Ulusal basında haber ve köşe yazılarını okurken ülkemizin iki ustası ve değeri ile ilgili yazılara rastladım.
Hemen aklıma bu iki usta ve değerin meslek hayatımda bana sağladığı katkıları aklıma geldi.
Kimdi bu iki usta ve iki değer?
Biri Ara Güler , diğeri Bahaettin Karakoç …
İkisi de koca çınar… İkisi de neredeyse Cumhuriyetimiz ile yaşıt… İkisi de Cumhuriyetimizin 95’inci yıldönümüne 10 gün kala aramızdan ayrılıyor.
Bu koca çınarlardan ilki, “Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır. Tarihi zapt ediyorsun. Bir makine ile tarihi durduruyorsun” diyen gazetecilikten gelme ve 51 yıllık hayatımda bana fotoğraflarıyla, fotoğrafa bakış açısıyla ışık tutan Ara Güler .
Diğeri ise, yine gazetecilik kökenli şair ve yazar Bahaettin Karakoç . “Yarar yönünden ister meyve versin ister gölge/İster yaş olsun ister kuru/İster bir tenhada dikili dursun ister bir eşya olarak evimizin bir köşesinde dursun/Ağaç hep aynı ağaçtır” diyen gönül dostu şairimiz Bahaettin Karakoç .
Türk Edebiyatı’nın “Dede Korkut” ve “Beyaz Kartal” diye andığı Bahaettin Karakoç aramızdan ayrılırken şöyle sesleniyor bizlere:
“ Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana/Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana/Ihlamurlar çiçek açtığı zaman”.
Kalp, hepimizde var değil mi? Evet var. Canımızın olmasına neden olan bir organ olarak görev yapan bu kalbimiz ruhumuzu besleyen bir pınar haline geline “Gönül” ola biliyor.
İşte üslubu, hassasiyeti, kelimeleri ve en önemlisi şiirleriyle bizi büyüleyen Bahaettin Karakoç’tan da çok etkilenmiştim meslek hayatıma başladığım 13 yaşında.
Geçen 38 yıl sonrasında maneviyatla yoğrulmuş bir söz ustası olan Bahaettin Karakoç’u bir nebze anma fırsatı yakaladım bu köşe yazısıyla.
Yazı yazmak, haber yapmak nasıl önemliyse, fotoğrafı çekmek ve yazıyı, haberi fotoğrafla bütünleştirmek çok önemlidir bizim meslekte.
Meslekte 2013 yılından bu yana rengi de tur kuaza dönen Sürekli Sarı Basın K artı taşıyan biri olarak fotoğraflarıyla kendi tabiriyle hiçbir yere sığmayan ve 90 yaşında aramızdan ayrılan Ara Güler, işte bu geçen sürede hayatını hep fotoğraflara sığdırdı.
Bana da bir gazeteci olarak fotoğrafların penceresinden habere bakma ve haberi okuma konusunda önder oldu.
Evet, şimdi tüm yitirdiklerimiz gibi bu iki usta ve iki değer artık yok. Meslekte bize önderlik eden birçok ağabeylerimiz ve ablalarımız gibi yarın bizler de olmayacağız.
Onlar gibi ustaların bizlere kazandırdıkları, eserleri ve değerleri dün olduğu gibi, bugün de yarın da bize ışık olmaya devam edecek…
Işıklarınız bol olsun değerli ustalar ve üstatlar…
Mek ânlarınız cennet olsun. Allah rahmet eylesin.
Bir sonraki makalemde buluşmak üzere sağlıcakla kalın. Allah’a emanet olun.