Türkiye’nin terörle mücadelede yeni döneme ilişkin tartıştığı Çerçeve Yasa, Ankara’nın ardından Çanakkale’de de siyasetin ana gündem maddelerinden biri haline geldi. 10 Ağustos Anafartalar Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde yapılan açıklamalarda, aynı tarihin Sevr Antlaşması’nın imzalandığı gün olması da özellikle İYİ Parti tarafından gündeme taşındı.
Zafer Partisi, Anahtar Parti, Yeniden Refah Partisi ve İYİ Parti’nin Çanakkale’deki temsilcileri düzenlemeye farklı noktalardan yaklaşırken; açıklamaların ortak noktasını sürecin ayrıntılarının kamuoyundan gizlenmemesi gerektiği yönündeki talep oluşturdu.
Uslu: “Türk milletinden neyi saklıyorsunuz?”

Zafer Partisi Çanakkale İl Başkanı Ahmet Uslu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DEM Parti yönetimine seslenerek Çerçeve Yasa kapsamında hangi konuların görüşüldüğünün açıklanmasını istedi. Silah bırakmasının herhangi bir siyasi ya da anayasal karşılığının olmaması gerektiğini savunan Uslu, “PKK silah bırakacaksa bıraksın. Kayıtsız şartsız bıraksın. Bütün silahlı yapılanmalarını tasfiye etsin. Ancak Türkiye Cumhuriyeti, bir terör örgütünün silah bırakması karşılığında siyasi veya anayasal bir bedel ödemek zorunda değildir” dedi.
Uslu, tartışmanın merkezine doğrudan anayasal düzenlemeleri taşıdı
Anayasa değişikliği, Anayasa’nın ilk dört maddesi, 66’ncı maddede yer alan vatandaşlık tanımı, yerel yönetimlerin yetkileri, terör suçlarından hüküm giymiş kişilerin durumu ve Abdullah Öcalan’ın hukuki statüsüne ilişkin herhangi bir değişikliğin gündemde olup olmadığını soran Uslu, iktidardan açık bir yanıt istedi. Uslu, “Bunların hiçbiri yoksa çıkın ve Türk milletinin karşısında açıkça ‘Yoktur’ deyin. Çünkü devlet yönetmek, millete bilmece çözdürmek değildir” ifadelerini kullandı.
“Çanakkale’de kanla savunulan egemenlik Ankara’da pazarlık konusu yapılamaz”
Açıklamasında Çanakkale’nin tarihsel kimliğini de öne çıkaran Uslu, tartışmayı kent üzerinden Ankara’ya taşıdı. Uslu, “Biz bu açıklamayı herhangi bir yerden değil, Çanakkale’den yapıyoruz. Çünkü Çanakkale’nin toprağında bu devletin bağımsızlığı için canını verenlerin emaneti vardır” ifadelerini kullandı.
Zafer Partisi’nin süreci yakından takip edeceğini belirten Uslu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çanakkale’de kanla savunulan egemenlik, Ankara’da siyasi pazarlık konusu yapılamaz. PKK’nın silah bırakmasına kimse karşı değildir. Bizim karşı olduğumuz şey, PKK’nın silah bırakmasının Türkiye Cumhuriyeti’nden siyasi veya anayasal taviz almak için kullanılma ihtimalidir.” Uslu açıklamasını, “Terör örgütünün silah bırakmasının ödülü anayasa olamaz. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı pazarlık masasına konulamaz. Çanakkale geçilmedi; Cumhuriyetin kırmızı çizgileri de geçilemez” sözleriyle tamamladı.
Kaya; “Bunun yolu referandumdur”

Anahtar Parti Çanakkale İl Başkanı İsmail Kaya ise tartışmaya farklı bir noktadan dahil olarak kararın doğrudan halka bırakılmasını istedi. İktidar ve Cumhur İttifakı’nın seçim sürecinde kullandığı siyasi söylemlerle bugün izlediği politikalar arasında ciddi bir farklılık olduğunu savunan Kaya, geçmişte DEM Parti ile temas üzerinden muhalefete yöneltilen eleştirileri hatırlattı.
Kaya, “Yapılan son seçimlerde seçilebilmek için millete vaat ettiklerinin, geldiğimiz noktada tam tersini yapan bir hükümet ve ittifakıyla karşı karşıya kalmanın şaşkınlığı içerisindeyiz” dedi. Geçmişte DEM Parti kadrolarıyla temas eden muhalefete ağır eleştiriler yöneltildiğini belirten Kaya, bugün aynı siyasi aktörlerle yürütülen sürecin toplumun onayına sunulması gerektiğini söyledi.
“Son sözü ancak millet söyleyebilir”
Çerçeve Yasa gibi Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren hassas bir konuda karar verme yetkisinin yalnızca siyasi aktörlere bırakılamayacağını savunan Kaya, referandum çağrısında bulundu. Kaya, “Böylesine hassas bir konuda kararı ancak millet vermelidir. Bunun da yolu referandumdur. Bu referandumda milletin vereceği karar uygulanmalıdır” ifadelerini kullandı. Anahtar Parti İl Başkanı Kaya, “Bu yetkiyi millet hiçbir siyasetçiye vermemiştir. Son sözü de ancak millet söyleyebilir” diyerek partisinin tartışmadaki temel yaklaşımını ortaya koydu.
Yüzbaşı: “Barış mı, siyasi pazarlık mı?”

Yeniden Refah Partisi Çanakkale İl Başkanı Mehmet Yüzbaşı ise toplumun barış beklentisine karşı olmadıklarını ancak sürecin hangi şartlarda yürütüldüğünün açıklanması gerektiğini söyledi. “Ülkemizin barışını hepimiz istiyoruz. Bu ülkede barışa karşı olan hiçbir insanımız olamaz” diyen Yüzbaşı, Çerçeve Yasa’nın hazırlık sürecinde hangi görüşmelerin yapıldığı konusunda kamuoyunda soru işaretleri bulunduğunu ifade etti.
Yüzbaşı’nın en dikkat çekici çıkışı ise sürecin yaklaşan Cumhurbaşkanlığı hesaplarıyla bağlantılı olup olmadığı yönündeki sorusu oldu. Yüzbaşı, “Bu Çerçeve Yasa Sayın Cumhurbaşkanının yeniden seçilebilmesi için DEM Parti’den destek alması için mi, yoksa gerçekten bir barış için mi?” diye sordu.
“Bu yasanın içerisinde neler var, neler vadedildi?”
Geçmiş dönemlerde yürütülen çözüm süreçlerini de hatırlatan Yüzbaşı, kamuoyunun yalnızca yasanın sonucunu değil, hazırlık aşamasında hangi konuların ele alındığını da bilmesi gerektiğini savundu. Yüzbaşı, “Bu yasanın içerisinde neler var, neler vadedildi? Bu yasadan sonra DEM Parti Cumhurbaşkanının yeniden seçilebilmesi için ona destek verecek mi? Bunun pazarlığı mı yapılıyor, yoksa gerçekten ülkemizde barış istendiği için mi bu yasa çıkarılıyor? Bunun endişeleri var” ifadelerini kullandı.
Yeniden Refah Partisi’nin yaklaşımında barış fikrine yönelik bir itiraz bulunmadığını vurgulayan Yüzbaşı’nın açıklamasında asıl eleştiri, sürecin şeffaflığı ve olası siyasi pazarlık ihtimali üzerinde yoğunlaştı.
Baytekin’den 10 Ağustos tarihi: “Son derece manidar”
İYİ Parti Çanakkale İl Başkanlığı adına açıklama yapan Harun Baytekin ise Çerçeve Yasa tartışmasını 10 Ağustos’un Türk tarihi açısından taşıdığı anlam üzerinden değerlendirdi. Anafartalar Zaferi’nin 111’inci yıl dönümüne dikkat çeken Baytekin, aynı tarihin Sevr Antlaşması’nın imzalandığı gün olduğunu da hatırlatarak düzenlemenin bugün Meclis gündemine taşınmasını eleştirdi. Baytekin, “Bugün Türk tarihi için önemli bir gün. Öncelikle bütün dünyayı dize getirdiğimiz Anafartalar Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü” dedi. Meclis’te Anafartalar Zaferi’nin ve Çanakkale’de verilen mücadelenin konuşulması gerektiğini söyleyen Baytekin, Çerçeve Yasa’nın aynı tarihte gündeme gelmesini “son derece manidar” olarak değerlendirdi.
Baytekin: “Terörle mücadele, teröristi affetmekle olmaz”

PKK’nın 1984 yılından bu yana gerçekleştirdiği terör saldırılarını hatırlatan Baytekin; asker, polis, kamu görevlileri ve güvenlik korucularının şehit edildiğini belirterek olası hukuki düzenlemelerin bu geçmişten bağımsız değerlendirilemeyeceğini savundu. Çerçeve Yasa’nın terör suçlarına ilişkin bir af sonucuna dönüşebileceği yönündeki endişesini dile getiren Baytekin, “Terörle mücadele, teröristi affetmekle olmaz” dedi.
Geçmişte yürütülen açılım ve çözüm süreçlerini de eleştiren Baytekin, benzer uygulamaların terör eylemlerini sona erdirmediğini ileri sürdü. “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan, yaşadığı yerde mutlu, memleketin adaletine güvenen Kürt kardeşlerimizin taraf yapılmaya çalışılması”nı eleştiren Baytekin, devletin terör örgütü mensuplarıyla pazarlık yaptığı görüntüsü oluşturulmaması gerektiğini söyledi. İYİ Parti olarak gelişmelerden rahatsız olduklarını belirten Baytekin, terör örgütü mensuplarına yönelik olası düzenlemelerin şehit ailelerinin hassasiyetlerini zedelememesi gerektiğinin altını çizdi.



