Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı toprakları yıllarca turist rehberi olarak karış karış gezen, bölgenin tarihini araştıran ve anlatan Guinness Dünya Rekoru sahibi milli serbest dalış sporcusu Bilge Çingigiray, bu kez aynı tarihin izleriyle denizin derinliklerinde buluştu. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı ile 1915 Çanakkale Köprüsü ortaklığında yürütülen Derin Miras Projesi kapsamında HMS Louis batığına serbest dalış gerçekleştiren Çingigiray, Kaleninsesi’ne verdiği özel röportajda hem savaşın izleriyle karşılaştığı anları hem de dünya rekorlarına uzanan sporculuk hayatının bilinmeyen yönlerini paylaştı. Su altı yolculuğu 20 yılı aşkın süre önce Çanakkale’de başlayan milli sporcu, bölgenin tarihî mirasının korunmasına yönelik bir projede yer almanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını söyledi. Çanakkale Savaşları’nı hem tarihçi hem de rehber gözüyle uzun yıllardır incelediğini anlatan Çingigiray, yıllarca tarihini anlattığı toprakların bu kez su altında kalan izlerini keşfetmenin kendisini gururlandırdığını ifade etti.

“Bu Dalış Sadece Bir Enkazı Görmek Değil, Tarihle Yüzleşmekti”

HMS Louis batığıyla ilk karşılaştığında gemiyi bütün olarak anlamaya çalıştığını anlatan Çingigiray, serbest dalışta nefes süresinin sınırlı olması nedeniyle batığın tamamını ancak art arda gerçekleştirdiği dalışlarla gözlemleyebildiğini söyledi. Suyun altında savaşın izleriyle karşı karşıya kalmanın kendisini geçmişte yaşananları düşünmeye yönelttiğini belirten milli sporcu, “Böyle bir savaş batığıyla yüz yüze gelmek, insanı adeta zamanın durduğu o yıllara geri götürüyor” dedi.
Tarihî gemide görev yapan askerleri ve savaşın geride bıraktığı insan hikâyelerini düşündüğünü anlatan Çingigiray, yaşadığı deneyimin kendisinde bıraktığı etkiyi şu sözlerle paylaştı:
“HMS Louis'de görev yapan, kendi ülkesi için mücadele eden —dost veya düşman olması fark etmeksizin— orada hayatını ortaya koyan insanları düşündüm. Su altındaki bu sessiz tanıklık, bir yandan geçmişin ağır yükünü hissettirirken diğer yandan barışın ne kadar paha biçilmez ve değerli olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatmış oldu. Bu dalış sadece su altındaki bir enkazı görmek değil; tarihin, insan hikâyelerinin ve barışın evrensel değerinin zamanı aşan mesajıyla yüzleşmekti.”
Kariyerinde gerçekleştirdiği rekor denemeleriyle HMS Louis dalışının birbirinden farklı deneyimler olduğunu söyleyen Çingigiray, rekor hazırlıklarında fiziksel ve zihinsel sınırlarını zorlayacak uzun süreli bir çalışma yürüttüğünü anlattı. Tarihî batıkta ise performansın yerini görme, anlama ve hissetme isteğinin aldığını belirten milli sporcu, dalışlar arasında yüzeyde geçirdiği dinlenme ve düşünme anlarının da kendisi için özel olduğunu dile getirdi. Bu kez yalnızca fiziksel hazırlığıyla değil, bütün zihinsel varlığıyla suyun altında bulunduğunu ifade etti.

Özel Davetle Katıldı, 13-15 Metre Derinlikte Tarihe Daldı

Juventus Lazio maçı nerede izlenir, şifresiz canlı hangi kanalda?
Juventus Lazio maçı nerede izlenir, şifresiz canlı hangi kanalda?
İçeriği Görüntüle

Derin Miras Projesi’ne katılımının kendisine iletilen özel bir davetle başladığını açıklayan Çingigiray, proje yürütücülerinin tarihî batıkların korunmasına yönelik katodik koruma çalışmalarının tanıtımına görsel destek sağlamak amacıyla bir serbest dalış planladığını söyledi. Teklifi büyük bir mutlulukla kabul eden milli sporcu, dünyanın farklı ülkelerinden gazetecilerin, basın mensuplarının ve iletişim uzmanlarının katıldığı lansman programında özel görüntüler hazırlandığını anlattı.
Katılımcıların donanımlı dalışlarını tamamlamalarının ardından dünyanın önde gelen su altı fotoğrafçılarından Alex Dawson ile su altı görüntüleme uzmanı Murathan Yıldız’ın çekimleriyle Çingigiray’ın serbest dalışı bir araya getirildi. Hazırlanan video ve görsellerin projenin tanıtımına katkı sağlamasından memnuniyet duyduğunu belirten milli sporcu, dalış öncesinde her zamanki antrenman düzenini takip ettiğini, nefes kontrolüne ve zihin-beden bütünlüğüne odaklandığını söyledi. Ancak suyun derinliklerine inmeye başladığında bu hazırlığın yerini çok daha farklı duyguların aldığını ifade etti.
Çingigiray, “Ancak her şey dalışa başlayıp derine doğru süzülmemle değişti. O noktada fark ettim ki bu süreç sadece fiziksel bir deneyimden ibaret değildi. Duygularınızı açığa çıkaran, tarihi bir gerçeklikle yüzleşmenize vesile olan ve aynı zamanda barışın değerini adeta yüzümüze buz gibi bir su çarparak tekrar tekrar gösteren çok özel bir dalış oldu benim için” sözleriyle yaşadığı deneyimi anlattı.
HMS Louis dalışında güvenliğinin Gelibolu Wrecks Diving Center dalgıçları tarafından sağlandığını açıklayan Çingigiray, yüzeyde bulunan şamandıradan batığa uzanan özel bir dalış hattı hazırlandığını aktardı. Her dalışta öncelikle yüzeyde nefes hazırlığını tamamladığını, ardından bu hattı takip ederek batığın bulunduğu 13-15 metre derinliğe indiğini belirten milli sporcu, nefes süresi sona erdiğinde aynı güzergâhtan yüzeye yükseldiğini söyledi. Yüzeyde kendisini karşılayan dalgıçların desteğiyle güvenli bir dalış gerçekleştirdiğini ifade etti.
Sporculuk hayatı boyunca güvenliği bütün hedeflerinin önünde tuttuğunu belirten Çingigiray, “Zaten benim serbest dalışa yaklaşım felsefem; asla sağlığımı ve güvenliğimi tehlikeye atmayacak bir anlayışla hareket etmektir. Bu bir anı dalışı da olsa bir rekor denemesi de olsa benim için değişmez; hiçbir zaman sağlığımı riske atmadım” diyerek genç sporculara da aynı anlayışla hareket etmelerini tavsiye etti.

“Çanakkale’nin Tarihi Sadece Karadan İbaret Değil”

Çanakkale Savaşları’nın yalnızca kara muharebeleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Çingigiray, Çanakkale Cephesi’nin deniz harekâtıyla başladığını hatırlattı. Denizde verilen mücadelenin ardından İtilaf Devletlerinin kara harekâtına yöneldiğini söyleyen milli sporcu, bu nedenle savaş batıklarının tarihî olayların bütün yönleriyle anlaşılması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığının uzun yıllardır karadaki tarihî mirası korumaya yönelik çalışmalarını yakından takip ettiğini anlatan Çingigiray, yıllar içerisinde bölgenin geçirdiği dönüşümü bizzat gözlemlediğini belirtti. Başkanlığın tarihî alanı büyük bir özenle bugünkü noktaya taşıdığını düşündüğünü söyleyen milli sporcu, Derin Miras Projesi ile koruma çalışmalarının su altına da uzanmasını önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
Dalış turizmine ve su altı araştırmalarına verilen desteğin bölgenin tarihsel sunumunu zenginleştirdiğini ifade eden Çingigiray, özellikle katodik koruma yöntemiyle savaş batıklarının tahribata karşı korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının kendisini heyecanlandırdığını anlattı. Çanakkale’nin tarihî mirasına gönül vermiş biri olarak bu çalışmaları son derece değerli bulduğunu belirten milli sporcu, Tarihi Alan Başkanlığının yaklaşımından duyduğu memnuniyeti de dile getirdi.

Çanakkale’ye Dijital ve Etkileşimli Su Altı Müzesi Önerisi

Çanakkale’nin su altında bulunan tarihî zenginliklerinin yalnızca dalış yapabilen ziyaretçilerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Çingigiray, savaş batıklarının daha geniş kitlelere tanıtılabilmesi için dijital ve etkileşimli bir su altı müzesi oluşturulabileceğini söyledi.
Bu düşünceyi uzun yıllardır Tarihi Alan Başkanlığı ile görüştüklerini ve çeşitli toplantılarda değerlendirme fırsatı bulduklarını anlatan milli sporcu, fiziksel engelleri bulunan, dalışa zamanı olmayan veya su altına inme imkânı elde edemeyen ziyaretçilerin de tarihî batıkları keşfedebilmesinin önemine değindi.
Çingigiray, önerisini şu sözlerle anlattı:
“Su altına dalma fırsatı, vakti veya imkânı olmayan ya da fiziksel engeli bulunan ziyaretçilerimiz için su altı zenginliklerini yüzeyde buluşturan dijital ve etkileşimli bir su altı müzesi düzenlenebilir. Alana gelen fakat suyun altına giremeyen misafirlere, teknolojinin sunduğu imkânlarla maviliklerin altında nelerin yattığını birebir hissettiren özel konseptli projeler kazandırılabilir.”
Böyle bir çalışmayla Çanakkale’nin su altındaki tarihinin teknoloji aracılığıyla ziyaretçilere aktarılabileceğini belirten Çingigiray, Tarihi Alan Başkanlığının bu alandaki yaklaşımına güvendiğini ve ilerleyen süreçte daha kapsamlı projelerin hayata geçirilebileceğine inandığını söyledi.

“Rekorun Ardında Bir Kadının Yeniden Doğuşu Vardı”

Çanakkale’deki tarihî dalışının yanı sıra sporculuk kariyerini de değerlendiren Bilge Çingigiray, 2006 yılında başlayan serbest dalış yolculuğunda zaman zaman yarışmalara ara vermesine rağmen hedeflerinden vazgeçmediğini anlattı. Yarışmacılık hayatını “âdeta bir barışıp bir ayrılan sevgililer gibi” sözleriyle tanımlayan milli sporcu, kariyerine Türkiye rekorlarının yanı sıra Avrupa ve dünya şampiyonalarında elde ettiği madalyalar ile Guinness Dünya Rekorları sığdırdı.
Başarılarının temelinde kendisine duyduğu sarsılmaz inancın bulunduğunu söyleyen Çingigiray, hedeflerine ulaşmak için disiplinli ve sistemli çalışmaktan vazgeçmediğini belirtti. Rekorlara uzanan yolculuğunda en önemli dönüm noktasının başarabileceğine inanmak olduğunu anlatan milli sporcu, hislerinin peşinden giderken kararlılığını koruduğunu ifade etti.
Guinness Dünya Rekoru’nun kendisi açısından yalnızca sportif bir başarı olmadığını, hayatının en zorlu dönemlerinden birinde verdiği kişisel mücadelenin de simgesine dönüştüğünü belirten Çingigiray, o süreçte yaşadıklarını Kaleninsesi’ne anlattı.
“Sahip olduğum Guinness Dünya Rekoru; sportif alanda ülkemizin adını Guinness Rekorlar Kitabı'na yazdıran ve bir sporcu olarak beni son derece mutlu eden çok önemli bir dönüm noktasıydı. Ancak orada aslında sadece bir kadının sportif başarısı yoktu; bir kadının yeniden doğuşu vardı.”
Hayatının yeniden şekillendiği dönemde olumsuzluklardan uzaklaşarak bütün enerjisini sporuna ve sağlığına yönelttiğini anlatan milli sporcu, rekor kırmanın kendisi açısından ayakta kalmanın ötesinde bir anlam taşıdığını ifade etti.
Çingigiray, “Bırakın ayakta kalmayı, böylesine bir dönemde rekor kırmış olmak benim için âdeta bir varoluş mücadelesinin en belirgin ve altın madalyalarla taçlandırılmış bir kanıtıydı. O dönemde yaşadıklarımı ömrüm boyunca unutamam; hayatımın en değerli anlarından biri olarak daima kalbimde taşıyacağım” dedi.
Sporculuk kariyerinin kendisine yalnızca rekorlar ve madalyalar kazandırmadığını belirten Çingigiray, yıllar içerisinde kurduğu dostlukların, gerçekleştirdiği iş birliklerinin ve edindiği hayat tecrübelerinin de büyük değer taşıdığını anlattı. Annelik yolculuğunda çocuğuna aktarabileceği anılar ve hayat dersleri biriktirmiş olmanın mutluluğunu yaşadığını söyleyen milli sporcu, geçmişteki mücadelesine bugün gururla bakabildiğini ve yeni hedeflere doğru ilerlediğini ifade etti.

Dünya ve Avrupa Madalyalarına Rağmen Sponsor Aramak Zorunda Kaldı

Türkiye’de kadın sporcu olmanın koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çingigiray, bu konunun kendisine öncelikle Türkiye’de kadın olmayı düşündürdüğünü ancak sporculuk yaşamında karşılaştığı sorunların önemli bir bölümünün yeterince tanınmayan bir branşta mücadele etmekten kaynaklandığını anlattı.
Avrupa ve dünya şampiyonalarında madalyalar kazanmasına rağmen kariyerini sürdürebilmek için uzun yıllar sponsorluk desteği aradığını belirten milli sporcu, ekonomik krizlerin ve desteklerin süreklilik göstermemesinin sporcuları zor durumda bıraktığını söyledi.
Çingigiray, “Türkiye'de genel olarak bir sporcu olmanın, özellikle de çok popüler olmayan branşlarda mücadele etmenin beni ciddi anlamda zorladığını söyleyebilirim. Yıllar içerisinde Avrupa ve Dünya şampiyonalarında madalyalar kazandım. Fakat bunun karşılığında sporu sürdürebilmek için arka planda sürekli özel çabalarla sponsor arayışlarına girmek zorunda kaldım” ifadelerini kullandı.
Yeterince görünür olmayan branşlarda mücadele eden sporcuların kendi maddi kaynaklarını oluşturmak veya dönem dönem spordan uzaklaşmak zorunda kalabildiğini anlatan Çingigiray, kendisinin ise ikinci gelir kaynakları yaratarak sporculuk kariyerini sürdürmeye çalıştığını belirtti.
Uzun yıllar turist rehberliği yaptığını söyleyen milli sporcu, yoğun geçen çalışma günlerinin ardından gece saat 21.00 veya 22.00’de konakladığı otele döndüğünde bile antrenmanlarını aksatmadığını anlattı. Gün boyu fiziksel ve zihinsel açıdan yorucu bir çalışma temposunun ardından spor salonuna giderek antrenmanlarını tamamladığını belirten Çingigiray, bu düzeni uzun yıllar devam ettirdiğini ifade etti.
Turist rehberliğinin ardından öğretmenlik mesleğini sürdürdüğünü ve uzun yıllardır beden eğitimi öğretmeni olarak görev yaptığını söyleyen milli sporcu, uluslararası dereceler elde eden sporcuların dahi ekonomik güçlüklerle karşılaşabildiğine dikkat çekti. Popüler olmayan branşlarda mücadele eden sporcuların daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
“27 Yaşında Milli Sporcu Oldum, 39 Yaşında İkinci Guinness Rekorumu Kırdım”
Beden eğitimi öğretmeni ve nefes koçu kimliğiyle spora başlamak isteyen kadınlara da seslenen Çingigiray, başarılı olmak için belirli bir yaş aralığında bulunmak gerektiği düşüncesine katılmadığını kendi kariyerinden örneklerle anlattı.
İlk kez 27 yaşında milli sporcu olduğunu ve Türkiye’yi İtalya’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda temsil ettiğini belirten Çingigiray, ilk uluslararası yarışmasında istediği sonucu elde edememesine rağmen mücadeleyi bırakmadığını söyledi. Bir yıl sonra, 28 yaşında Avrupa ikinciliği madalyasına ulaştığını anlatan milli sporcu, ilk Guinness Dünya Rekoru’nu 37, ikinci Guinness Dünya Rekoru’nu ise 39 yaşında kırdığını ifade etti.
Çingigiray, “Tüm bu süreçte bir an bile ‘Bu yaşta bu işler olur mu?’ düşüncesi zihnimi meşgul etmedi; çünkü bunu hiçbir zaman bir engel olarak görmedim” diyerek yaşın kendisi için hiçbir zaman hedeflerinden vazgeçme nedeni olmadığını belirtti.
Kadınların spora başlamak için kendilerini geç kalmış hissetmemeleri gerektiğini söyleyen milli sporcu, “Hiçbir şey için geç kalmadınız; yaşınız kaç olursa olsun asla geç kalmış değilsiniz” sözleriyle kadınlara seslendi. İlk adımı atmanın önemli olduğunu ancak başarıya ulaşmada asıl belirleyici unsurun kararlılıkla devam etmek olduğunu ifade etti.
Sporun yalnızca fiziksel performans üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini de anlatan Çingigiray, ruh, beden ve zihin arasında kurulacak dengenin önemine değindi. Doğru nefes tekniklerini öğrenmenin, zihinsel sağlığı korumanın, dengeli beslenmenin ve kişiye uygun antrenman programlarıyla çalışmanın sporun temel unsurları arasında bulunduğunu belirten milli sporcu, bu süreçte uzman kişilerden profesyonel destek alınmasını tavsiye etti.

“Hayalim Çanakkale’deki Bütün Savaş Batıklarına Dalmak”

HMS Louis dalışının ardından Çanakkale’nin su altındaki tarihî mirasına ilişkin gelecek hedeflerini de paylaşan Bilge Çingigiray, şu an için planlanmış başka bir savaş batığı dalışı bulunmadığını açıkladı.
Çanakkale Savaşları’ndan kalan bütün savaş batıklarını yerinde görmek istediğini belirten milli sporcu, tarihî gemileri su altında gözlemlemenin kendisi için yalnızca sportif bir deneyim olmadığını, geçmişte yaşananları daha yakından anlamasına da imkân verdiğini anlattı.
Çingigiray, “Hâlihazırda planlanan yeni bir batık olmasa da, benim hayalim 1915 Çanakkale Savaşlarından arda kalan tüm savaş batıklarına dalarak birebir bu batıkları gözlemlemek ve hissedebilmektir. Yeniden böyle bir projenin içinde yer almak beni hep çok mutlu edecektir” sözleriyle Çanakkale’nin su altındaki tarihî mirasını keşfetmeye devam etmek istediğini ifade etti.

Muhabir: Deniz Çetin