Perinçek, gemi şeklindeki oluşumun jeolojik yapısından kaynaklandığını savunarak, “Nuh’un Gemisi yok, Nuh efsanesi var” sözleriyle tartışmaya son noktayı koydu.

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesine bağlı Üzengili ve Telçeker köyleri arasındaki Durupınar Formasyonu’nda Nuh’un Gemisi’ne ilişkin yürütülen yaklaşık üç aylık saha çalışması tamamlandı. Beş farklı ülkeden yaklaşık 20 araştırmacının katıldığı çalışmada jeofizik, jeoloji ve arkeoloji başta olmak üzere farklı disiplinlerden uzmanlar görev aldı. Radar taramalarında bazı anomalilerin tespit edildiğinin açıklanması, yıllardır tartışılan Nuh’un Gemisi iddiasını yeniden dünya gündemine taşıdı.

iOS 27 için geri sayım başladı: Yeni Siri ve Liquid Glass dönemi
iOS 27 için geri sayım başladı: Yeni Siri ve Liquid Glass dönemi
İçeriği Görüntüle

28 Haziran-30 Eylül tarihleri arasında sürdürülen saha çalışmalarında elde edilen verilerin laboratuvar ortamında incelenmesi ve değerlendirilmesi beklenirken, bölgeyi daha önce inceleyen isimlerden emekli öğretim üyesi jeoloji profesörü Doğan Perinçek, Kaleninsesi’ne yaptığı açıklamada oluşumun Nuh’un Gemisi olduğuna yönelik iddialara ilişkin farklı bir bilimsel değerlendirme ortaya koydu.

“Orada gördüğüm yapı aşınmış bir senklinal”

Perinçek, söz konusu alanda daha önce bizzat incelemelerde bulunduğunu belirterek, gemi şeklindeki görüntünün bölgenin jeolojik yapısıyla açıklanabileceğini ifade etti.

“Nuh’un Gemisi yok, Nuh efsanesi var” diyen Perinçek, Durupınar Formasyonu’ndaki yapının gemi kalıntısı değil, jeolojik süreçler sonucunda ortaya çıkan bir oluşum olduğunu savundu.

Perinçek, “Ben söz konusu yeri yakından inceledim. Orada gördüğüm yapı, kanatları aşınmış bir senklinal. Başka hiçbir şey değil” ifadelerini kullandı.

Jeoloji profesörü Perinçek’e göre bölgede yürütülen çalışmaların sonuçları değerlendirilirken, jeolojik yapıların oluşum süreçlerinin göz önünde bulundurulması gerekiyor. Perinçek, “Jeolojik düşünme becerimizi kullanmadan olaya bakarsak gidip boş yere sondaj yaparız ve bilim yaptığımızı sanırız” sözleriyle yaklaşımını ortaya koydu.

“Nuh Tufanı efsanesinin arkasında buzul çağının sona ermesi var”

Nuh Tufanı anlatısının oluşumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Perinçek, yaşanan büyük iklimsel ve coğrafi değişimlerin geçmiş toplumların hafızasında büyük su baskınları ve tufan anlatılarına dönüşmüş olabileceğini ifade etti.

Perinçek, yaklaşık 35 bin yıl önce başlayan buzul çağı ve sonrasındaki buzulların erimesiyle deniz seviyelerinde meydana gelen yükselmelerin, kıyı bölgelerinde yaşayan toplulukların hayatını değiştirdiğini belirtti.

Buzulların erimesiyle deniz seviyesinin yükseldiğini, Çanakkale Boğazı’nın oluşum sürecinin ardından Marmara’nın göl durumundan deniz durumuna geçtiğini aktaran Perinçek, bu süreçte kıyılardaki bazı yerleşim alanlarının sular altında kaldığını söyledi.

Perinçek, Yenikapı kazılarında deniz seviyesindeki yükselişin izlerinin görülebildiğini belirterek, Marmara ve Karadeniz çevresinde benzer şekilde su altında kalan yerleşimlerin bulunduğunu ifade etti. Ona göre geçmişte yaşanan bu büyük değişimler, zaman içerisinde Nuh Tufanı anlatısının oluşmasına zemin hazırladı.

“Gemi olarak olay farklı yöne çekilmiş”

Nuh Tufanı anlatısının zaman içerisinde gemi ve hayvanlar üzerinden farklı bir hikâyeye dönüştüğünü savunan Perinçek, bu noktada bilimsel veriler ile dini anlatının birbirinden ayrılması gerektiğini belirtti.

Perinçek, “Hayvanlar gemiye alınmış ama sadece orada bulunan hayvanlar. Niye dünya çapındaki hayvanların hepsi alınmamış?” diyerek anlatının bilimsel açıdan sorgulanması gerektiğini söyledi.

Durupınar Formasyonu’ndaki çukur yapının uzaktan bakıldığında gemiyi andırmasının, bunun insan eliyle yapılmış ya da bir geminin kalıntısı olduğu anlamına gelmeyeceğini belirten Perinçek, oluşumun jeolojik yapısının dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

“Kesin Nuh’un Gemisi var diyemeyiz”

Bölgede farklı dönemlerde çok sayıda araştırma yapıldığını hatırlatan Perinçek, mevcut oluşum üzerinden “kesin olarak Nuh’un Gemisi” sonucuna ulaşılmasının bilimsel açıdan mümkün olmadığını ifade etti.

Perinçek, “Buradaki çukur alan, yapı kanatları aşınmış bir senklinal olduğu için gemi şeklini andırıyor. Ama burada kesin Nuh’un Gemisi vardır diyemeyiz. Bu mantıklı bir açıklama olmaz” değerlendirmesinde bulundu.

Ağrı’daki çalışmaların yeni veriler ortaya koyabileceğini ancak bu verilerin jeoloji, arkeoloji ve diğer bilim dallarının yöntemleriyle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Perinçek, Nuh’un Gemisi tartışmasına ilişkin kendi bilimsel değerlendirmesini net biçimde ortaya koydu:

“Nuh’un Gemisi yok, Nuh efsanesi var.”

Muhabir: SÜHA PARMAKSIZ