Gündem

RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”

Rusya’nın Novorossiysk Limanı açıklarında İHA saldırısına uğrayan NADEZHDA isimli Ro-Ro gemisinin üçüncü kaptanı Metehan Küçük, 11 mürettebatın yaralandığı, 4’ünün ağır olduğu saldırının ardından Çanakkale’ye getirildi. Beş ayrı saldırıda ağır yaralanan Küçük, yaşadığı anlarını ilk kez Kaleninsesi’ne anlattı: “Dron doğrudan üzerimize geliyordu. 2-2,5 metre yakınımızda patladı. Açıkçası o an öldüğümü hissettim.”

Samsun’a gelmekte olan Kalyoncu şirketine ait NADEZHDA isimli Ro-Ro gemisi, Rusya’nın Novorossiysk Limanı açıklarında 03 Ağustos 2026 tarihinde İHA saldırısına uğradı. Geminin üçüncü kaptanı Metehan Küçük, ağır yaralı olarak Çanakkale’ye ailesinin yanına getirildi. Sağ kulağında tamamen işitme kaybı oluşan, vücudunun sağ tarafına çok sayıda şarapnel parçası isabet eden Küçük, saldırı anlarını ilk kez Kaleninsesi’ne anlattı: “Son Dron bizim üzerimize geliyordu. 2-2,5 metre yakınımda patladı. Açıkçası o an öldüğümü hissettim,” dedi.

Kamerun bayraklı ve Samsun merkezli Kalyoncu şirketine ait olduğu öğrenilen NADEZHDA isimli Ro-Ro gemisi, Rusya’daki Novorossiysk Limanı açıklarında İHA saldırısına uğradı. Saldırı sırasında gemide bulunan mürettebattan 11 kişi yaralanırken, 4 mürettebatın durumunun ağır olduğu bildirildi.

Geminin üçüncü kaptanı Metehan Küçük, ağır yaralı olarak Çanakkale’ye getirildi. Sağ kulağında tamamen işitme kaybı oluşan, vücudunun sağ tarafına çok sayıda şarapnel parçası isabet eden Küçük, saldırı anlarını ilk kez Kaleninsesi’ne anlattı: “Dron bizim üzerimize geliyordu. 2-2,5 metre yakınımızda patladı. Açıkçası o an öldüğümü hissettim,” diyerek Kaleninsesi Gazetesi’ne açıklamalarda bulundu.

Rusya-Ukrayna savaşı Karadeniz’de devam ederken, bölgede artan İHA ve füze saldırıları deniz ticaretini tehdit ettiği kadar, savaşın ortasında görev yapan gemi emekçilerinin hayatını da doğrudan tehlikeye atıyor.

Son dönemde Karadeniz’de Türk bağlantılı gemilerin hedef alınmasına ilişkin haberler artarken, Rusya’nın Novorossiysk Limanı açıklarında saldırıya uğrayan NADEZHDA isimli Ro-Ro gemisinde bulunan 13’ü Türk vatandaşı toplam 22 mürettebatın tamamı hayatta kaldı. Ancak saldırı, geminin üçüncü kaptanı Metehan Küçük için ağır yaralanmalarla sonuçlandı.

Kamerun bayraklı ve Samsun merkezli Kalyoncu şirketine ait olduğu öğrenilen NADEZHDA, Samsun’dan Rusya’ya meyve ve sebze taşıdığı sırada Novorossiysk Limanı’na yaklaşık 20 deniz mili mesafede İHA saldırısına uğradı. Saldırının ardından gemide yangın çıkarken, 3’ü Türk olmak üzere 4 mürettebat yaralandı.

Rusya deniz unsurları tarafından Novorossiysk Limanı’na tahliye edilen mürettebatın ardından gemideki boş dorseler aynı gemiyle Samsun’a döndü.

İlk belirlemelere göre geminin yaşam mahallinde ve Koordinasyon Merkezi olan baş kısmında hasar meydana geldiği, gemide yangının devam ettiği ve 3 personelin sağlık durumunun ağır olabileceği belirtildi. Saldırının ardından geminin güvertesinde, ambarlarında ve makine bölümünde ciddi hasar meydana geldiği görüldü. Geminin içinden mürettebat tarafından çekilen görüntülerde, patlamaların ardından ekipmanların zarar gördüğü ve bazı bölümlerde büyük tahribat oluştuğu görüldü.

Saldırının Ukrayna tarafından gerçekleştirildiği yönündeki iddialar ise henüz bağımsız olarak kesinleşmiş değil. Mürettebat tarafından çekilen görüntülerde saldırının İHA'larla gerçekleştirildiği belirtilirken, olayın savaşın devam ettiği Karadeniz'de gerçekleşmesi nedeniyle saldırının tarafına ilişkin değerlendirmeler sürüyor.

ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’YE GELDİ

Saldırı sırasında ağır yaralanan geminin üçüncü kaptanı Metehan Küçük, tedavisinin ardından ailesinin bulunduğu Çanakkale’ye gönderildi.

Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz servisinde yatılı olarak tedavisine devam edilen Küçük’ün sağ kulağında kulak zarı patlaması nedeniyle tamamen işitme kaybı meydana geldi. Sol kulağında da kulak zarında delikler oluşan Küçük’ün vücudunun sağ tarafına çok sayıda şarapnel parçası isabet etti.

Küçük, saldırı sırasında yaşananları Kaleninsesi’ne anlattı.

Saldırının Türkiye saatiyle yaklaşık 16.30 sıralarında, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’na 20 deniz mili mesafede gerçekleştiğini belirten Küçük, saat 17.00-17.15 arasında İHA’ların geminin çevresinde dolaşmaya başladığını söyledi.

İlk başta yalnızca bir İHA gördüklerini anlatan Küçük, yaklaşık 15 dakika sonra ilk saldırının gerçekleştiğini ifade etti.

Küçük, saldırı anlarını şu sözlerle anlattı:

“İlk başlarda sadece bir tane drone gemiye çok yakın hareketlerle gezmeye başladı. Yaklaşık 15 dakika sonra ilk saldırıyı gerçekleştirdi. Gemiyi iskele filika tarafından vurdular. Daha sonra peş peşe diğer dronlar gelmeye başladı.

Açıkçası ilk saldırı sonrasında olayın bittiğini düşündük ve yangına müdahale etmeye başladık. Ancak ikinci drone geldi ve sancak kıç tarafından gemiyi vurdu. Yangına müdahaleyi bırakarak bütün personeli geminin ortasında toplamaya başladık.

Daha sonra üçüncü saldırı gerçekleşti. Üçüncü saldırı yaşam mahallinin tam ortasına yapıldı. Ben o sırada oradaydım. Personelin pasaportlarını, sağlık evraklarını ve diğer belgelerini üzerime zimmetli olduğu için alıyordum.

Patlamanın etkisiyle sağa sola çarpıp kendime geldikten sonra üst katın balkonundan doğrudan aşağı kata indim. Oradan personelin yanına geçerek birbirimizin üstüne başına bakmaya başladık,” dedi.

“DRON DOĞRUDAN ÜZERİMİZE GELİYORDU”

Metehan Küçük, üçüncü saldırının ardından mürettebatın yeni bir saldırı ihtimali nedeniyle büyük bir panik yaşadığını belirtti.

Küçük, dördüncü İHA saldırısını ise hayatının en ağır anlarından biri olarak anlattı:

Anlatırken kaburgalarındaki operasyondan dolayı zorlanarak konuşan Küçük; “O esnada dördüncü dronun geldiğini gördük. Hepimiz bir noktaya kaçmaya çalıştık. Ancak bu dron geminin herhangi bir parçasına değil, direkt bizim üzerimize geliyordu. Bizim bulunduğumuz noktada patladı. Bana 2-2,5 metre yakınlıkta patladı. Vücudumun sağ tarafına şarapnel parçaları isabet etti. Sağ kulağımda kulak zarım patladı. Şu an sağ kulağımda tamamen işitme kaybım var. Sol kulağımda da kulak zarımda delikler var. Büyük ölçüde işitme kaybı yaşıyorum. Vücudumda derine girmiş şarapnel parçaları var,” dedi.

“AÇIKÇASI O AN ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”

Dördüncü saldırının ardından çevrenin tamamen karardığını belirten Küçük, o anlarda görme ve hissetme yetisini de kaybettiğini söyledi.

“Dördüncü saldırının ardından ortalık karardı. Görme ve hissetme yetimi bile kaybettim. Açıkçası o an öldüğümü hissettim. Birimiz o esnada telefondan ışık açarak birbirimizi görmemizi sağladı. Ancak o sırada beşinci saldırı oldu. Bu saldırı geminin koordinasyon merkezine gerçekleşti. Beşinci saldırıdan sonra yaklaşık 1-1,5 saat içerisinde Rusların sahil botu geldi. Bizi şehir merkezine tahliye ettiler. Şehirde bizi kendi acentemiz ve ambulanslar karşıladı.”

GECE SAATLERİNDE AMELİYATA ALINDI

Saldırının ardından hastaneye kaldırıldığını belirten Küçük, burada yapılan ilk müdahalelerin ardından gece saatlerinde ameliyata alındığını söyledi.

Açıklamasında; “Akşam saat 21.15 sıralarında hastaneye yatışım yapıldı. Orada tomografiler çekildi, ilk yardım yapıldı. Karın bölgemde, sağ omzumda ve kaburgamda çok ciddi derine inen şarapnel parçaları vardı. Öncelikle müdahale edilmesi gereken yerlere müdahale edildi.

Hatta gözümden cam parçaları bile çıkardılar. Gece saat 02.00-03.00 sıralarında vücudumun derinine inmiş şarapnel parçalarının çıkarılması için operasyona aldılar beni. Oradan bazı parçaları aldılar.

Şu an en kötü durumda olan yerdeki, kaburgamdaki şarapnel parçasını almaya çalıştılar. Bu yüzden şu anda en çok canımı yakan yer de orası.”

Küçük, gemi kaptanlarının olası tehlikelere karşı eğitimli olduğunu ve kriz anlarında uygulanacak planlarının bulunduğunu belirterek, saldırının ardından mürettebattan kimsenin hayatını kaybetmemesinin kendisi için en büyük teselli olduğunu söylerek;

“Gemi kaptanları olarak biz her durum için eğitiliriz. Aksiyon almak üzere plan ve program yaparız. Ama benim en çok şükrettiğim şey, aramızda herhangi bir kaybın olmaması. Hepimiz sağ salim kurtulduk,” açıklamasında bulundu.

ANNESİ O GÜN DOĞUM GÜNÜNDE HABER ALAMADI

Metehan Küçük’ün annesi Emel Küçük ise oğlunun saldırıya uğradığını olaydan uzun süre sonra öğrendiğini belirtti.

Oğlunun saldırıya uğradığı günün aynı zamanda doğum günü olduğunu ifade eden Emel Küçük, yaşadığı korkuyu anlattı.

“Gemi vurulduğunda ben olaylardan çok sonra öğrendim. Eşim bana söyledi. Çok üzüldük. O gün doğum günüydü. Ben haber alamadım, çok korktum. Çok sonra haber alabildik. Düşündükçe üzülüyorum. Ama şükrediyorum, sağ salim bize ulaştı.”

Emel Küçük, oğlunun Çanakkale’ye getirilmesi ve ailesine kavuşmasının ardından yaşadığı endişenin yerini büyük ölçüde rahatlamaya bıraktığını söyledi.

“KARDEŞİMİ VİDEODA GÖRDÜĞÜM AN ÇARESİZLİK HİSSETTİM”

Metehan Küçük’ün kardeşi ve aynı zamanda avukatı olan Avukat Melis Yılmaz ise saldırı haberini ilk duyduğu andan itibaren kardeşinin bulunduğu gemi olup olmadığını anlamaya çalıştığını söyledi.

Yılmaz, haberin ardından yaşanan iletişim sıkıntısını ve kardeşini ilk kez bir videoda gördüğü anı şöyle anlattı:

“Sabah haberlerde saldırıyı duyduğumda önce kardeşimin bulunduğu gemi olup olmadığını anlamaya çalıştım. Şirketi aradım. Ancak kardeşimin çalıştığı şirket doğrudan çağrılarımıza yanıt vermedi. Kendilerine ulaşamadık. Olayın ardından birkaç saat sonra bir videoda kardeşimi gördüm. Üstü tamamen parçalanmıştı. Üstü başı kanlar içindeydi ve bir havlu veya çarşafa sarılmış şekildeydi. Videoda tampon yapıyorlardı. O an açıkçası biraz çaresizlik hissettim.”

Yılmaz, olayın ardından konsoloslukla iletişime geçtiklerini ve kardeşinin bulunduğu yeri öğrenmek için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü ifade etti.

“Konsoloslukla iletişime geçtik. Onlar gece gündüz demeden uğraştılar. Bulundukları yeri öğrendiler. Aç ve susuz kaldıkları için bulundukları yere yemek ve su gönderdiler. Süreçle ilgili bizi sürekli haberdar ettiler. ‘Siz Metehan’ı merak etmeyin, biz ilgileniyoruz’ şeklinde bizi sürekli telkin ettiler. Allah onlardan razı olsun. Konsolosluk olmasa biz haberdar olamayacaktık açıkçası,” açıklamasında bulundu.

“SAĞLIĞINA KAVUŞTUKTAN SONRA HUKUKİ HAKLARIMIZI SAKLI TUTUYORUZ”

Metehan Küçük’ün sağlık durumuyla ilgili de bilgi veren Avukat Melis Yılmaz, vücudunda çok sayıda şarapnel parçası bulunduğunu ve bazı parçaların çıkarılamadığını söyledi.

Yılmaz, saldırının Küçük’ün bundan sonraki yaşamında sağlık ve çalışma hayatı açısından kalıcı sonuçlar doğurabileceğini belirterek hukuki süreci de değerlendireceklerini ifade etti.

Avukat Yılmaz, “Önceliğimiz Metehan’ın toparlanması ve iyileşmesi. Vücudunda çok büyük yaralar var ve şarapnel sayıları da çok fazla olduğu için hepsi temizlenemiyor.

Ömür boyu MR cihazlarına girmesi yasak artık. Kulaklarında işitme kaybı var. Yaşamının bundan sonraki kısmında iş kaybı da yaşayacağını düşünüyoruz.

O yüzden sağlığına kavuştuktan sonraki süreçte hukuki haklarımızı saklı tutuyoruz. Şu an önceliğimiz onun iyileşmesi,” dedi.

Küçük’ün Çanakkale’de hastanede tedavisi devam ederken, ailesi ise bir yandan onun yeniden sağlığına kavuşmasını bekliyor, diğer yandan saldırının ardından yaşananların hukuki ve insani boyutunun ortaya çıkmasını istiyor.

Karadeniz’de yaşanan saldırının sorumluluğuna ilişkin iddialar henüz kesinleşmemiş olsa da, savaşın ticari gemilere ve sivil denizcilere yönelik oluşturduğu tehlike her geçen gün daha görünür hale geliyor.

Metehan Küçük ise yaşadığı saldırının ardından geride kalan en önemli şeyin, aynı gemide bulunduğu çalışma arkadaşlarının tamamının hayatta olması olduğunu söylüyor.