten, ancak dönemin yöneticilerinin tercihleri doğrultusunda bu yerleşim kararlarının bir bölümünün değiştiğini söyledi. Cumhuriyet Meydanı’nın Çanakkale’de planlı kentleşmenin yanı sıra ortak yaşam kültürünün gelişimini de temsil ettiğini ifade eden Erten, meydanın Cumhuriyet’in kentsel dokuda bıraktığı en belirgin izlerden biri olduğunu değerlendirdi.
Bir Kentin Yeniden Doğuşunun Mimari Hikâyesi
Savaşın ardından yeniden kullanılan konutlardan Atatürk döneminde geliştirilen ulaşım bağlantılarına, modern kamu yapılarından Cumhuriyet Meydanı’na uzanan tarihsel süreç, Çanakkale’nin Cumhuriyet’le birlikte geçirdiği dönüşümün farklı aşamalarını ortaya koyuyor. Mimar İsmail Erten’in anlattıkları, kentin bugünkü görünümünün yalnızca yeni binaların inşasıyla değil; savaşların, göçlerin, ekonomik koşulların ve planlama kararlarının etkisiyle oluştuğunu gösteriyor. Cumhuriyet’in 103. yılında Çanakkale, bir asrı aşan bu değişimin izlerini sokaklarında, meydanlarında ve tarihi yapılarında taşımayı sürdürüyor.




