Bozcaada i Sulubahçe koyunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıkları Koruma Müdürlüğü'nce ihaleye çıkarılarak, işletmeye açılacağı haberlerine komedyen Ata Demirer de tepki göstermiş.
Demek ki, bakanlığın son açıklamasını okumamış yada kendisine bilgi aktarılmamış…
Bakanlık ‘zaten aynı amaçlı kullanılıyor’ diyor.. İhalenin amacı da; bu işyerlerini işletenlerden kiralama ücreti alması. Sen istersen kiralanan yerden denize gir, güneşlen. Beş para da alınmayacak…
Hani derler ya; delinin biri bir kuyuya taş atar. Kırk akıllı çıkarmaya çalışır…
Bozcaada Sulubahçe de böyle bir şeye döndü…
RERTÖR ZİYARETİ VE 25. YIL
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer’in kendi ifadesiyle; uzun zamandır planladığı ancak FETÖ/PDY yapılanmasıyla ilgili mücadele, daha sonra Fettullahçı Terör Örgütü (FETÖ) askeri kanadı tarafından yapılmak istenen darbe kalkışması ve bağlı gelişmeler bir takım iletişimlerde olduğu gibi yerel basın ziyaretlerinin ertelenmesine de neden olmuş.
Tabi ziyaretleri erteleme nedeni sadece FETÖ yapısı ile mücadele değil elbet. Hayatın olağan akışına bağlı olarak bir takım yatırım planlamaları, rutin işlemesi gereken programlar, Kalkınma Bakanlığı gibi Başkent’te diğer görüşmeler, planlamaları da dahil ediyor rektör.
Önümüzdeki yıl üniversitenin 25. Kuruluş Yıldönümü. Çeyrek asırlık bir üniversite. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin kuruluşu ile ilgili dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ile ilgili bir anı paylaştım. Çanakkale kamuoyunun genel beklentisine bağlı olarak kaynayan aş için serptiğimiz tuzu anlattım kısa olarak. Düzenli arşiv tutma gibi alışkanlığım olmadığı için o sayıyı bulabilirlerse hem tanıtım filmi, hem de müze için çok anlamlı bir doküman olacağını söyledi.
Kalenin Sesi’ni ziyareti sırasında sayın rektöre sordum “hocam izole ettiğiniz odaların birinde İncil gibi bazı şeyler bulunmuş. Doğrumudur?” Bu konunun savcılık ve polisin yetkisinde olduğunu belirterek ‘biz sadece söz konusu isimlerin odalarını izole ettik. Adli boyutu bizim dışımızda gelişiyor bir bilgim yok ancak şaşırmamak lazım. Her gün o hain yapıyla ilgili yeni belgeler çıkıyor ortaya, basından takip ediyoruz” diyerek üniversite içersindeki FETÖ yapılanmasını söküp atmak için kurulan komisyonun ince eleyip sık dokuduğunu, kimisinin hala kendini gizlemeye çalıştığını ancak bunlarla ilgili yeni bilgi ve kanıtlar ortaya çıktıkça ilgili kurumlara aktarıldığını belirti, bir de ilginç itirafta bulundu “bugünkü kararlılık, yani 15 Temmuz’dan sonra bazı kurumların verdiği destekleri göreve geldiğimizde alabilmiş olsaydık farklı konumda olabilirdik. Maalesef çoğu zaman yalnız kaldık.”
Teleferik projesiyle ilgili bazı teklifler olduğunu söyledi Prof. Dr. Acer. ‘Biz üniversite olarak projenin fikrini geliştirdik, işletimin içinde olmak istemiyoruz.” Böylesi daha iyi. Kamunun ticaretten çıkması ne kadar doğru ise üniversite gibi kuruluşların da özüne dönebilmesi için düşünceyi olumlu karşılıyorum.
Peki 25. Yıl ile ilgili biz Çanakkaleliler ne yapabiliriz? Asıl kafayı yormamız gereken bu…
Madem üniversite önümüzü aydınlatan meşale olsun istiyoruz, buyurun o zaman Çanakkale Onsekiz Mart Üniversite’nin (ÇOMÜ) şanına yakışır fikirler geliştirip katkı sunalım. Ancak ayakları yere basan projelere kapı aralasın. Uçuk, kaçık laflarla imkânsızı yokuşa tırmandırma gibi dayatmama koşuluyla.
Üniversite içerinde yer alan topluluklar inanın hepimizden çok daha dinamik. Sosyal donatıları müthiş ve hayatın bizzat içinde yer alıyorlar.
Genç beyinlerle elbet yarışamayız ama bilgiye deneyimleri katıp güzel bir şeyler çıkabilir ortaya…
Örneğin ‘bugünün miniklerini üniversiteye hazırlıyoruz’ adı verebileceğimiz, Silikon vadisi benzeri mini kampus ortamını geliştirecek çalışmaya şimdiden başlamak lazım. Milli Eğitim ile birlikte ana sınıfları içine katacak böyle bir proje, Çanakkale’den dahiler çıkmasına vesile olacak ve bu aynı zamanda minik ama yarının büyüklerini şimdiden keşfedecek diye düşünüyorum.
Böyle bir proje geliştirmiş üniversite var mı, açıkçası bilmiyorum…
AYAK DİRETME BAŞKAN
Kepez Belediye Başkanı Dr. Ömer Faruk Mutan, daha önce denedi ve karşılığını da aldı. İller Bankasına gidip de uzun süre bir imza attıramadığı SUKAP için gitti Ak Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan’a ve dedi ki “Ben beldem için gerekli projeye borçlanma karşılığı para alamıyorum. İmza atmıyorlar.”
Sonuç ne oldu?
Yarısı hibe olmak üzere imzalar atıldı, kredi musluğu da açıldı. Bunun içersinde bildiğim kadarıyla yeni devlet hastanesi de vardı. İş geldi, hastane kanalizasyon bağlantısında tıkandı. Başkan Mutan’ın kendi ifadesi; müteahhit olmayacak akıllı geliyor ve işi bitirmek istemiyormuş. Sonra İller Bankası devreye girmiş ve formül geliştirilmiş.
Tam bir yıldır sancılı bekleyiş. Tam ki hastane bitecek bu sefer başkan ‘bende para yok, hastaneyi çok istiyorsan yolu yapmak için pamuk eller cebe” diyor. Özel İdare v.s bir takım engellemeler. Yani pes…
Hastaneden kimlerin yararlanacağına kadar kılı kırk yaran bir takım bahaneler.
Etme, eyleme başkan. İşi yokuşa sürerek bir yere varılmaz. Ak Parti 15 yıldır iktidar. Şakası yok. Nice imkansızlıkları başarmış bir iktidar. Marmaray’ın bitim tarihi 2018 olarak ön görülüp ihale edilmişti. Ne oldu? Ne zaman açıldı? Kaç yıl öne çekildi? Erkene çekmek için karar verildiğinde kaç ay vardı?
18 Mart’ta açacağım diyorsa açar ama inatlaşmaya gerek yok siyaseten böyle birşey CHP’nin Kepez’de sonunu getirir.
Bir da başkanın şu ifadesine çok şaşırdım “ hastane bölge hastanesidir, tüm köylerden beldelerden bu hastaneye binlerce hasta gelecek. Gecikirse gecikir.” Yani şu sosyal demokrat belediyeciliği anlamıyor ve sınıf farklılığında diretmesine anlam veremiyorum.
O hastaneye köyden insanlar da gelecek, ben de, siz de gideceksiniz. Gerekirse başka şehirlerden de gelecek. Duvar mı öreceksin ‘gelmeyin’ diye? Hani sosyal adalet, önce insan. Yapma başkan, etme…
İnatlaşma bir şey kazandırmaz. Ak Parti Kepez’de dirilişe geçti diye önünü kesmek için illa kavga değil siyaset.
Hoşgörü çerçevesinde çözümlemek varken. Kaldı ki, hastanenin yolunu yapma sizin sorumluluğunuz. Efendim Özel İdare Lapseki-Çanakkale yolunu yapmak için kaynak kullandırmış. Doğrudur. O yol belki karayollarının sorumluluğunda ama nedenini siz de gayet iyi biliyorsunuzdur ki, müteahhit sorunları yüzünden insanlar mağdur olmasın diye taşın altına gelini koydu kurum.
O yoldan ‘Ya buradan gelenler Çanakkale’ye girecek mi? Bursa- İzmir hattını mı kullanıyor’ gibi endişe veya şüphe içine girilerek mi yapıldı? Sonuçta yerli, yabancı herkes kullanıyor yolu. Doğrusu da bu…
Hastanenin gecikmesi bilinmeli ki, insanlara olduğu kadar Kepez esnafına da kaybettiriyor.
Daha önce de yazdım; hastane çevresine kurulacak medikalden eczacıya kadar birçok sosyal donatı içeren işyerlerinden belediye gelir elde edecek başkanım. Bunları da niye hesaba katmıyorsunuz?
Neyse…
İnatlaşma başkanım…
Çözüm geliştirin…
Kamu yararını düşünün başkanım…