Sönmez Kaleninsesi Gazetesi’ne yaptığı açıklamada; “Cumhuriyet, Türk kadınına yalnızca seçme ve seçilme hakkı değil, eğitimden çalışma hayatına, bilimden siyasete kadar toplumun her alanında var olabilmesinin hukuki ve toplumsal zeminini kazandırdı. Bu nedenle kadın hakları, yalnızca kadınların meselesi değil; eşit, özgür ve adil bir toplumun temel koşullarından biridir,” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı haklar, Türkiye’nin modernleşme tarihinde önemli bir dönüm noktası oluştururken, bu kazanımların toplumsal yaşamda ne ölçüde karşılık bulduğu bugün de tartışılmaya devam ediyor. ÇOMÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü, İnsan ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. Cahide Sinmaz Sönmez, kadınların 1934’te siyasi haklarını kazanmasının uluslararası öneminden Cumhuriyet’in eğitim ve çalışma hayatında yarattığı dönüşüme, günümüzdeki eşitsizliklerden gelecek kuşaklara düşen sorumluluğa kadar pek çok başlığı röportajımızın ilk bölümünde değerlendirdi. Cumhuriyet’in kadınlara sunduğu imkânların tarihsel bir kazanım olduğunu vurgulayan Sönmez, kadınların siyasi temsili ve istihdamında hâlâ aşılması gereken engeller bulunduğuna dikkat çekti.

Biga’da Cumhuriyet Bayramı için çelenk sunma töreni düzenlendi
Biga’da Cumhuriyet Bayramı için çelenk sunma töreni düzenlendi
İçeriği Görüntüle

KADINLARIN SİYASİ HAKLARI TÜRKİYE’NİN DÜNYADAKİ YERİNİ ETKİLEDİ

Türk kadınlarına 1934 yılında milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması, yalnızca ülke içindeki siyasi ve toplumsal dönüşüm açısından değil, Türkiye’nin uluslararası alandaki konumu bakımından da önemli sonuçlar doğurdu. Sönmez’e göre kadınlar, kazandıkları siyasi haklarla yalnızca aile ve toplum yaşamında değil, devlet yönetiminde de söz sahibi olabilme imkânına kavuştu.

Bu gelişmenin kadınların siyasal karar alma süreçlerine katılmasını sağladığını ve vatandaşlık haklarının genişletilmesine katkıda bulunduğunu belirten Sönmez, söz konusu kazanımların Osmanlı’nın son döneminden itibaren sürdürülen kadın mücadelesinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade etti. Fatma Aliye’den Nezihe Muhittin’e kadar pek çok aydın kadının bu yolda mücadele verdiğini hatırlatan Sönmez, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren Türk Kadınlar Birliği’nin çabalarının da kadınların siyasi karar alma mekanizmalarında yer edinmesinde etkili olduğunu kaydetti.

1934’te kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması, Türkiye’yi bu alanda erken reform gerçekleştiren ülkeler arasına taşıdı. Sönmez, Türk kadınlarının siyasi haklarını Fransa’nın 1944, İtalya’nın 1945-1946 ve İsviçre’nin federal düzeyde 1971 yılında tanımasından önce elde ettiğine dikkat çekerek bu gelişmenin önemini şöyle değerlendirdi:

“1934 yılında kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınması, Türkiye’nin uluslararası alandaki konumunu da etkilemiştir. Türk kadınlarının bu hakları Fransa (1944), İtalya (1945–1946) ve İsviçre (federal düzeyde 1971) gibi birçok Avrupa ülkesinden önce elde etmesi, Türkiye’nin kadınların siyasal hakları bakımından erken reform gerçekleştiren ülkeler arasında yer almasını sağlamıştır. Bu durum, Cumhuriyet yönetiminin laikleşme, modernleşme ve toplumsal dönüşüm hedeflerinin uluslararası kamuoyuna yansıtılması açısından önem taşımıştır.”

1935 genel seçimlerinde 18 kadın milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmesi, siyasi hakların somut sonuçlarından biri oldu. Kadınların devlet yönetiminde temsil edilmesinin önünün açılması, Cumhuriyet’in toplumsal dönüşüm hedeflerinin önemli bir aşamasını oluşturdu.

ULUSLARARASI KADIN KONGRESİ İSTANBUL’DA TOPLANDI

Türkiye’nin kadın hakları alanındaki dönüşümünün uluslararası görünürlüğünü artıran gelişmelerden biri de 12. Uluslararası Kadın Kongresi’nin 1935 yılında İstanbul’da düzenlenmesi oldu. Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkının tanınmasının ardından, 8-25 Nisan 1935 tarihlerinde gerçekleştirilen kongreye Yıldız Sarayı ev sahipliği yaptı. Türk Kadınlar Birliği’nin ev sahipliğinde düzenlenen kongreye otuzdan fazla ülkeden yaklaşık 225 resmî delege ve çok sayıda katılımcı katıldı.

Kadınların siyasal ve hukuki eşitliği, çalışma hayatındaki hakları, evli kadınların vatandaşlığı, uluslararası barış ve silahsızlanma gibi konuların ele alındığı kongre, uluslararası kadın hareketinin önemli buluşmalarından biri olarak öne çıktı. Mustafa Kemal Atatürk’ün de konuşma yaptığı kongrenin Türkiye’de düzenlenmesini önemli bir gelişme olarak değerlendiren Sönmez, bunun yalnızca kadın hakları açısından değil, Cumhuriyet modernleşmesinin uluslararası alandaki görünürlüğü bakımından da anlam taşıdığını belirtti.

Sönmez, kongreye katılan çok sayıda kadın temsilcinin Türk kadınının modernleşme sürecinden ilham almış olabileceğini ifade ederek, Türkiye’nin o dönemde kadın hakları alanında gerçekleştirdiği dönüşümün uluslararası kadın hareketiyle kurulan ilişkiler bakımından önemine işaret etti.

EĞİTİMDEN BİLİME, SANATTAN ÇALIŞMA HAYATINA

Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı haklar, siyasi temsilin yanı sıra eğitim ve çalışma hayatında da önemli değişimlerin önünü açtı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’yla kız çocuklarının eğitim olanaklarının genişlemesi, kadınların farklı meslek alanlarında eğitim almalarını ve toplumsal yaşamda daha fazla yer edinmelerini sağladı.

Cumhuriyet öncesinde ağırlıklı olarak tarımsal alanda varlık gösteren kadınların, çağdaşlaşma süreciyle birlikte eğitim, sağlık, kamu ve bilim alanlarında da kendilerine yer bulmaya başladığını belirten Sönmez, kadınların sanat ve mimarlık alanındaki varlıklarının da toplumsal dönüşümün bir parçası olduğunu vurguladı.

Sönmez, bu değişimi şu sözlerle anlattı:

“Tevhid-i Tedrisat Kanunu kız çocuklarının okumasının önü açıldığından kadınlar artık farklı meslek gruplarında eğitim almaya başlamışlardır. Önceleri tarımsal alanda kendini gösteren kadın, Cumhuriyet’in çağdaşlaşma süreciyle eğitim, sağlık, kamu ve bilim alanlarında kendine yer bulur olmuştur. Nezaket ve zarafetin timsali kadınların sanat alanındaki varlıkları, estetik mimarinin gelişmesine katkıları bugün artık kadınların hemen her alanda meslek sahibi olduklarını ve Cumhuriyet’in aydınlık yüzünü ortaya koyduklarını göstermektedir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan millî, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nde kadınların sosyal, siyasi ve ekonomik olarak toplumsal alanın içinde yer alması, yetişen yeni nesle de örnek teşkil etmektedir.”

Kadınların farklı alanlarda eğitim alması, meslek sahibi olması ve ekonomik yaşama katılması, Cumhuriyet’in kadınlara açtığı yolun önemli sonuçları arasında yer aldı. Ancak eğitim ve çalışma hayatında elde edilen ilerlemeye rağmen kadınların toplumsal ve ekonomik yaşamda eşit koşullara ulaşması konusunda çözülmesi gereken sorunlar varlığını koruyor.

SİYASİ TEMSİL VE İSTİHDAMDA EŞİTLİK İHTİYACI

Cumhuriyet’in kadınlara kazandırdığı hakları değerlendirirken tarihsel kazanımları teslim etmek kadar, günümüzde devam eden eşitsizlikleri de görmek gerektiğini belirten Sönmez, kadınların siyasi temsili ve istihdamındaki oranların geliştirilmesi gereken alanları ortaya koyduğunu ifade etti.

Sönmez, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2025 verilerine göre kadınların Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki temsil oranının yüzde 19,9 düzeyinde kaldığını belirterek bu tablonun siyasal eşitlik açısından üzerinde durulması gereken bir durum olduğunu söyledi. Kadın istihdamının yüzde 30’lar civarında, erkek istihdamının ise yüzde 60’ın üzerinde olduğuna dikkat çeken Sönmez, eşit işe eşit ücret uygulamasının da geliştirilmesi gereken konular arasında bulunduğunu kaydetti.

Kadınların hukuki haklara sahip olmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Sönmez, bu hakların gündelik yaşamda etkin biçimde kullanılabilmesinin önemine işaret etti. Ona göre Cumhuriyet’in kazanımları, tamamlanmış ve değişmez bir dönüşüm olarak değil, korunması ve geliştirilmesi gereken tarihsel bir temel olarak değerlendirilmeliydi.

“KADIN HAKLARI SADECE KADINLARIN MÜCADELESİYLE ÇÖZÜLEMEZ”

Akademide 30 yılını geride bırakan bir kadın olarak Cumhuriyet’in sağladığı imkânlarla bugün sesini duyurabilmekten mutluluk duyduğunu ifade eden Sönmez, çalışma hayatı boyunca öğrencilerine kadın haklarının toplumsal bir sorumluluk olduğunu anlatmaya çalıştığını belirtti.

Sönmez, özellikle erkek öğrencilerine annelerinin, kız kardeşlerinin ve kız çocuklarının haklarını savunmaları gerektiğini anlattığını vurgulayarak kadın hakları mücadelesinin yalnızca kadınların sorumluluğuna bırakılamayacağını dile getirdi.

“Çalışma hayatına başladığım günden itibaren genç kız öğrencilerime ve ancak onlardan daha çok erkek öğrencilerime anneleri, kız kardeşleri ya da kız çocuklarının haklarının savunucusu olmaları gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Çünkü kadın hakları sorunu aslında bir insan hakları sorunudur. Bu nedenle de sadece kadınların talebi ve çabası ile çözümlenmesi mümkün değildir. Erkek yöneticilerin de en az kadınlar kadar ve hatta onlardan daha fazla bu yolda emek harcamaları ancak toplumun çok yönlü kalkınmasını sağlayacaktır.”

Cumhuriyet’in kadınlara sunduğu eğitim, çalışma ve siyasi temsil imkânlarının gelecek kuşaklar için de önemli bir miras olduğunu belirten Sönmez, bu mirasın korunması ve geliştirilmesinin toplumsal sorumluluk gerektirdiğini ifade etti. Kadınların her alanda daha güçlü biçimde temsil edilmesi, ekonomik yaşama eşit koşullarda katılması ve sahip oldukları hakları fiilen kullanabilmesi, Cumhuriyet’in eşitlik idealinin geleceğe taşınması açısından önem taşıyor.

Sönmez, sözlerini tüm okurların Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayarak tamamladı:

“Bu vesile ile tüm okurlarımızın Cumhuriyet Bayramı’nı kutlar ve aydınlık bir gelecek dilerim.”

Muhabir: Süha Parmaksız