Sayın kıymetli okuyucularım televizyon haber ve yayın kanalları çoğaldı ve o kadar değişik haberlere de ver veriyorlar. 2 gün önce bir dere kapkara kokulu suları akıp insanların denize girdiği yere yakın denize kavuşuyor. Bazı fabrikaların atık suyu diye derenin her iki tarafına park veya bahçeler için duvarlar çekilmiş yazı çıktı. “Küçük Su Deresi” yazıyor. Eyvah eyvah!
Geçen sene 2022 yılı Anneler Derneği 13 Kasımda ilimiz Hilton Oteli’nde dernek üyeleri bayanlara sabah kahvaltısı adı altında 4 saatlik bir etkinlik düzenledi. 82 yaşında olmam dolayısıyla bende kahvaltıya dahil olup bir ara söz alıp bayanlarımızın geçmiş yıllara ait seyir defteri olarak söze başladım. 1900 yılı başları 50 yıl evveli 1915 Çanakkale Savaşlarına kadar diye kadınlarımız o yıllarda yaşma ile tamamen kapalı yalnız gözler meydanda. Zamanın bestekarları da yalnız gözler üzerine beste yapabiliyor;
“Siyah bir göz beni attı bu derin sevdaya.
Adalardan bir yar gelir bizlere
Aman Allah gözlere bak gözlere
Küçüksu da gördüm seni gözlerinden bildim seni” vs. vs.
O zamanlar Göksu Deresi, Küçüksu Deresi, Sadabat Mesire yerleri gibi söğüt ağaçlarının gölgelediği derelerde sandallar sefaları Türk edebiyatının o zaman ki en isim yapmış yerleri ve 8 yaşındayım o zamanlar. 75 yıl önce bir film seyrettim. Evlenme namzedi 2 genç ayrı istikametlerden sandallarla karşılaşıyor göz göze geliyorlar. Kız hemen yaşmağını birkaç saniyede açıp kapatıyor. Bu bir parola beyefendi hemen “Ey goncayı handa o güzel veçhine sarılan yaşma ben olsam. Bir afet ki gözlerin perişan ediyor alemi.” Diyor. O zaman kadınlarımızın sosyal yapıları çok geniş o zamanlar erkekler biraz zayıf kalmış kadınlar laf atıyor. V e kadın sandalcısına bir işaret sandalcı hemen manevra yapıp erkeğin peşine takılıyorlar. Kadın bu defa o güzel söylemeye başlıyor;
“Gidelim bahçeye güller bizi sad olsun,
Bülbüllerin nağmesine aşık olan gonceler açsın,
Gül olsun buselerin aşkımızın vuslatına
Mehtabı saran hare gibi kolların sarsın beni.” Diye gazel okuyor.
Sayın okurlarım o zamanlar tam bir insanlık vardı. Aşk vardı, sevgi vardı, birbirlerine saygı vardı, yardımlaşma vardı. Tam bir islam ve aile terbiyesi vardı. Fabrikalar yoktu el sanatları ve sanatkarları vardı. Tam bir huzur ve güven vardı. En değerli besteler o zamanlar bestelenmişti. İstanbul’a bir işin düştü ilk karşılaştığın kişi sana yardımcı olurdu. Her geçen gün bayanlarımız mahalle baskılarını üzerinden kaldırmış hür iradelerini istediği şekilde kullanıyorlar.
Hayırlısı olsun selam ve saygılarımla.